Mağdur yargıçlar mahkeme yolunda

Mahkeme kararıyla dinlenen telefon görüşmelerindeki girişimler, yargı çevrelerinde büyük rahatsızlığa yol açtı. En sert tepki, kayıtlarda adı geçen Yargıtay üyelerinden geldi. 8. Hukuk Dairesi Üyesi Selamet İlday, 1995'te dönemin HSYK üyesi Vural Savaş tarafından Yargıtay'a seçilmek istendiğini, bütün vasıfları taşımasına rağmen Oktay tarafından engellendiğini açıkladı. İlday, Oktay hakkındaki davaya müdahil olacağını, ayrıca manevî tazminat davası açacağını vurguladı. Kayıtların Oktay'ın yargıda nasıl örgütlendiğini gösterdiğini belirten İlday, "Bunun daha fevkinde bir örgütlenme düşünülemez." dedi. Davalara müdahale konusunda ise şu tespitlerde bulundu: "HSYK üyesi eliyle kimin Yargıtay üyesi olacağını, kimin terfi edeceğini belirliyorlar. Kadir gider, öbür Kadir gelir. Önemli olan bu gücü elinde tutmak istemeleridir. Kendi yandaşlarının egemen olduğu bir topluluk hedefliyorlar."

Yargıtay Onursal Üyesi Cevdet İlhan Günay da yargıdaki tehlikenin gözler önüne serildiğini kaydetti. Yargıtay'da doçent olmasına rağmen Ergenekon tutuklusu iki rektör tarafından o dönem engellenmek istendiğini anlatan Günay, seçimlerin görüş ve inançlara göre yapıldığının anlaşıldığına dikkat çekti ve ekledi: "Ergenekon'da derin incelemelere girilirse yargı kanadı ortaya çıkar."

İlday, "Örgütlenmenin dik âlâsı budur. Bunun daha fevkinde bir örgütlenme düşünülemez. Sen bir daire başkanlığına bile müdahale ediyorsun. Bir bayan avukat müdahale ediyor, bakana bilgi veriyor. Birlikte sevgi çığlığı atıyorlar. Yakışık almaz bunlar." dedi. İlday, bütün şartları taşımasına, eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın bunu çok iyi bilmesine rağmen Oktay tarafından engellendiğini açıkladı.

Eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay'ın mahkeme kararıyla yapılan dinlemeleri yargıdaki örgütlenmeyi gözler önüne serdi. Kayıtlara göre Oktay, Yargıtay üyeliği seçimlerinden hakim savcı atamasına, adliyedeki mübaşir tayinine kadar her konuyla yakından ilgileniyor. Tutuklanan avukat Tülay Bekar'la birlikte Yargıtay 8. Hukuk Dairesi başkanlığı seçimleri için Yargıtay'daki çevresini kullanıyor. İstemedikleri Yargıtay üyeleri hakkında 'irticacı' suçlaması yapmaları dikkat çekiyor. Oktay'ın telefon görüşmesinde irticacı olmakla suçladığı Yargıtay üyesi İlday, Zaman'a çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İlday, "Yasal dinlemeye takılan arkadaşlar, şeriatçılığımla ilgili bir tane somut belge getirsinler, bugün istifaya hazırım. Devletin istihbarat teşkilatı var. Hangi gün, hangi eylemde, hangi sözde şeriat yanlısı hareketin içinde olmuşum ispatlasınlar." diye yakındı. Yargıtay üyeliğine 1995'te dönemin HSYK üyesi Vural Savaş tarafından seçilmek istendiğini, ancak Seyfi Oktay tarafından engellendiğini belirtti. Engellemelere rağmen 1997'de seçildiği bilgisini veren İlday, "Seyfi Bey prototip bir örnektir." ifadesini kullandı. İlday, şöyle devam etti: "Müfettiş hal kağıtlarım çok iyiydi, tüm terfilerim mümtazdı. Vural Bey beni bu vasıflarımla tanıyordu. Seyfi Bey, vasıflarımı inceleseydi o da objektif olarak bu konuda kanaate varabilirdi. Ama o gözünü kapatmış. Belli bir yapılanma içinde. Antidemokratik, sürdürülmesini düşündüğü rejimin, ideolojinin emrine girmiş. Demokratikleşme gibi bir çabası yok." İlday, dinleme kayıtlarının Seyfi Oktay'ın yargıda nasıl örgütlendiğini gösterdiğini de ifade etti. "Örgütlenmenin dik âlâsı budur. Bunun daha fevkinde bir örgütlenme düşünülemez." dedi. Oktay ile ismi geçen avukat Tülay Bekar hakkında açılan davaya müdahil olmayı, ayrıca manevi tazminat davası açmayı düşündüğünü açıkladı. Yargıtay üyesi, "Bunu gözlerin açılması için yapıyorum. Benimle ilgili iddialarını ispata davet ediyorum." diye konuştu. Oktay'ın davalara yaptığı müdahaleleri de değerlendiren İlday, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yargı, yargıyı etkilemektedir. Yargıtay, kanuna uygunluk denetiminin yanında HSYK eliyle vesayet denetimi yapmak istiyor. HSYK üyesi eliyle kimin Yargıtay üyesi olacağını, kimin terfi edeceğini belirliyor. Kadir Özbek, bunlardan biri. Kadir gider, öbür Kadir gelir. Önemli olan bu değildir, önemli olan bu gücü elinde tutmak istemeleridir." Selamet İlday, yıllar öncesi seçimin hâlâ Oktay'ın zihninde olmasına da dikkat çekti. "Anlayışı, zihniyeti başka insanlara kapalı demek. Ancak kendi yandaşlarının egemen olduğu bir topluluk istiyor. 'Yargıda bunlar yavaş yavaş alt derece mahkemelerini ele geçiriyor, bari Yargıtay elimizde kalsın' diye düşünüyor." diyen İlday, Türkiye'deki bütün ilk derece mahkemesi hakimlerinin itham altında bırakıldığını vurguladı.

İlday'a göre, Türkiye'nin statükonun içerisinde sürüklenip gittiğini, yargıda, üniversitede demokratik rayına oturmasını isteyenlere karşı düşmanlık besleniyor. İlday şunları aktardı: "Demokratik yollarla, hukuki zeminde düşüncesini söyleyenler, sistemdeki arızayı çözmek isteyenler, bunların baş düşmanıdır. Bunlara yafta sıfat takarlar. 'Gerici, irticacı, şeriatçı, komünist' derler. Bilirler ki bunlar medeni cesaret sahibi. Sözünü esirgemezler. Dünyada hangi hukuk varsa onu isterler."

Hakkındaki 'şeriatçı' iddiasını muhataplarına ispata davet eden İlday, "İspatlayamazlar. Gerçek manada demokratik hak mücadelesi veren, ezilen insanın hakimiyetini isteyen, gerçekten yargının millet adına karar vermesi gerektiğine inanan bir hakimim." dedi. Oktay'ın ilgisini çeken dairenin siyasi öneminin bulunmadığını, ancak Yargıtay Başkanlar Kurulu'nda farklı bir ses olarak konuşmasından çekinildiğini kaydetti. Yargıtay üyesi, şöyle konuştu: "Demokratik medeni cesaretini sergilerim diye korkuyorlar. Ben, inanan bir insanım. Bunlar aslında kazandıklarını sanırlar ama kaybederler. Benim hukuk bilgimi, hukukun evrensel ilkelerindeki hakimiyetimi, zihnimdeki bilgi birikimini alamazlar." Seyfi Oktay'ın içinde olduğu yapıyı 'çok üzücü, çirkin' bulduğunu belirten İlday, "Yargıtay üyelerinin bu kadınla ilişkileri, yemek yemeleri... Benim seçimimle ilgili mücadeleleri. Bunların içinde benim selam verdiğim, saygı duyduğum Ş.İ., K.D. gibi arkadaşlar var. Bana oy vereceklerini söyleyen insanlar karşı cephede, her gün çalgıda, eğlencedeler. Bunlar adına üzülüyorum. Onları vicdanlarıyla baş başa bırakacağım." diye konuştu.

Yargıtay Onursal Üyesi Cevdet İlhan Günay ise telefon kayıtlarının tehlikeyi gözler önüne serdiğini belirtti. Selamet İlday gibi kendisinin seçimlerinde de 'irticacı' denilerek propaganda yapıldığını vurgulayan Günay, "Yargıtay'da doçent olmama rağmen Ergenekon'da tutuklu olan iki rektör ile sendika başkanı ve bir sendika avukatı benim aleyhimde kulis yaptı. Aynı yafta bana da vurulmuştu. İrticacı, dinci diyorlar ve sonuç alıyorlar." şeklinde konuştu. Görüşlere, inançlara göre seçimler yapıldığını anlatan Günay, "Yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Daha da çıkacak. Ergenekon'da derin incelemelere girilirse yargı kanadı ortaya çıkar. Orası gerçekten onların kalesi, o kaleyi kimseye geçirmek istemiyorlar." ifadelerini kullandı.

-----------------------

YÜKSEK YARGIDA ORTAYA ÇIKAN BU KORKUNÇ SKANDALA KİM NE DEDİ?

Emekli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Gündel: Yargıdaki 20 yıllık süreç ayyuka çıktı
Yasal dinlemelerle ortaya çıkan durum, 20-25 yıldır devam eden bir sürecin ayyuka çıkmasıdır. Aslında yüksek yargı içerisindeki kadrolaşma herkes tarafından bilinen bir durum. Seyfi Oktay ve HSYK, yıllardır yaptıkları atamalarda ideolojik davranıyor. Bugün HSYK'nın ve yüksek yargının bu denli siyasallaşması, bu gerçeğin en büyük delili. Sadece onlar da değil. Dışarıdan askeri ve sivil müdahaleler de siyasallaşmayı artıran etkenler arasında. HSYK her yıl Danıştay ve Yargıtay'a üye seçimi yapıyor. Son 20 yıla dönüp bakıldığında tercih edilen kişilerin tamamen ideolojik kriterler göz önünde bulundurularak yapıldığı görülür. Ses kayıtlarında geçen konuşmalar yüzlerce kayırma örneğinden yalnızca birkaçı.

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Ercan: Çok vahim bir durum söz konusu
Hiç kimse hâkimlere, görülmekte olan bir davayla ilgili talimat veremez. Cumhurbaşkanı da olsa, Meclis de olsa emir veremez. İddialar doğruysa Anayasa'ya aykırılık var. Anayasa'ya aykırı olunca kanunlara aykırılık var. Çok vahim bir durum söz konusu. Burada adil yargılamayı etkileme söz konusu. Ayrıca vatandaşın adalete olan güvenini zedeliyor. Yasalara olduğu kadar toplum vicdanına da aykırı. O zaman vatandaş kendi adaletini kendi sağlamaya kalkar. En tehlikeli olan da budur. Bizim kanunlarımızda kendi hakkını kendi koruması kaldırılmıştır. Vatandaş hakkını almak için adalete ve devlete müracaat eder. Vatandaş bu yaşananları gördüğünde devletin nüfuzlu insanları koruduğunu düşünüp yargıya olan güven azalır ya da kaybolur. Nerden bakarsanız bakın vahim bir durum söz konusu iddialar doğruysa.

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk: Seçimlere hiçbir şekilde dışarıdan yönlendirme yapılamaz
Yargıtay ve Danıştay üyelerinin nasıl seçileceği bellidir. Bu konuda yetkili organ HSYK'dır. Yargıtay ve Danıştay tarafından gösterilen adaylar arasından seçilir. Onun dışında seçimlerde herhangi bir etkinin olmaması lazım. Hiçbir şekilde dışarıdan bir yönlendirmenin yapılmaması lazım. Daima Yargıtay ve Danıştay'a aday olanlar bu isteklerini bildirirler. Bunun dışında bir etki söz konusu olamaz. Tavsiyeler olabilir, bu üyeler tarafından gelebilir ama kurul bunların hiçbirini dikkate almaz.

Eski Adalet Bakanı Şevket Kazan: Eski adalet bakanı, seçimlere etkide bulunamaz
Ben iki defa adalet bakanlığı yaptım. Ne o zaman ne de daha sonra hiçbir HSYK üyesine hiçbir zaman ricada bulunmadım. Hiçbir zaman müdahale etmedim. Şu arkadaşın terfisi yapılsın, tayini yapılsın demedim. En ufak bir müdahalem olmamıştır. Bunu tüm yargı camiası bilir. Bu yönde bir baskıya da hiç maruz kalmadım. Siyasi maksatla şuraya şu hâkimi tayin edeyim, falanca mahkemeye atayayım ve falanca davayı engelleyeyim, bu bir adalet bakanının asla yapmaması gereken bir şeydir.

Halkın Avukatları Platformu sözcüsü Süleyman Küçüksucu: Bu yaşananlar, yargıdaki kokuşmuşluğun açık bir göstergesi
Yüksek yargıya üye seçimlerinde kendi elemanlarını seçmeler ve baskılar zaten biliniyordu. Son yaşananlar, yüksek yargıdaki kokuşmuşluk ve bozulmanın çok açık göstergesi ve kanıtları. Bunun acilen değişmesi lazım. Hakim ve savcı seçimlerinde keyfilikten uzaklaştırma, adam kayırmayı bu işlerden uzaklaştırmak gerekiyor. Yargı reformu çok önemli. Mutlaka yapılmalı. Getirilecek düzenlemeler ile bu işin miladı olacak. Bu değişiklik gerçekleştirilirse yargının en tepesindeki HSYK ve Anayasa Mahkemesi var. Özellikle Anayasa Mahkemesi'nin tamamen siyasi bir organa dönüşmüş olması, verdiği kararlarda bir taraf gibi davranması, yetkisini aşması, buradaki dejenerasyonun bir göstergesi.

Anadolu Hukuk Derneği Başkanı Süleyman Gürkök: Yargıtay bu iddialarla ilgili derhal soruşturma açmalı
Bu gelişmeler yargıda gelinen noktanın hangi boyutta olduğunu gösteriyor. Yargıtay'ın, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesiyle anılamaz konuma geldiğini düşünüyoruz. Eskiden şaibe olarak nitelendirilen yüksek yargı ile ilgili hukuk dışı uygulamaların bugün delilleri olduğunu görüyoruz. Yüksek yargı üyelerinin bu tür girişimler içerisinde olması da gerçekten üzücü. Yaşanan bu gelişmelerin de yüksek yargı etrafının kuşatma altında olduğudur. Yüksek yargı, yerel mahkemelerde verilen kararları inceleyerek son karar veren mercidir. Böylesi önemli bir yargı kurumu hakkında ortaya atılan iddialar, ortaya çıkan ses kayıtları ve delillerden sonra kurumun başındakiler bir an önce soruşturma açmalı.


ZAMAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.