İyi hal nedir, neden uygulanır?
İyi hâl indirimi, yargılamalardaki temel unsurlardan biri. Hâkim takdirinde olan bu uygulamada, hangi hallerde cezanın ne kadar indirileceği kanunlarda açık olarak belirtiliyor. Amaç ceza alan sanığın ıslahı, topluma kazandırılması ve bu suçu tekrarlamamasının sağlanması gibi gerekçelerle açıklanıyor. Ama üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın vahşice öldürülmesinin de yarattığı hassas ortamda kamuoyuna yansıyan uygulamalar, hem vicdanları yaraladığı, hem de failleri cesaretlendirdiği yönünde tartışmalara da sebep oluyor. 

Ceza hukukçusu Doç. Dr. Yılmaz Yazıcıoğlu,
iyi hâl indirimi uygulamasında yaşanan sıkıntıları Al Jazeera’ye değerlendirdi. Yazıcıoğlu, hak etmeyen suçluların takdiri indirimden faydalandırılmasından hâkimleri sorumlu olduğu görüşünde:

“Bizde maalesef her şey sıradanlaştığı için, herhalde hâkimler kendileri üzerinde bir baskı görüyorlar. Yaptıkları yargılamaların yüzde 99’unda cezayı takdiren indiriyorlar. Kişinin bunu hak edip hak etmemesine, olaya, faile bakılması gerekiyor. Sorun tamamıyla bizdeki hâkimlerin kendi kişiliklerinden, olaya bakışlarından, dünya görüşünden kaynaklanıyor. Bence hâkimlerin kendi içlerinde yarattıkları toplumsal baskıdan dolayı…

>> Hukukçulardan 'iyi hal indirimi'yle ilgili farklı açıklamalar

O kadar çok davaya bakıyor ki hâkimler, yanlış yapmamak adına yanlış yapmayı tercih ediyorlar. Bir kişi [takdiri indirimi] hak edecekken vermemek yerine, hak etmeyene vermeyi tercih ediyorlar.”

“İsviçre’de cezayı tamamen kaldırma yetkisi var”

Yazıcıoğlu, dünyanın her yerinde takdiri indirim sebeplerinin uygulandığını belirtti:

“Burada biz hâkime indirim hakkı veriyoruz. İsviçre’de hâkim 5 yıla kadar olan cezalarda gerekli görürse cezayı tamamen kaldırma yetkisi veriliyor. Dünyanın her yerinde cezaların faillerin kişiliğine uydurabilmesi, objektiflikten sübjektifliğe geçip bireyselleştirilmesi için takdiri indirim sebepleri kabul edilir. Olması da gerekir. 

Mesele iyi kanun-kötü kanun değil. Kanunlar üç aşağı beş yukarı aynı. İyi uygulama-kötü uygulama vardır. Türkiye’de de kırmızı-sarı-yeşil ışık var, Almanya’da da, İtalya’da da, ABD’de de var… Önemli olan sürücülerin ona ne kadar riayet ettiği. Hâkimlerin olaya bakışı… Ben sosyolojik ve psikolojik baskı altında olduklarını düşünerek otomatik olarak uyguladıklarını düşünüyorum. O kadar kahredici olaylara uyguluyorlar ki, inanılır gibi değil… Ama kendi telefonuna telefon dinleme kararı veren hâkimlerden oluşan bir ülkede bulunuyoruz.”

Haksız tahrik indirimi

Yazıcıoğlu, iyi hal indiriminin tahrik indirimiyle karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Ancak haksız tahrik indiriminden yararlandırılan bütün faillere genelde takdiri indirim sebeplerinin uygulandığını da belirtti:

“Tahrik kişinin o suçu işlemesindeki nedeni ortaya koyar. Suç işleyen kişi, kendisine karşı acı, elem ve kötü bir duruma sokan harekete karşılık tepki olarak yapıyorsa, o tahrik indiriminden yararlanabilir. 

Haksız tahrik indiriminden yararlandırılan bütün faillere de genelde takdiri indirim sebepleri uygulanır. Bu da aslında yanlış. Suçu işleyen kişi haksız edimin kendisinde yarattığı tepki nedeniyle suç işliyor olabilir ama kişiliğinde takdiri indirim uygulanmamasını gerektirecek bir sürü sebep olabilir. Otomatiktir bazı şeyler…”

“Eğitim ve denetim sağlanmalı”

Yazıcıoğlu, hâkimlerin denetlenmesinin ve eğitilmesinin önemini vurguladı:

“Hakimlerin bu yetkilerini kısıtlamak çok fena olur. Önemli olan hâkimlere izanlı davranmalarını sağlayacak eğitimi ve denetimi sağlamaktır. Aslında bu takdiri indirim sebeplerini uygularken her karar gerekçeli olmalıdır. Hâkim niçin takdiri indirim sebebini uyguladığını anlatmak için gerekçe yazmak zorundadır. Bu da Yargıtay’ın denetimine tabidir.”

Yargıtay’ın denetiminde de sıkıntılar yaşanabileceğini belirten Yazıcıoğlu, “Yargıtay’ın bunu denetleyip bozduğu birkaç hadise var. İstisnalar kaideyi bozmaz. Ama genelde onlar da yargılama sırasında o sanıkla yüz yüze gelemedikleri için o sanığa uygulanan takdiri indirim sebebini ancak gerekçeden denetleyebilirler. Ama bazen gerekçeye yansımayan durumlar da oluyor. Bu yetkiyi hâkimden alabilirsiniz. O zaman insan haklarına saygılı, demokratik hukuk devleti olma ilkesinden uzaklaşırsınız” dedi.

“Cezanın infazında sulandıran bir toplumuz”                                           

Türkiye’de cezanın infazı konusunda da sorunlar yaşandığını söyleyen Yazıcıoğlu, “Dünyada bize yakışan bir laf var: Türk gibi başla, İngiliz gibi bitir. Yargılamayı çok ciddi ve hızlı olarak yaparız, sonuna kadar takipçisiyiz diye başlayıp, cezanın infazında son derece sulandıran bir toplumuz” dedi.


Kaynak: Al Jazeera
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.