İş Hukuku açısından işten istifa edeceğinizde dikkat etmeniz gereken hususlar

Halbuki gerçekte durum çok farklıdır. Uygulamada işveren, işçi üzerinde büyük bir baskı kurmakta ve işçinin maaşında veya çalışma koşullarında değişiklik yaratmaktadır. İkramiyelerin kaldırılması, maaşının geç verilmesi, ücretsiz izne çıkarılması, iş konumunun değiştirilmesi, yol, yemek ve yakacak yardımı gibi sosyal haklarının kaldırılması gibi değişikliğe gitmekte, işçinin itirazı üzerine de işveren “beğenmiyorsan kapı orda” demesi üzerine işçi, işi bıraktığı takdirde istifa ettiğini zannedip hiçbir hakkı olmadığını düşünmektedir. İşçi, önceden aldığı haklarını tekrar işverene geri vermekte, bilgisizliğinden ötürü işi bırakmamakta, hakkını aramamakta ve işverenin yaptığı değişikliğe katlanmak zorunda kalmaktadır. 
İş Hukuku ise bu şekilde değildir. İşçi, maaşını 20 gün içinde almadığı takdirde işi bıraktığında işçinin istifası söz konusu olmayıp işçinin işi bırakma eylemi “işçinin haklı nedenle feshi” durumuna girmekte ve işçi kıdem tazminatına hak kazanmaktadır. Ayrıca işçi, fazla mesai ve resmi tatil ve yıllık izin ücretleri gibi haklarını da işverenden talep edebilecektir. Aynı şekilde işveren, işçiyi bulunduğu konumdan daha alt bir konuma getirmesi sonucunda işçinin, işi bırakması istifa değil “işçinin haklı nedenle” feshi söz konusudur. İşçi, bu durumda İhbar tazminatı hariç tüm haklarını işverenden talep edebilecektir. Unutmayın ki işçinin kazanılan hakları, işveren tarafından tek taraflı alınamaz. Hakların geri alınması için ancak işçinin rıza göstermesi zorunludur. İşçi, değişikliğe rıza göstermeyip işi bırakırsa ihbar tazminatı hariç tüm haklarını işverenden talep edebilir. Bu durum işçinin istifası kesinlikle değildir.


İşçinin çalışmasını önleyecek şekilde işçiye özgü değişikliklerin olması (askerlik, emeklilik vs.) haricinde işçinin işten Kıdem Tazminatı alarak ayrılabilmesi için geçerli veya haklı nedenle fesih hakkının oluşması gerekir. Bu şekilde, Kıdem Tazminatı İş Kanunu’nda belirli gerekçelere bağlanmış ve işçinin kendi rızasıyla işten ayrılması, uygulamadaki adıyla istifa etmesi halinde Kıdem Tazminatı ödenmeyeceği belirtilmiştir. Bunun haricinde işten kendi rızasıyla ayrılan diğer tabirle istifa eden işçiye Kıdem Tazminatı ödenmez.


Bir de uygulamada işçinin, işverene verdiği istifa dilekçelerinin hukuki mahiyeti de önemlidir. İşçi tarafından verilen istifa dilekçesi, iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiğini gösteren güçlü bir delildir. Bu istifa delilinin hükme esas alınmaması için işçinin, istifayı irade bozukluğu ile imzaladığını ortaya koyması gereklidir. İşçi, hata, hile veya tehdit ile istifa imzaladığını ispatı, genel ispat kuralları ile işçiye düşmektedir. Bu nedenledir ki istifa imzalamayan işçilerin davasında ispat yükü işverende olduğu unutulmamalıdır. Çok zorunlu olmadıkça işçilerin, istifa dilekçesi imzalamaması tavsiye olunur. Çünkü dava esnasında ispat külfeti, işverendedir. İşçi, imzaladığı istifada irade bozukluğunu HMK uyarınca "TANIKLA" ispat edebilmektedir. Verilen istifa dilekçelerinin hukuki mahiyeti aşağıda başlıklar halinde siz sevgili işçi kardeşlerimizin aydınlanması icin sunulmuştur.

Ancak uygulamada bazı durumlar vardır ki istifa olmasına rağmen Kıdem Tazminatı hakkı doğar. 

A- İstifa dilekçesinin baskıyla alınması veya şarta bağlanması:

İşçinin farklı gerekçeler öne sürerek baskı altında istifa dilekçesi alınmış olabilir. Uygulamada, işçinin ceza kovuşturmasını gerektirecek bir olayla suçlanması durumunda, işçinin istifaya zorlanması zaman zaman gündeme gelebilmektedir. Nitekim, Yargıtay “Cumhuriyet Savcılığına ihbar olunacağı tehdidi altında verilen istifa dilekçesinin işçinin gerçek iradesini yansıtamayacağını belirterek istifa belgesine geçerlilik tanımamıştır.” Ayrıca Yargıtay “İşyerinde hizmet süresi itibarıyla belirli hakları kazanmış bir kişinin hayatın olağan akışı içinde istifa ile bu hakları ortadan kaldırması olağan bir davranış sayılmaz” diyerek işçinin, uzun bir kıdem süresine sahip olması da feshin işçi tarafından yapılmadığı gören bir olgu olarak değerlendirmiştir. Ayrıca Yargıtay işçinin kalifiye, yüksek ücret alan, eğitimli bir işçi ile vasıfsız, asgari ücretle çalışan işçinin iradelerinin farklı olacağı ve bu kriterlerinde ayrıca değerlendirileceğini belirtmiştir. 

Bununla birlikte; işçi, “Kıdem Tazminatım ve tatillerden dolayı alacağım verilmek şartı ile istifamın kabulü” şeklindeki istifa dilekçesini Yargıtay gerçek istifa dilekçesi olarak saymamıştır. Bu durumunda Mahkeme, işçinin tüm haklarını işverence ödenmesi gerektiğine karar kılmıştır. Yargıtay “Şarta bağlı istifa dilekçelerinin geçerli olduğu kabul edilemez” sonucuna varmıştır. 

B- Beyaza veya boş kağıda atılan imza: 

Genel olarak işe girişte işverenlerin, işçiden boş kağıda imza alıp daha sonra alınan imzanın üstünü doldurması ve içeriğinin istifa dilekçesi olması durumunda ortaya çıkan istifa dilekçesi geçersiz sayılacaktır. Bu husus tanıkla ve her türlü delil ile ispat edilebilmektedir. 

 C- İstifa dilekçesinin alındıktan sonraki bir tarihte işleme konması: 

İşçi kendi rızasıyla işten ayrılmak istediğini beyan eden dilekçesini işverene vermiştir ancak istifası işveren tarafından kabul edilmemiş ve bu şekilde işçi çalışmaya devam etmiş olabilir. Bu şekilde dilekçeye rağmen işverenin reddi ile çalışmaya devam eden işçinin dilekçesi kabul edilmez. Yargıtay “İşçi tarafından rıza ile imzalanmış fakat işleme konmayıp işçi çalışmaya devam etmişse işçinin önceden imzaladığı istifa dilekçesi geçersizdir ve bu belgeye göre hüküm kurulmaz” demiştir. Ayrıca “İşe girerken veya çalışma esnasında alınan istifa dilekçeleri kesinlikle geçersizdir.” Bu şekilde alınan istifa beyanı, işçinin gerçek iradesini yansıtmamaktadır. 

D- İstifa Dilekçesinde Çelişki:

İşçi istifa dilekçesi vermiş olmakla birlikte işveren savunmasında çelişkiye düşmesi söz konusu olduğunda istifa dilekçesi nazara alınmaz geçerliliği kalmamaktadır. Örneğin işveren, mahkemeye istifayı sunmuş fakat işçi işsizlik maaşından yararlanmış veya işçiye haklarını aldım (ibraname) yazısı imzalatmış veya işçiye çek veya senet vermiş olması durumunda istifa ile çelişen delil veya beyanlar bulunduğundan istifanın hükmü kalmamakta işçi haklarını alabilmektedir. 

 E- İstifa dilekçesi ve işçinin dayandığı gerçek sebebin araştırılması:

İşçi, istifa ettim deyip gerçek nedeni konusunda açıklık getirmeyebilir. Bu durumda Yargıtay istifanın gerçek nedenini araştırarak feshi haklı kılan bir neden var ise istifayı dikkate almayıp işçi lehine karar verebillmektedir. Yargıtay istifaları “İşçi lehine yorum” yöntemi ile incelemektedir. Örneğin “İşçi yıllarca çalıştığım işyerinde görevimi engelleyen genel ve şahsi problemlerle görevden ayrılmam sorumluluk ve gerekliliğini anlamış bulunuyorum. İstifanın kabulünü arz ederim” şeklindeki istifa dilekçesinde Yargıtay, “Mahkemenin işçinin ayrılmasının haklı olup olmadığı araştırması ve buna göre karar vermesi gereklidir” demektedir. Mahkemede işçinin 2 aylık ücretinin ve primlerinin ödenmemesi nedeniyle bu istifayı sunmasını işçinin haklı feshi olarak görmüş ve haklarını işverence ödenmesi gerektiğine karar kılmıştır. 

F-Şarta bağlı istifa dilekçeleri ;

İşçi, “kıdem tazminatım ve tatillerden dolayı alacağım verilmek şartı ile istifamın kabulü” şeklindeki istifa dilekçesini Yargıtay gerçek istifa dilekçesi olarak saymamıştır. Bu durumunda Mahkeme, işçinin tüm haklarını işverence ödenmesi gerektiğine karar kılmıştır. Yargıtay “Şarta bağlı istifa dilekçelerinin geçerli olduğu kabul edilemez” sonucuna varmıştır.


 “İstifa ediyorum” demek yerine iş akdimi tek taraflı olarak feshediyorum” denmeli!

İş Kanunu’na göre Kıdem Tazminatı hususunda işçi kendi rızasıyla işten ayrılması sonucu işçinin işverenden herhangi bir hak iddia edememesine kuruludur. Bu sebeple; işçinin işten ayrılmasında istifa ile kendi rızası ile mi ayrılıp ayrılmadığı konusu net olmalıdır. Oysa uygulamada ise işçi kesimi bu konu hakkında yeterli bilgi sahibi olmayıp her işi bırakmayı istifa olarak değerlendirmektedir. 

Halbuki gerçekte durum çok farklıdır. Uygulamada işveren, işçi üzerinde büyük bir baskı kurmakta ve işçinin maaşında veya çalışma koşullarında değişiklik yaratmaktadır. Örneğin; İkramiyelerin kaldırılması, maaşının geç verilmesi, ücretsiz izne çıkarılması, iş konumunun değiştirilmesi, yol, yemek ve yakacak yardımı gibi sosyal haklarının kaldırılması gibi değişikliğe gitmesi gibi durumlarda işin işçi tarafından bırakılması istifa değildir. Bu durumda işçi işten ayrılması halini haklı veya geçerli nedene dayanması durumunda bunun istifa ile ayrılma olmadığını bilmesi gerekir. 

 Bununla birlikte; istifa gibi işten ayrılma olmasına rağmen Kıdem Tazminatı’na hak kazanılabilir. 

Sonuç olarak işçi için Kıdem Tazminatı iş akdinin feshedildiği işsiz kalındığı sürede geçimini sağlayacak en önemli gelirdir. Bu gelirin kaybedilmemesi için işçinin Kıdem Tazminatı’nı hak edecek şekilde işten ayrılması gerekir. Bunun için geçerli ve haklı nedenle işten ayrılan işçi dilekçesini “İstifa ediyorum” şeklinde değil, “İş akdimi tek taraflı olarak feshediyorum” ibaresi ile bitirmelidir.


“işçi, ben işverene istifa dilekçesi imzaladım hiçbir hakkım yok” diye kesinlikle düşünmesin. İşçilerin mutlaka, Mahkemeye gidip haklarını sonuna kadar araması gereklidir. Yargıtay istifa dilekçelerini bir bütün olarak değerlendirip denetimini hata, hile, tehdit ile sınırlandırmadığı, istifa dilekçesi ile birlikte olayın arka planını da irdelediği görülmektedir. Mutlaka hakkınızı arayın hayatınız boyunca mağdur olmayın.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.