OHAL ve AİHS: Hukukçular ne diyor?
Bakanlar Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu toplantıları ardından dün geç saatlerde yaptığı açıklamada, Erdoğan bunun demokrasiden taviz verilmeden uygulanacağını söyledi.

Türkiye'nin gündeminden yıllar önce çıkmış olan bu uygulamayı ilan ederken yaptığı açıklamada demokratik haklara gönderme yaparak muhalefetten gelmesi olası tepkilere karşı önlem almaya çalışmış olabileceğini düşünmek yanıltıcı olmaz.

Beklendiği gibi de oldu. Muhalefetten ilk açıklama CHP milletvekili Özgür Özel'den geldi. Özel gece yaptığı açıklamada, "OHAL kararı, bu Gazi Meclis'e sivil bir darbe olur, paradoksal bir iş olur" dedi.

Meclis'e Gazi demesinin nedeni ise, darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz gecesi Meclis'in içinde milletvekillerinin olduğu sırada bombalanması idi.

Bugünün OHAL ile bağlantılı bir başka sıcak gelişme açıklaması ise Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'tan geldi.

Kurtulmuş, Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 15. maddesi uyarınca sözleşmenin askıya alındığını söyledi.

AİHS'nin bazı maddeleri OHAL nedeniyle askıya alınıyor

Hukukçular AİHS'nin askıya alınmasının olağanüstü hal ilan edilmesinin doğal ve prosedür gereği uygulanan bir durum olduğuna dikkat çekiyor.

Türkiye'nin OHAL kararının ardından bunu taraf olduğu sözleşmenin diğer unsuru olan Avrupa Konseyi'ne bildirme yükümlülüğü olduğunu söylüyor.

Hukukçu Rıza Saka, "Bu yükümlülüğü yerine getirmezsek, bir bildirimde bulunmazsak prosedür ile ilgili bir hata yapmış oluruz. Şeffaflık gereği de bunlarla ilgili bilgi verecek ve ilgili tedbirlerin gerekliliği ortadan kalktığında sözleşme hükümlerinin geçerliğinin olduğuna dair Avrupa Konseyi Genel Sekreteri'ne bilgi verecek" diyor.

Zira AİHS'nin 15. maddesi bu tür olağanüstü durumları düzenliyor. Sözleşmenin ilgili maddesi şöyle diyor:

1. Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.

Ancak buna rağmen askıya alınamayacak maddeler var.

Bunları da CHP Parti Meclisi üyesi hukukçu Prof. Dr. Caner Yenidünya açıklıyor.

Buna göre aşağıdaki haklar hiçbir koşulda askıya alınamıyor:

- Yaşam hakkını düzenleyen madde
- İşkence yasağına ilişkin madde
- Kölelik ve zorla çalıştırmaya ilişkin madde
- Aynı zamanda suçta ve cezada, kanunların geriye doğru yürümeyeceği ilkesi askıya alınamıyor.

Yenidünya, sözleşmenin askıya alınması ile ilgili uygulamayı şöyle açıklıyor: "OHAL ile pek çok sınırlama getiriliyor. Dolayasıyla bu sınırlamalarda sözleşmeye aykırılık olması bizim konseye karşı yükümlülüklerimizin de ihlali anlamına geliyor. Bu sebeple bu bildirimin yapılması, konsey ve konsey sözleşmesine bağlılığımız açısından kanımca zorunludur."

Bu noktada ise OHAL'e karşı muhalefet tepkisini dile getiriyor.

Yenidünya 2002 yılından beri Türkiye gündemine gelmeyen OHAL'in hükümet tarafından bütün yollar tüketilmeden karara bağlandığını belirtiyor.

Bütün yollar tüketilmeden OHAL ilan edildi

Yenidünya, muhalefet partilerin bu dönemde, iktidarın ve devletin yanında olacağı ve askeri darbe girişimine karşı konularda destek vereceklerini açıkladıklarını vurguluyor ve şöyle diyor:
"Bildiğiniz gibi şu an TBMM'de grubu olan siyasi partiler, özellikle CHP ve MHP iktidara bu koşulda, bu darbe meselesiyle ilgili her türlü desteği vermeye hazır olduklarını ifade ettiler. Bu itibarla bu süreci atlatabilmemiz açısından temelde hemen yapılması gereken düzenlemelere baktığımızda; eğer bunlar Meclis'ten talep edilseydi ve eğer Meclis'te geçme ihtimali olmasaydı, zorluğu olsaydı bu tartışılabilirdi.
"Ama bu yol tüketilmedi. Yasal düzenlemeler yapılabilir miydi? Bu tüketilmeden ve siyasi paydaşlara sorulmadan OHAL ilan edildi. Tüm siyasi partiler bu olgu karşısında devletin ve hükümetin yanında yer aldılar."
Ancak Yenidünya da yasal açıdan bakıldığında "mevcut yaşadığımız ortamda bu kalkışmanın mahiyetine, niteliğine baktığımızda, pek çok insanımızın öldüğü ve ciddi şiddet eylemlerinin yapıldığı bir kalkışma görüyoruz. Burada olağanüstü bir durum olduğu konusunda bir tereddüt yok" diyor.

"Türk tipi başkanlık sistemi uygulamada"

HDP ise yaptığı açıklamada, "Bu adım da göstermektedir ki, 15 Temmuz darbesi önlenmiş olsa da, ülkeyi darbe ile yönetmek isteyenlerin arayışı sonlanmamıştır" dedi ve kararın keyfi uygulamalara yol açabileceği uyarısında bulundu.

HDP bu sayede "Türk tipi başkanlık sisteminin" uygulanacağı uyarısında bulundu.

Hukukçu Rıza Saka ise muhalefetin eleştirilerinin temelsiz olduğunu düşünüyor.

Olağanüstü Hal'in getirdiği uygulamalardan birinin de Anayasa Mahkemesi'nin denetiminden azade, Kanun Hükmünde Kararnameler olduğunu hatırlattığımız Saka, bunun demokrasi için bir tehlike arz etmediğini söylüyor.

Saka, "Hiç tehlikeli değil. Asıl tehlikede olan şu an ülkenin bölünmez bütünlüğü. Sonuçta bu durum olağanüstü. Öncelikle olağanüstü hali uygulamayı gerektirecek var mı yok mu? Ona bakmak lazım önce. Kimse Türkiye'de olağanüstü hal uygulamasının gerekli olmadığını söyleyemez. O nedenle durumları olağan durumlarla karşılaştırmamak ve karşılaştırmamak lazım" diyor.


Haber: Rengin Arslan/BBC Türkçe
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.