'Kavilizm davası'nda ilk duruşma görüldü
2009 yılında Antalya Barosu tarafından Hukukun Üstünlüğü ve İnsan Hakları Ödülü verilen, insan hakları mücadelesinde ısrarı ile nedeniyle arkadaşları arasında ‘savunma sanatçısı’ olarak övülen Avukat Ömer Kavili’nin, bu özellikleri dolayısıyla yapılan 'Kavilizm' esprisi, neredeyse 'örgüt davası'na dönüştürülüyordu. 
 
Evrensel'den Arif Koşar'ın haberine göre, ‘Kavilizm’ iddianameye geçmedi ama iddianamenin dayandığı soruşturma ‘Kavilizm’ tanımına dayanıyor. Kavili’ye göre, "hiçbir gerçek dayanağı olmayan soruşturmadan, zorlama bir iddianame" hazırlandı ve dava süreci başladı. Önceki gün görülen ilk duruşmada dava; 'tanıkların dinlenmesi kararı' alınarak 11 Şubat 2014 tarihine ertelendi. 

KAVİLİZMİN HİKAYESİ
‘Kavilizm’in hikayesi ise şöyle: İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Ömer Kavili, 26 Eylül 2010’da, barodan atanan bir avukatın, gözaltındaki şüpheliyle görüştürülmemesi nedeniyle Sultanbeyli Adliyesi’ne gitti. Nöbetçi Savcı Uğur Gökkoyun’un tutuklamaya sevk ettiği şüphelinin, savcının eşi olan nöbetçi hakim Dilek Gökkoyun’un huzuruna çıkacağını öğrenen Kavili, bu duruma tepki gösterdi. Ek olarak; sanığın süreç nöbetçi yargıca geçmiş olmasına rağmen avukatsız olarak tekrar savcının karşısına çıkarılmak istenmesinin de yasal olarak doğru olmadığını belirtti. Polislerin sanığı götürme ısrarı karşısında tutumunu Kavili, duruşmadaki ifadesinde şöyle anlatıyor: “Şüpheliyi yetkisi olmayan savcının kanuna uymayan talimatıyla götürmek isterlerse kendilerine engel olmayacağını ancak bu şekilde kanunsuz talimatın uygulandığını, baro temsilcisi olarak raporuma yazdığım takdirde ileride AİHM’de hükümetin mahkum olacağını, Hazine’den ödenecek binlerce avroluk paranın kanunsuz emri uygulayanlar olarak kendi şahsi ceplerinden çıkabileceğini belirtmem üzerine, memurlar şüpheliyi götürmekten vazgeçtiler.”
Yine Kavili’nin duruşmadaki ifadesine göre; Kavili’nin, “Yargıç hanım, baroda AİHM kararlarını incelediğimizde iddiacı savcı ile sorgu yargıcının eş olması durumunda yargıcın görüntüdeki tarafsızlığı ilkesinin bozulduğuna dair birçok mahkumiyet kararı bulunduğunu” açıklamasından sonra Savcı Gökkoyun’un eşi olan nöbetçi yargıç Dilek Gökkoyun, fiziki bir saldırıya teşebbüs ediyor. Oradaki polis memurları ise Dilek Gökkoyun’u kollarından tutarak uzaklaştırıyor. Ve olay hakkında bu biçimde tutanak tutuluyor.

İDDİANAME DAYANAĞI: İNTERNETTEKİ AVUKAT FORUMLARI

‘Kavilist örgüt’ işte bu olayla birlikte açığa çıkıyor! Avukat Kavili ve eşi arasında yaşanan bu tartışmayı da içeren 'kapsamlı' bir iddianame hazırlayan Savcı Uğur Gökkoyun, Ömer Kavili’yi, "bir grup avukat arasında fikri ve pratik bir birlik sağlayan Kavili akımının-örgütünün başı" olarak gösteriyor. İddiasına dayanak olarak ise; Türk Hukuk Sitesi'ndeki forumlarda Ömer Kavili’yle karşılıklı sohbetlerde geçen, ‘biz de Kavilistiz’ esprisi.
Sonradan ‘Kavilist’ örgüt soruşturması akla-mantığa pek de uygun gelmiyor olacak ki Savcı Gökkoyun, iddianamede bu konuya yer vermiyor. Ancak 'Kavilizm akımı soruşturması' ile başlayan dava hukuk dünyasında halen 'Kavilizm davası' olarak anılıyor.


Radikal

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.