İzmir Barosu Başkanı Aydın Özcan, oy sayım işlemlerinin iptalini istedi
İzmir Barosu Başkanı Aydın Özcan, anayasa değişikliği referandumuyla ilgili, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK), "Sandık kurulu mührü taşımayan oy pusulası ve zarfların dışarıdan getirilerek kullanıldığı kanıtlanmadıkça geçerli sayılmasına karar verilmiştir" yönündeki  duyurusu esas alınarak, yapılan tüm oy sayım ve döküm işlemlerinin iptaline karar verilmesi için kişisel olarak YSK'ya dilekçeyle başvurdu.

YSK'ya dilekçeyle başvuran Baro Başkanı Aydın Özcan, Yüksek Seçim Kurulu'nun 16 Nisan'da 559 Karar Numaralı kararında, 'Evet' mührüyle mühürlenmiş oy pusulalarının da geçerli sayılması ile sandık kurulu mührünün, sandık kurulu tarafından oy pusulasının ön yüzüne basılmış olması veya arka yüzüne basılmış olmakla birlikte mürekkep fazlalığı nedeniyle ön yüzüne yansımış olması halinde de bu nitelikte olan oy pusulalarının geçerli sayılmasına karar verildiğini belirtti. Aydın Özcan, verilen bu kararın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde düzenlenen hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı ilkesine, Anayasa'nın ilgili maddelerine 298  sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 101. maddesi, 77. maddesi ile 98. maddesine ve Yüksek Seçim Kurulu'nun 135/1 Sayılı Genelgesinin 43. maddesi hükmü ve YSK'nın yerleşik kararlarına aykırı olduğunu öne sürdü.

'Oy sayımı geçersiz olup iptali gerekir'

Yüksek Seçim Kurulu'nun www.ysk.gov.tr isimli web sayfasında 16 Nisan'da yayınlanan duyurusunda, 'Sandık kurulu mührü taşımayan oy pusulası ve zarfların dışarıdan getirilerek kullanıldığı kanıtlanmadıkça geçerli sayılmasına karar verilmiştir' denilerek anayasa değişikliği halk oylamasında tüm oy sayım ve döküm işlemlerinin buna göre yapılması hususunda tüm il ve ilçe seçim kurulları ile sandık kurullarına duyuruda bulunululduğunu hatırlatan Özcan, "Yüksek Seçim Kurulunun www.ysk.gov.tr isimli web sayfasında 16 Nisan'da  yayınlanan duyuruda belirtilen 'Mühürsüz zarfların geçerli sayılması' hususu ise Yüksek Seçim Kurulu'nun herhangi bir genelgesi veya kararına dayanmadığı gibi, hukuk ilkelerine, uluslararası sözleşmelere, anayasa hükümlerine ve konuyu düzenleyen yasanın hükümlerine aykırıdır. Hiçbir yasal dayanağı olmamakla hukuken yok hükmündeki bu duyuru  esas alanırak yapılan tüm oy sayım ve düküm işlemleri geçersiz olup, iptali gerekir" dedi. Bütün bu nedenlerle yapılan tüm oy sayım ve döküm işlemlerinin iptaline karar verilmesini istedi.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
gülse akçay 3 ay önce

barolar birliği başkanı da dahil, bu referandum sürecinde tercihini açıklayıp o tercihin çıkması için çalışma yapan tüm baro başkanları kalitesini göstermiştir. siyasi bir kurum olmayan baroların başında olup, buradan edindikleri gücü tamamen kendi siyasi görüşleri doğrultusunda kullanan bu kişiler bugün lütfen çıkıp adaletsizlikten falan dem vurmasınlar.

çünkü siz bugün o sınırlı yetkilerinizle bile fırsatı ganimet bilip her türlü siyasi kirli oyununuzu sergilerken yarın Allah muhafaza ülkenin başına gelseniz kimbilir neler yapacaksınız.

utanın. utanın.

Avatar
burak 3 ay önce

Baroların takınmış olduğu tutum siyasi olmayıp avukatlık kanununun bir gereği olarak halk bilgilendirilmeye çalışılmıştır . Bu kapsamda anayasa teklifinin doğru yanlış yönlerini ortaya koyan barolar bu değişikliği vatandaşa bile anlatamayan kesimleri rahatsız etmiş olabilir bu durumda baroların görevlerini layıkıyla yaptığına işaret eder .

Misafir Avatar
gülse 3 ay önce @burak

baroların takındığı tutum siyasidir. barolar ve barolar birliği resmen kendi siyasi görüşleri doğrultusunda hayır ve evet kampanyaları yürütmüşlerdir. bunu inkar etmenin hiçbir anlamı yok, söylemlerinin tümünü dinledik, barolar birliğinin metnini okuduk. insanlara olan biteni anlatmakla uzaktan yakından alakası olmayan beyanatlar. insanlara bu değişikliğin neler getireceğini ya da sakıncalarını anlatmak yerine işlerine hangi kısım geliyorsa onun propagandasını yapmaya çalıştılar. barolar gibi kısıtlı yetkisi olan kuruluşların başındakiler bir de adalet sisteminin göbeğinde yer alan bu insanlar böyle davrandıktan sonra çıkıp 'adalet' diye konuşmasınlar. bu kavramı paravan olarak kullanarak kendi çıkarları neyi emrediyorsa, kendi siyasi görüşleri nereye yatkınsa onun maşalığını yapıyorlar.

ülkenin 'adalet' lafını dilinden düşürmeyen avukat birlikleri bile tamamen politize halde siyasi partilerin arka bahçeliğini yapıyor ve bunu avukatlık kanunu ile bağdaştırıyorsunuz. gülünecek hal.

Beğenmedim! (0)