Metin Feyzioğlu: Ölümün de, acının da bir lüksü varmış, bir de gaddarı!
Sayı belli değil… Neden oldu? Nasıl oldu?

Sayı belli değil...

Yüreğimiz sıkıştı.

Sayı belli değil.

Yanımdaki arkadaşlarla birbirimize baktık, hiç konuşmadan kalktık yola düştük.

Sayı belli değil…

Çok mu önemli, ne bileyim; sürekli “kaç kişi” diye soruyor içimdeki ses.

Birkaç saat sonra madenin girişindeyiz... Yüzler gergin, gözler umutsuz. Ocak ağzında karşılıklı sıralanmış insanlar; baretli, baretsiz, tulumlu, ceketli… Ortada bir koridor... sedyeler, ambulanslara taşınsın diye . Gözler umutsuz… Birbirine bakamıyor, bilineni itiraf etmemek için.

BUZ GİBİ GERÇEK DİLE GELİYOR

Bir sedye daha görünüyor. Dudaklar dua mırıldanıyor. Yaşayıp yaşamadığı belli değil. Bir umut işte… Oksijen maskesi takılıyor; bitkin düşmüş, pes etmemiş kahramanlar arkadaşlarını ambulansa koyuyor. O anda tonlarca kömür üzerine yığılmış gibi oluyor, bacakları titriyor; kollarından tutuyorum, göz göze geliyoruz… Tanımıyorum, tanımıyor… Yüreğime giriyor; bakıyorum, canım, kanım kardeşim, insanoğlu insan… Sımsıkı sarılıp, bir gram olsun yükünü paylaşmaya çalışıyorum. Konuşmadan ayrılıyor, bir yudum çay içip ocağa geri dönecek herhalde…

Ambulans hareket ediyor, yerine yenisi geliyor. Arka kapılarını umuda açıp beklemeye başlıyor… Gözler yorgun, bakışlar kederli, dualar sessiz…

Birine soruyorum, ambulans yetişiyor mu diye. Buz gibi gerçek dile geliyor. Çıkarılan madenci nefes alıyorsa hastaneye, almıyorsa az ilerdeki soğuk hava deposuna gidiyor ambulanslar. Yol kısa, evet maalesef ambulanslar yetişiyor.

KALBİME BIÇAK GİBİ SAPLANAN CÜMLELER

Yan taraftaki çay ocağına gidiyorum. Melek gibi iki yavru, yanlarında anneleri. Yavruların başları masada, gözleri kapalı. Neyi beklediklerini biliyorlar mı? Oğlan gözünü açıyor, dayım geldi mi diye soruyor uyku arasında. Kaçmak istiyorum. Ayaklarım çakılı. Söyleyecek söz var mı diye boş yere kıvranıyorum.

İlçeye gidelim diyoruz. Hastaneye. Acilin önü üst üste; tek tük ambulans geliyor, sedyedekini kimse göremeden içeriye koşturuluyor. Dinleyebilecek olanlara anlatıyorum; sakinleştirmeye çalışıyoruz ki hastanedekiler işlerini yapabilsinler diye. Grup grup oturuyoruz. İnanmadığımız umutları dile getiriyoruz. Aslında hepimiz dua ediyoruz. Bir bacım sarılıp ağlamaya başlıyor. İki yanında çocukları, henüz haberi almamış ama gözyaşları oluk gibi bağrıma akarken dehşet içinde fark ediyorum, kocası için değil, çocukları için ağlıyor. "Ben bunlara nasıl bakacağım, ben bunlara nasıl bakacağım. Ne olacak bu yavrular?” diye. Bacımın kulağına fısıldıyorum; “Bu yavrular artık bize emanet.”

Gün ışırken, kafamın içinde dönüp duran, kalbime bıçak gibi saplanan en acımasız cümleler.... bir kadının öldüğünü bildiği yâri için ağlamasının dahi lüks olduğu şu zalim düzen! Hayat yine öğretiyor. Ölümün de, acının da bir lüksü varmış, bir de gaddarı.

İşte o gecenin bir günlük, bir ömürlük hikayesi…

O KADINLAR, O EVLATLAR, YÜZLERİ KÖMÜR KARASI EMEKÇİLER İÇİN ADALET İSTİYORUZ.

ADALETİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN VARIZ! ÇALIŞIYORUZ! BAŞARACAĞIZ!

TÜM MADEN ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE ANIYORUM.

NOTLAR:

HAMASET YETMİYOR, İŞ YAPMAK GEREKİYOR. NELER YAPTIK?

* İçimize akan gözyaşlarının gereğini yaptık, çocuklarımızın eğitimi için yardım kampanyası başlattık. İktidarın kampanya süresini sınırlamasına ve SMS izni vermemesine rağmen meslektaşlarımız ve binlerce vatandaşımızın küçük küçük bağışlarıyla 1 milyon 134 bin 830 TL topladık. Ana okul yaşındaki 30 çocuğumuzu Türk Eğitim Vakfı şemsiyesi altında üniversite dahil okutuyoruz.

* Ailelerin açacakları tazminat davaları için Manisa Baromuzun adli yardım sistemini derhal güçlendirdik, destekledik. Tüm aileleri toplayıp, bilgilendirdik. Yüz ellinin üzerinde davayı bu şekilde üstlendik.

* Maden mühendisi, jeoloji mühendisi, iş güvenliği, işçi sağlığı, borçlar hukuku, ticaret hukuku ve ceza hukuku alanında uzman akademisyenler ve uygulamacılardan oluşan bir koordinasyon heyeti kurduk. Açılacak tüm davaların taslak dilekçelerini ve durum tespiti yapan raporları hazırladık. Bu dilekçelerle ve hazırladığımız raporlar kullanılarak davalar açıldı.

* Aileleri bilgilendirmek için Soma’da defalarca toplantı yaptık; kendilerini yalnız ve çaresiz hissetmemeleri için bütün gücümüzle destek olduğumuzu daima bilmelerini sağladık. Sordukları sorulara cevaplar vererek, süreci anlatarak, doğru bilgilenmelerini sağladık.

* Sorumluluğu olduğu halde haklarında soruşturma izni verilmeyen kamu görevlileri için idari yargıda "izin verilmeme işlemi"nin iptali amacıyla dava açtık. Bu kişilerin yargılanmalarını ve hesap vermelerini sağlayacağız.

* Ceza davasına gözlemci olarak katılıyoruz. Müdahil aileleri temsil eden meslektaşlarımızı bilimsel raporlarla destekliyoruz. Amacımız, gerçeğin ortaya çıkmasını sağlamak.

* Tarih, ders almayı bilmeyenler veya istemeyenler sebebiyle sürekli tekrar eder. Soma cinayetinin tekrarlanmaması için mevzuatta, uygulamada ve özellikle idareye hakim olan zihniyette neyin yanlış olduğunu tespit etmek zorundaydık. Bu amaçla, uzman bir heyet kurduk. Aylar süren çalışmanın sonunda, okunup uygulandığı takdirde Türkiye’de maden cinayetlerine son verecek derinlikte bir rapor hazırlandı, kitap olarak basıldı. İnsan hayatı söz konusu olmasına rağmen vakti pek sınırlı yöneticiler için de başa 10 sayfalık bir yönetici özeti koyduk. (okumak isteyenler için: http://tbbyayinlari.barobirlik.org.tr/TBBBooks/514.pdf )

* Tazminat ve ceza davalarını sonuna kadar takip etmeye devam edeceğiz. Unutma, unutturma sözüne anlam katmak için adaleti sağlayana kadar durmak yok.

Başta TBB Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarım, Manisa Barosu Başkanlığı, Manisa Barosu avukatları, koordinasyon heyetinin başkanlığını yapan Av. Tülay Bekar, raporumuzu hazırlayan TBB Emek Komisyonu ve Yasa İzleme Merkezi Üyelerine ve mücadelemizde emeği geçen tüm meslektaşlarıma ve dostlara teşekkür ederim.

Metin Feyzioğlu
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.