Karakullukçu isyan etti: Böyle adalet olmaz
Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukçu, "Şu memlekete baktığım zaman, affınıza sığınıyorum, işte polis, emniyet teşkilatımız savcı olmuş, bilirkişi de hakim olmuş, mübaşir de yazı işleri müdürü olmuş, ondan sonra 'adalet' diye bağırıyoruz. Yok ya. Böyle bir şey olmaz. Mümkünatı yok" dedi.

Karakullukçu, Hilton Otel'de düzenlenen "Geliştirilmiş Bilirkişilik Sistemi AB Eşleştirme Projesi"nin açılış toplantısında, bilirkişilik kurumuna şahsen çok büyük ilgi gösterdiğini ve bu konuda yapılan tüm çalışmaları desteklediğini söyledi.

Bir hukuk uzmanı olan hakimlerin, haklarında karar verdikleri hukuki uyuşmazlıklarla ilgili teknik bilgiye sahip bulunmasının da her zaman mümkün olmadığını belirten Karakullukçu, bu bakımdan teknik bilgi gerektiren konularda hakimlerin o konunun uzmanlarının görüşüne başvurduğunu ve yardım aldığını ifade etti.

Karakullukçu, bilirkişilik kurumunun, sağlıklı bir şekilde işlemediğine işaret ederek, "Gerçekten olması gereken bir kurumdur. Eskiden beri hep uyguladığımız bir kurum. Ama ülkemiz açısından baktığımızda uygulamada her zaman sağlıklı bir biçimde uygulandığını söylememiz mümkün değil" diye konuştu.

Bu alanda birtakım sorunlar bulunduğunu dile getiren Karakullukçu, seçilen bilirkişilerin davanın çözümüne yönelik hukuki ve teknik inceleme becerisinin olmaması ile birden fazla bilirkişinin seçilmesi halinde ortak raporun müzakereyle hazırlanmamasının sorun olduğunu vurguladı.

Hukuki noktalarda karar veren hakimlerin bazı konularda teknik bilgi sahibi olmadığını, olmasının da beklenemeyeceğini belirten Karakullukçu, "Örneğin biz ceza hukukuyla ilgili olarak da 'Bu olayda suçun maddi unsuru var mıdır, yok mudur' diye bilirkişiye soruyoruz. Şimdi buradan başlayalım, kendimizi eleştirelim. Bu olayda suçun maddi unsuru var mıdır veya manevi unsuru var mıdır, bunu senin bilmen lazım. Bilirkişi mi bilecek herhalde bunu? Yani bilirkişiye havale edilmemesi gereken konular hakimlerimiz tarafından, maalesef uygulamada rastladığımız bir konudur, bilirkişiye havale ediliyor" dedi.

"Şu memlekete baktığım zaman..."

Bilirkişilere sorumluluk yüklenmesini de eleştiren Karakullukçu, şunları kaydetti: "(Ne yapalım efendim. Bilirkişi bu şekilde demiş. Günahı, sevabı bilirkişinin boynuna...) Olmaz bu. Böyle adalet olmaz. 'Beni buraya çıkartma, beni konuşturma' dedim sayın genel müdürüm, konuşturdun. Yani şimdi eğer biz görevimizi yapmıyorsak, kusuru başka yerde aramamamız lazım. Şu memlekete baktığım zaman, affınıza sığınıyorum, işte polis, emniyet
teşkilatımız savcı olmuş, bilirkişi de hakim olmuş, mübaşir de yazı işleri müdürü olmuş, ondan sonra 'adalet' diye bağırıyoruz. Yok ya. Böyle bir şey olmaz. Mümkünatı yok. O halde bunu iyileştirmek zorundayız. Adaleti arayacaksak öyle bakacağız. İşte bu sempozyumu, bu toplantıyı yapmış olmamızın sebebi, amacı budur. İnşallah buradan hayırlı sonuçlar çıkacak. Hiç lafı uzatmaya gerek yok, önce kusuru kendimizde arayacağız."

Alkan: "Bilirkişi delilleri en önemli delil"

Yargıtay Başkanı Ali Alkan ise Türkiye'de son zamanlarda adalet sisteminin yetersiz kalan ve aksayan yönlerini düzeltmek ve günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek hale getirmek için mevzuatta, bu bağlamda usul yasalarında köklü değişiklikler yapıldığını anımsattı.

"Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesindeki adil yargılanma hakkı içinde yer alan adaletin gecikmeden ve isabetli olarak tecelli etmesi için usül kanunlarının ne denli önemli kazandığı her türlü izahtan varestedir" diyen Alkan, yargılama hukukunda gerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu gerekse Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda en önemli delillerden birinin bilirkişi delili olduğunu belirtti.

Böylesine önemli bir konunun projeye konu yapılmasının çok isabetli bir seçim olduğunu ifade eden Alkan, "Yargıyı ilgilendiren bu ve benzeri çalışmalara Yargıtay olarak her türlü desteği verdiğimiz gibi, bundan sonra da vermeye devam edeceğimizi belirtmek istiyorum" diye konuştu.

Hakimlerin bilgisine ve dürüstlüğüne güvendiği kişileri bilirkişi seçmesi gerektiğini dile getiren Alkan, "Bu konuda en küçük bir tereddüt duyduğu takdirde o kişiyi bilirkişi seçmemelidir. Bilirkişilik yapılabilmesi ise sertifikaya bağlanmalıdır. Bilirkişi seçiminde gerekli duyarlılığın gösterilmemesi yargıya olan güvensizlikte en büyük nedenlerden birisidir" ifadesini kullandı.

Alkan, "Bilirkişilik belirli bir ücret mukabili yapılır. Ancak ücretin az takdir edilmesi işin gerçek uzmanlarını sahadan uzaklaştırırken, ücretin fazla verilmesi haksız kazanca ve yargılamanın pahalı olmasına neden olmaktadır. Bu nedenle hakim bilirkişi tayininde ve ücret takdirinde son derece dikkatli davranmalıdır" dedi.



CNN Türk

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
avukat 4 yıl önce

helal olsun,işte tam anlamıyla bir hukukçu, canı gönülden tebrik ediyorum..saygılarımla

Avatar
banu AY 4 yıl önce

Başınıza kadından hele çocuktan bir iftira gelirse avukat tutmayın paranız cebinizde kalsın içeride harcarsınız.savunacak bir yol bırakılmamış.Koruma adı altında onlar magdur.onlar iftira atmaz.yalan söylemez.yanlış algılamaz.iddialarına itibar.rızaları olmaz.algılamaları gelişmemiştir.ilgili yerlerde agladımı hiç delilde olmasa düzmece raporlar.şimdi bunada gerek yok bozulmuş kabul ceza 15 yıldan az olamaz.Avrupa konseyi test yapın okul başarısına bakın diyor.Bunlarla ugraşamazlarmış.Benim bildigim düzmece raporla kalıcı bozuk verilmiş ama cocuk her yıl takdirle geçiyor.Bu nasıl adalet.evrensel adaletten işimize gelmedimi kaçıyoruz.yazık degilmi düzmece raporlarla veya test yapmadan okul başarısına bakmadan 15 yıl adaletsiz ceza vermek.Korumanı yapmalısın ama adaletinide dogru uygulamalısın.

Avatar
MERT PENBE 4 yıl önce

ruh saglıgı kalıcı bozuk olan nasıl oluyorda fakülteyi kazanıyor.avrupa konseyi test yapın okul başarısına bakın diyor.tabi bizde bakmıyorlar sırf ceza vermek için düzmece raporlar 15 yıl adam suçlu olmasada cezaevleri doldu.Adli Bilimciler size soruyorum nasıl oluyor kendi yasamını idame edemeyecek derecede ruhsal saglıgı bozuk olan fakülteki kazanıyor.sizin rapora göre kazanamaz ama kazanmıiş demekki yankış rapor vermişsiniz yazık degilmi o adama yıllarca xeza evinde yatacak tek sizin raporunuzdan böyle binlerce şuçsuz kişi var yazık degilmi bu topluma bilgi verin adalet yok deyin konu cinsellik oldumu gerisi teferruat deyin.vicdanmı o ne yahu deyin.böyle rapor verip nasıl rahat yemek bogazınızdan geçiyor nasıl rahat uyuyorsunuz onu bu topluma anlatınız.hatta kalıcı bozuk dediginiz kişilerin hiç ilaç kullanmadıklarını tedavi olmadıklarını yazınız başarılarınızı anlatınız.Bunları delil olarak sunanların delilleri kabul olmadıgını insanların suçsuz içeri tıkmanın güzelligini anlatınız