Kocasakal: Çocuğun tutuklanması gözdağı
Baro Başkanı Kocasakal, özel bir televizyonun İzmir’de düzenlediği panele katıldı. Kültürpark İsmet İnönü Kültür Sanat Merkezi’ndeki panelde konuşan Kocasakal, Konya’da 16 yaşındaki lise öğrencisi M.E.A.’nın, şehit Asteğmen Kubilay’ı anma töreninde yaptığı konuşmadan sonra okulundan alınarak tutuklanmasını eleştirdi. İktidarın yargıya şu anda müdahalesinin gerekli olmadığını ifade eden Kocasakal, “Bir insanın, kendi elinde olan bir yargıya zaten müdahale etmesine, yönlendirmesine gerek yok. Doğrudan doğruya belirleyip dizayn ediyorsunuz zaten. Türk Ceza Kanunu 299’un koruduğu şey, kişi olarak Cumhurbaşkanı değil, yani o sırada cumhurbaşkanı olan kişi değil, Cumhurbaşkanlığı makamı. Normal şartlarda kişilerin o makama belli bir saygı duyması gerekiyor ama her şeyden evvel o makamı işgal eden kişinin de bu saygıyı hem hak etmesi hem de bununla ilgili gereğini yapması lazım ama bir hukukçu olarak, Cumhurbaşkanlığı makamına hakareti herhangi bir biçimde desteklemek veya teşvik etmek veya iyi görmek durumunda değilim.” dedi.

'BU TUTUKLAMA TOPLUMA MESAJ VERMEKTİR'
Cumhurbaşkanlığı makamına hakaret suçunun cezasının 1 yıldan 4 kadar kadar hapis olduğunu hatırlatan Ümit Kocasakal, “Ancak şimdi burada Ceza Kanunu'na göre 18 yaşını doldurmamış olduğu için bir çocuk söz konusu. O yüzden bizim kanunumuz buna suçlu, fail filan demiyor, ‘Suça sürüklenen çocuk’ diyor. Bunun bir anlamı var. Suça sürüklenen çocuk. Bir ceza alsa dahi diyorum bakın, yaş küçüklüğünden dolayı bir bölü üç oranında bir kere bir indirim olmak zorunda. Bütün bunları biraraya getirdiğinizde şu ortaya çıkıyor, üstelik bir takip şartı olarak Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Verilecek verilmeyecek ayrı, bütün bunlar varken bu çocuğu siz gözaltına alamazsınız. Ben de iddialı söylüyorum, çünkü kanun açık. Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına bağlı. Hangi zorunluluk var bu çocuğu gözaltına almak için o anlamda? Alamaz. İki, alacaksanız da bu planlı yapılan bir şey. Bu insanı tahkir etmek, rencide etmek ve topluma bir mesaj vermektir aslında.” diye konuştu.

'BU ÇOCUĞU TUTUKLAYAMAZSINIZ'
M.E.A.’nın bu şartlar altında gözaltına dahi alınamayacağını ileri süren Baro Başkanı Kocasakal, “Bu çocuğu gözaltına alamayacağınız gibi bakın, yargılama yaparsınız, bir suç isnadı varsa bir yargılama yapılabilir ama tutuklayamazsınız. İki şeyden dolayı tutuklayamazsınız. Bu suç, o katalog suçlar denen, aslında ona girse dahi tutuklama bir mecburiyet değil, maalesef öyle lanse ediliyor, 3. fıkradaki o ağır birtakım suçlar arasında değil. Gitti. Pekiyi tutuklama nasıl olacak? Kanun açık. Ben tutuklama kararına baktım, bir hukukçu olarak gözlerime inanamadım. Kuvvetli suç şüphesinin varlığını görerek tutuklamış. Bakın, kuvvetli suç şüphesinin varlığı, tutuklama için yeterli değil. Bu, tutuklamanın sadece ön şartı. Bu olmazsa olmaz ama bir kimsenin suçluluğu hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunsa dahi tutuklanabilmesi için özel bir tutuklama sebebinin varlığı gerekiyor ayrıca. Nedir bunlar? Kaçma şüphesi, delilleri karartma şüphesi. Ne söylediği belli, delileri karartacak bir konumda değil. Kaçma şüphesi deseniz, bunun için somut birtakım, yani 16-17 yaşında, yeri yurdu belli, okuduğu okul belli. Bak gitmişsin, almışsın oradan, hangi kaçma şüphesini gördün?” dedi.

'HAKİMLİK BİR SALON, BİR SANDALYE, BİR CÜPPE DEĞİL'
Hakimliğin çok kutsal ve çok önemli bir iş olduğunu söyleyen Kocasakal, “Bu kararı veren hakime sesleniyorum. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle ölçülü olmaması halinde tutuklama kararı verilemez. Dikkat edin, velev ki tutuklama şartları oluşmuş olsa bile tutuklama kararı verilemez. Hakimlik çok kutsal, çok önemli bir şey. O kadar basit bir şey değil. Bir salon, bir sandalye, bir cüppe değil. O giydikleri cüppenin hakkını vermek zorundalar. Hepimizin güvencesi olan bir şeyden bahsediyoruz. O yüzden tarihe karşı, topluma karşı, kendi çocuklarına karşı çok önemli ciddi bir borçları var. O yüzden hakimlere sesleniyorum, özellikle o hakime. Gerçekten bu kararı verirken veya verdikten sonra neler hissetti ve vicdanı rahat mı? Bu çocuğu tutukladığı zaman, bozulan kamu düzeni mi düzeldi? Ne oldu? O yüzden bu bir hukuk skandalıdır. Bir suç varsa adil bir yargılama kapsamında gereği yapılır ama tutuklama, yargılamanın zorunlu koşulu, olmazsa olmaz bir şartı değildir. Ben eminim, en azından İstanbul Barosu bunun peşini bırakmaz. Türkiye’deki hiçbir baro, bunun peşini bırakmaz. Biz o çocuğun usuli hakları bakımından arkasında oluruz. Bu çocuk, suça sürüklenen çocuk. Bu çocukta yarattığı tahribatı nasıl gidereceksiniz? O yüzden bu tür kararları verirken insanın eli titremeli, vicdanıyla bir hesaplaşmalı. Hakimlik öncelikle namus, vicdan, onur meselesi.” dedi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.