Kanlıca'daki reis kim?
7 KİŞİ VAR AMA ÖRGÜT YOK
Ahmet Hakan’ı takip edip evinin önünde saldıran dört kişi, kendilerine bunun için 100 bin lira teklif edildiğini söyleyip 3 de isim verdi. Kimden talimat aldıklarını da anlatan sanıklara savcı ‘örgüt’ten tutuklama istedi.  Sadece ‘yaralama’dan 1 tutuklama veren mahkeme ise ‘örgüte ilişkin delil bulunmadığını’ belirtti.

İSTANBUL Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’ndeki işlemlerinin ardından 4 Ekim akşamı adliyeye sevk edilen 7 şüpheli, Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nun nöbetçi savcısı Mehmet Şenay Baygın tarafından 6 saat sorgulandı. Savcı Baygın, şüphelilerin ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘mala kasten zarar verme’, ‘birden fazla kişi ile tehdit’ ve ‘hakaret’ suçlamalarıyla tutuklanmalarını istedi. İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği’nce sorgulanan şüphelilerden bazıları emniyette baskı gördüklerini, bu nedenle ifadelerini kabul etmediklerini söyledi.

TALİMAT İKİ ESKİ POLİSTEN

Eski özel harekât polisi Yahya Kemal Gezer ve yine eski polis olan Nezih Özbirinci’nin talimatıyla örgüt kurdukları iddiasını reddeden şüpheliler, Ahmet Hakan’a ‘hakaret, tehdit ve mala zarar verme’ gibi suçları da işlemediklerini öne sürdü. Mahkemenin kararında, ‘örgüt kurma ve üyesi olma’ suçuna ilişkin dosyaya yansıyan hiyerarşik bir yapı, bu yapı içerisinde emir verme, emir alma, süreklilik gibi Yargıtay uygulamalarında aranılan unsurların tüm ayrıntılarıyla delillendirilmediği gerekçesiyle şüphelilerin tutuklanmasına yeterli görülmediği belirtildi.
‘Mala zarar verme’ suçundan Ahmet Hakan Coşkun’un aracına, gözlüğüne verilmiş bir zararın fotoğraflarıyla birlikte dosyaya yansıtılmadığı, varsa hangi şüpheli tarafından gerçekleştirildiği açıkça belirtilmediği ve bu suçun takibinin şikâyete bağlı olduğu kaydedilen kararda, cezanın alt ve üst sınırı dikkate alınarak tutuklamanın ağır tedbir olacağı belirtildi.

‘TEHDİDİN DELİLİ YOK’

‘Hakaret, silahla tehdit, birden fazla kişiyle tehdit’ suçlarına yönelik ise şikâyetçi beyanından başka dosyaya sunulmuş delil olmadığı belirtilen kararda, “Silahla tehdit suçunda unsur olarak gösterilen silahın bir adet bira şişesi olup bu şişenin de suçta kullanıldığına dair beyan ya da sağlık raporu bulunmadığı, bu haliyle tutuklama talebinin mevcut haliyle ağır bir tedbir olacağı görülmektedir” denildi.
Kararda, ‘kasten yaralama’ suçu yönünden ise örgüt yöneticiliğiyle suçlanan Yahya Kemal Gezer ve Nezih Özbirinci’nin örgüt kurma eylemi delillendirilmediğinden sorumlu tutulamayacakları ifade edildi. Diğer şüphelilerin de Ahmet Hakan’a doğrudan eylemde bulundukları yönünde tutuklamayı gerektirir ölçüde delil bulunmadığı ifade edilen kararda, şüphelilerden Ahmet Şengüler’in şikâyetçi ve mağdurlar tarafından net olarak teşhis edildiği vurgulandı.
Mahkeme Ahmet Şengüler’i ‘kasten yaralamak’tan tutuklarken aralarında saldırıda yer alan Uğur Adıyaman, Kamuran Ergin ve Fuat Elmas’ın da yer aldığı sanıkları serbest bıraktı. 
 Mahkeme kararının devamında ise yaralama eyleminin basit yaralama kapsamında kaldığı ancak “gazetecilik mesleği ve görüş bildirme özgürlüğü kapsamında yapılan saldırının hukuk düzeni tarafından kabul edilmez nitelikte olduğu” belirtildi.

KİM BU EMRİ VEREN KANLICALI

Ahmet Hakan’a saldırıyla ilgili gözaltına alınıp bırakılan eski güvenlik görevlisi Fuat Elmas, polisteki sorgusunda, dayak talimatının, ‘Kanlıca’da birinden geldiğini’ söyledi. O ifadelerde, Kanlıca’dan talimat gönderenin kim olduğu ortaya çıkmadı.

Eski polis memuru Yahya Kemal Gezer’den, 23 Eylül’de saat 23.00 sıralarında gelen bir telefon üzerine arkadaşı Uğur Adıyaman ile Rüzgâr Kafe’ye gittiklerini söyleyen Fuat Elmas, “Bir adam var dövülecek” talimatını nasıl aldıklarını polise şöyle anlattı:

“Bu kadar acil olan konu ne diye sorduk Yahya Kemal Gezer’e. ‘Bir adam var dövülecek’ dedi. Kim olduğunu sorduğumuzda ‘Ahmet Hakan’ dedi. Bu şahsın gazeteci olduğunu söyledi. ‘Niye dövelim abi?’ dediğimizde ‘... şehitlere ölü diyor. Açık açık oyum HDP’ye diyor. Milleti teşvik ediyor HDP’ye oy vermesi için. Bunun inmesi gerekiyor. Bu akşam bana talimat verildi. Bu işin içinde MİT var, emniyet var, reis var’ dedi. Ancak ‘reis’in kim olduğunu söylemedi. ‘Bu işi iki-üç gün içinde bitirin bize paketi verecekler’ dedi. ‘Bu talimat nereden geldi, bize paketi verecekler kim’ diye sorduğumuzda ‘Kanlıca’dan birinden talimat geldi’ dedi.” 
“Ahmet Hakan’ı dövün” talimatını verdiği iddia edilen ‘Kanlıcalı’nın kim olduğu, soruşturmanın ileri aşamalarında da ortaya çıkmadı.

3 KİŞİ OLUNCA ÖRGÜT DİYORDUNUZ
Hürriyet Gazetesi Yazarı Ahmet Hakan’a saldırı soruşturmasında gözaltına alınan 7 kişinden altısının, savcılığın tutuklanma talebine rağmen serbest bırakılmasını değerlendiren İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal “Ahmet Hakan’a elbette geçmiş olsun ama asıl hukuk devletine geçmiş olsun. Bugüne kadar birçok olayda her 2, 3 kişi gördüğünüz şeye örgüt suçlaması yaptınız mı? Yaptınız” diyerek soruşturmaya ilişkin kuşkular olduğunu söyledi. Kocasakal’ın değerlendirmeleri şöyle:
“Buradaki saldırı aslında tüm basına bir gözdağı. Yani bizim istemediğimiz bir şeyler yazarsanız, söylerseniz, çizerseniz başınıza bunlar gelir. Bunun adını koyalım. Nazi Almanyası’ndaki SS’ler gibi bir hareket.  
Benim için önemli olan tutuklama olması ya da olmaması değil. Başka bir özellik var. Siz bugüne kadar her 2 kişi gördüğünüz, 3 kişi gördüğünüz şeye örgüt suçlaması yaptınız mı? Yaptınız. Burada mesele şu; bu kişilere 100 bin TL verilmesi, hatta bir takım devlet büyüklerinin koruyup kollayacağı sözü, emniyette bir çorba içer çıkarsınız gibi ifadeler okudum ben. Daha önce Hürriyet’e yapılan saldırıyı yöneten, açık açık tehdit eden iktidar milletvekili Abdurrahim Boynukalın’ın AKP kongresinde divan üyesi olmasına ve AKP’nin önde gelenleriyle samimi havasına, gördüğü itibara lütfen bir bakın. Bazı gazeteciler ya da milletvekilleri tarafından ‘dişini tırnağını sökeriz, seni sinek gibi ezeriz’ gibi beyanlar ve yargının içinde bulunduğu durum da gözetildiğinde etkin bir soruşturma yapılmayacağı yönünde oluşan haklı kanaat beni endişelendiriyor.

SALDIRILAR ÖZENDİRİLİR

Saldırının arkasında bir örgüt var mıdır, yok mudur? Arkasında kimler vardır? Gerçek failler, azmettirenler kimlerdir? Organize midir değil midir? Bu hususlarda etkin bir soruşturma yapılmayacağı hususunda genel anlamda sahip olunan kanaattir. Bu işlerin fikrini ateşleyen, bir gazeteyi basan milletvekilini siz halen divan üyesi yapıyorsanız, en üst perdeden gerçek anlamda bir kınama ve faillerin bulunması hususunda bir şey ortaya konulmuyorsa, bundan sonra olabilecek bu tür davranışların özendirilmesi anlamına gelir.  
Aynı savcılarımız, aynı hâkimlerimiz, Cumhurbaşkanı’na veya bir başkasına bırakın hakareti en küçük bir eleştiride derhal harekete geçiyor ama böylesi bir olayda farklı davranıyorsa, işte o zaman bu da bu tabloyu tamamlayan bir başka husus. Eğer hukuk devleti isek işlenen fiilin önündeki, arkasındaki her şeyi açığa çıkartmak lazım. O zaman caydırıcılık sağlarsınız.” 

DERİN DEVLETİN YENİ ÖRNEĞİ

Çok örnek gördüğüm için bu gün yaşananlara da hiç şaşırmadım. Dün nasıl derin devlet deniliyordu, bugün de aynı şeyin yeni bir örneğiyle karşı karşıyayız. O ifadelerde, en tepedeki yerden emir geldiği söyleniyor. Onun en tepedeki yerin neresi olduğunu ortaya çıkartmak devletin görevidir. Ortada birçok suç var. Bir örgütle karşı karşıya olduğumuz anlaşılıyor. Hukuk devleti varsa ki olduğuna inanmıyorum, hukuk devleti bunu araştırır. Ama ben araştıracağını, ortaya çıkartacağını sanmıyorum.

YA TUTUKLA YA ÜST MAHKEMEYE YOLLA
AHMET Hakan’a saldırıya ilişkin gözaltına alınan yedi kişiden altısının hâkim tarafından sorgulandıktan sonra serbest bırakılmasına savcılıktan itiraz geldi. 
Hâkim, 6 kişinin serbest bırakılmasına, ‘Örgüt suçundan tutuklamaya yeterli delil bulunmadığını, mala zarar verme suçundan öngörülen cezanın alt ve üst sınırı dikkate alındığında tutuklama talebinin ağır bir tedbir olacağını, hakaret, silahla tehdit, birden fazla kişiyle tehdit suçundan ise delil bulunmadığını’ gerekçe göstermişti. ‘Silahla tehdit’ suçu unsurunun bir adet bira şişesinden ibaret olduğunu ve suçta kullanıldığına dair beyan ve sağlık raporu bulunmadığını ifade etmişti. Kararda, atılı suçlardan tutuklama talebinin ağır bir tedbir olacağı belirtilmişti. Fuat Elmas, Soner Arık, Yahya Kemal Gezer, Nezih Özbirinci, Uğur Adıyaman, Kamuran Ergin’in hâkimlik tarafından serbest bırakılmasına  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgüt Suçlar Bürosu Soruşturma Savcılığı’ndan itiraz geldi. Savcılık serbest bırakma kararını veren İstanbul 6’ncı Sulh Ceza Hâkimliği’nden kararını düzeltmesini aksi takdirde itirazın değerlendirilmesi için dosyanın bir üst hâkimliğe gönderilmesini talep etti. (Ayşegül USTA/İSTANBUL)

SALDIRIDA BİR ‘RÜZGAR KEMAL’
AHMET Hakan’a saldırıda azmettirici olarak gözaltına alınan emekli polis Yahya Kemal Gezer, yakın çevresinde ‘Rüzgar Kemal’ lakabı ile anılıyor. Vatan Caddesi’nde ‘Rüzgar’ isimli bir kafe işletiyor. 3 Dev-Sol’cunun öldürüldüğü Çiftehavuzlar davasında yargılandı. Adı 2003 yılında ‘Denizdeki Susurluk’ diye anılan ‘Damga Operasyonu’na karıştı ve yargılandı. O dönem akaryakıt kaçakçılarının İstanbul Emniyeti’ndeki ilişkilerini yürüttüğü iddia edildi. Saldırıyla ilgili gözaltına alınan ikinci polis Nezih Özbirinci ise 13 yıl önce Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde çalışırken emekli olmuş. Rüzgâr Kafe’de çalışıyor.  

ŞİDDET DİLİ SONA ERSİN

DOĞAN Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı ile Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Aydın Doğan Vakfı Başkanı Hanzade Doğan Boyner, Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’ı ziyaret etti.  Hanzade Doğan Boyner, “Söylenecek her şey söylendi. Bunun sorumlularının kim olduğu bulunmalı. Bu şiddet dili Türkiye’yi bırakmalı. İnşallah son olur diyoruz. Ve ülkede bir normalleşmeye gideriz diye ümit ediyoruz” dedi.

Begümhan Doğan Faralyalı da şunları söyledi: “Toplumun birçok kesiminde yıldırma, sindirme yaşanıyor. İnanılmaz tehditler, aşağılamalar, kötü bir dil. Bu dilin bir an önce sona ermesini diliyorum. Türkiye olarak bu kötü günlerden bölünerek değil ancak bir bütün olarak çıkabileceğimizi düşünüyorum. Tahammül, hoşgörü, sevgi. Artık nefretin yerini bunlar almalı. Şiddet kimsenin hayrına değil.”   

MARK TONER: SON DERECE RAHATSIZIZ
ABD, Ahmet Hakan’ın uğradığı saldırı sonrası İstanbul Başkonsolosu Chuck Hunter’ın Hakan’ın evine yaptığı ziyaretle verdiği güçlü mesajın ardından, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü kanalıyla da duyulan rahatsızlığı dile getirdi. Sözcü Mark Toner, bir soru üzerine “Bu vahşi saldırıdan son derece rahatsızız. Türk yetkilileri, olayı kapsamlı biçimde soruşturmaya ve saldırının faillerini Türk yasalarına uygun olarak kovuşturmaya davet ediyoruz” dedi. (Tolga TANIŞ / WASHINGTON)

HİÇBİR GAZETECİ GÜVENDE HİSSETMİYOR
HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, beraberinde HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ve HDP Milletvekili Garo Paylan’la birlikte Ahmet Hakan’a geçmiş olsun ziyaretinde bulundu. Demirtaş, ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Ahmet Hakan şahsında Türkiye’deki tüm vicdanlı insanlar incinmiştir. aleni bir şekilde evinin önünde saldırıya uğraması ve bundan önce hedef gösterilmesi ve sonrasında etkili bir soruşturma yürütülmediğine dair kamuoyunda kaygılar oluşması bizi de derinden üzmüştür. Sayın Ahmet Hakan şahsında medyaya gözdağı verilmesi, gazeteciler üzerinde bir baskı oluşturulması doğru değildir. Hükümet, devlet ya da yargı gücünü elinde bulunduranlar medyaya bu özgürlük ortamını sağlamakla mükelleftirler. Şu an sanıyorum ki hiçbir gazeteci kendini güvende hissetmiyor. Hükümete yakın medya organlarında çalışanlar da dahil olmak üzere kimse kendini güvende hissetmiyor.”  

ÖZTÜRK: DÜŞÜNSÜNLER

MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Öztürk de saldırıyla ilgili “Bu ortamı hazırlayanların oturup düşünmesi lazım” dedi. Meclis’te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Öztürk şöyle konuştu: “Ağzınızdan çıkan bir cümlenin neticesi olarak kafanıza tokmak yiyeceğiniz bir ülkede yaşamanın bir zillet olduğunu herkesin bilmezi lazım. Demokratik bir ülkede konuşulmaması gereken şeyleri konuşuyoruz şu anda. Bu ortamı hazırlayanların oturup düşünmesi lazım.”   
Gazetecilerin “Saldırganların ifadelerinde geçen ‘reis’ sözü ülkücü camiada kullanılan bir tabir. Bu sizi rahatsız etmiyor mu?” sorusu üzerine ise Öztürk, “Biz kimseye ‘reis’ falan demiyoruz, bizim meşru teşkilatlarımız var” yanıtını verdi.

(Kaynak: Hürriyet)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.