İstanbul Barosu: "Yine Olan Çocuklara Olacak!"

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi'nden konuya ilişkin yapılan açıklama şöyle:

Anayasa Mahkemesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun çocuklara yönelik cinsel istismar suçuna verilecek cezayı belirleyen 103. maddesinin 2. fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesine hükmetmiştir.

Bilindiği üzere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesi 2014 yılının Haziran ayında yapılan değişiklikten önce şöyleydi:

Madde 103- (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;

a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) (Değişik: 29.6.2005 – 5377/12 md.) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması halinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

(7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

5237 sayılı TCK’nın 103. Maddesi, 18.06.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun ile aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

(Değişik: 6545 - 18.6.2014 / m.59) (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

(3) Suçun;

a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,

d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

6545 sayılı “torba” kanun ile getirilen bu düzenleme, çocuklarla çalışan meslek örgütleri ile ve sivil toplum örgütlerinin önerileri dikkate alınmadan yasalaşmıştı. Değişiklik ile çocukları istismar edenlere yönelik cezaların arttırılarak çocukların korunmasının hedefleneceği belirtilse de; ani ve kesintili suç kavramının getirilmesi, ruh ve beden sağlığına ilişkin düzenlemenin kaldırılarak delilsizlik durumunun oluşması,  çocukların erken evlendirilmelerine yönelik hiçbir düzenleme olmaması, cinsel taciz suçunun istismar kapsamından çıkarılması ve akranlar arası rızaya dayalı cinsel birliktelikler ile yetişkinlerin çocuklarla olan cinsel birliktelikleri arasında her hangi bir fark gözetilmemesi nedenleriyle, eksik ve yanlış olduğunu belirtmiştik. Sadece failin nasıl cezalandırılacağına odaklanan yasal düzenlemenin çocukları korumanın aksine, çocukların aleyhine olacağı ve haksız uygulamalara yol açabileceği konusunda uyarılarda bulunmuş, devletin çocukları istismardan korumak için üzerine düşen ceza hukuku dışındaki yükümlülüklerini de hatırlatmıştık.

Yasal değişikliğin üzerinden 1 buçuk yıl geçmesinin ardından,  Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesi, bu düzenlemenin hukuk devletinde olması gereken adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle suç ve cezaların orantılılığı ilkeleriyle bağdaşmadığı, kırsal kesimlerde küçük yaşta evliliklerin, şehirlerde ise yaşı küçük çocukların cinsel birlikteliklerinin yaygın olduğu ve çocuk sanıkların, yaşı küçük çocuklarla cinsel ilişkinin ağır yaptırımının bulunduğunu bilmediği, çocukların yüksek cezalarla karşılaşmasının vicdanları zedelediği gerekçeleriyle, Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak, TCK 103/2 maddesinin iptalini talep etti.

Anayasa Mahkemesi, 12 Kasım 2015 tarihli 2015/26 Esas ve 2015/100 karar sayılı kararında, yeni düzenlemenin dayandığı kuralın fiilin farklı yaş gruplarındaki mağdurlara karşı işlenmesi, failin yaşı, mağdurun yaşının ikmali ile birlikteliğin evliliğe dönüştürülmesi gibi her bir somut olayın özellikleri dikkate alınarak ceza tayin edilmesi veya onarıcı adalet kurumunun uygulanmasını ortadan kaldırdığı, bu kuralın bazı durumlarda somut olayın özellikleriyle bağdaşmayacak ve suçla yaptırım arasında bulunması gereken adil dengeyi ortadan kaldıracak ölçüde ağır cezaların verilmesi sonucu ortaya çıkarabilecek bir niteliğe sahip olması gerekçeleri ile iptal etti. Yasal bir boşluk oluşmaması için kararın yürürlük tarihi, Resmi Gazete’de yayınlanmasının ardından 1 yıl sonraya ertelendi.

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak, Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinde her ne kadar suça sürüklenmiş çocuklara yönelik haksızlıktan bahsedilmiş olsa da, iptal hükmü ile ortaya çıkan sonuçtan çocukları istismar eden yetişkinlerin yararlanacağını üzülerek kamuoyu ile paylaşmak isteriz.

İptal kararının, çocuklara karşı bu suçu işleyen yetişkin faillerin, kaçınılmaz ve caydırıcı bir yaptırım ile karşılaşmalarının önünde engel olacağı gibi özellikle Anayasa Mahkemesi’nin 10.06.2015 tarih ve 2014/36 Esas ve 2015/51 Karar sayılı, TCK Madde 230/5 ve 6’yı iptal ederek, resmi nikah olmaksızın dini nikah kıyanların cezalandırılmasını ortadan kaldıran kararı ile birlikte değerlendirdiğimizde, Anayasa Mahkemesi’nin erken yaşta evlilikleri, toplumsal ve kültürel bir olgu olarak kabul ettiğini ortaya koymaktadır. TCK Madde 103/2 ‘nin iptali çocukların kendilerine cinsel istismarda bulunan kişilerle evlendirilmelerinin önünü açacak niteliktedir

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına, farklı gerekçe ile oy veren Anayasa Mahkemesi Üyesi Osman Alifeyyaz Paksüt’ün açıklamalarına katılmakla birlikte, akranlar arası rızaya dayalı cinsel birlikteliklerde çocukların cezalandırılmasının ciddi bir çocuk hakkı ihlali olduğunun altını çiziyor, yasa koyucunun bu yasal düzenleme nedeniyle yaşanan adaletsizlikleri farkederek, mağdur ve suça sürüklenen çocukları korumak için Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne uygun bir çocuk adalet sistemi inşa etmesi gerekliliğini yeniden vurguluyoruz.

Yapılacak yeni düzenleme, fail ile mağdur arasındaki yaş farkını esas almalı; önleyici tedbirleri, mağdurlara sağlanacak destekleri ve istismar şüphesi halinde kullanılabilecek müdahale biçimlerini kapsamalı; etkili, caydırıcı ve kaçınılmaz bir yaptırım için çocuğu tehdit eden bütün eylemleri içererek suçu tanımlamalı; mağdurun yargı sürecine dâhil olmasıyla maruz kaldığı ikincil mağduriyetleri önleyecek şekilde olmalıdır.

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak yeni yapılacak yasal düzenleme için üzerimize düşen tüm sorumluluğu almaya hazır olduğumuzu ve yasa koyucunun daha önceki hatalardan ders çıkararak çocuklarla çalışan tüm meslek örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve akademisyenlerin yasama sürecine katılımlarını sağlamasını ve tüm sürecin yakından takipçisi olacağımızı paylaşıyoruz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.