Özgecan'ın katilini cezaevinde öldüren mahkum ortaya çıktı!

Türkiye'de ölümüyle infial yaratan Özgecan Aslan’ın (20) katili minibüs şoförü Ahmet Suphi Altındöken (27) ile babası Necmittin Altındöken (51), yüksek güvenlikli Adana F Tipi Kapalı Cezaevi’nde dün 15.00 sıralarında saldırıya uğradı.

Silah sesleri duyulurken ağır yaralanan baba ile oğlu ayrı ambulanslarla Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Kalbine yakın bir noktaya kurşun isabet eden Ahmet Suphi Altındöken yaşamını yitirdi. İki kurşunla vurulan baba Necmittin Altındöken yoğun bakıma alındı. Saldırının 6.35 mm tabancayla gerçekleştirildiği belirlendi. Adalet Bakanlığı olayla ilgili olarak 2 müfettiş görevlendirdi.

6.35 MİLİMETRELİK SİLAHLA VURULMUŞ
Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan saldırı sonrası Adana E Tipi Kapalı Cezaevi’ne giderek inceleme yaptı. Olayda kullanılan tabancanın 6.35 milimetre çapında olduğu belirlenirken, saldırının nasıl gerçekleştiği araştırılıyor.

MÜFETTİŞ GÖREVLENDİRİLDİ
Adana Kürkçüler Cezaevinde kalan Ahmet Suphi ve babası Necmettin Altındöken'in silahla yaralanmasıyla ilgili olayın aydınlatılması amacıyla adli ve idari soruşturma başlatıldı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın talimatıyla bir adalet müfettişi, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünce de 2 kontrolör görevlendirildi.   

ÖZGECAN ASLAN'IN AMCASI KONUŞTU
Özgecan Aslan'ın amcası Yaşasın Aslan, "Neden diye sordum. Cevap bulmak için çaba harcadım. Şu an çok net söylüyorum üzüldüm, ölmemeliydi. Bu kadar basit ölmemeliydi, yaşamalıydı. Her gün bu acıyı yaşamalıydı. Annesi ve babası iyi değiller" dedi.

HİÇBİR ŞEY ÖZGECAN’I GERİ GETİRMEZ
Özgecan’ın annesi Songül Aslan, kızının katilinin öldürülmesiyle ilgili “Hiçbir şey benim kızımı geri getirmez” derken baba Mehmet Aslan, “Her konuştuğumuzda eskiye dönüyoruz. Konuyla ilgili bilgimiz yok” dedi. Amca Yaşasın Aslan da “Caniler adına üzüldüm. Ölüm bu kadar ucuz olmamalı. Yaşayıp bizim yaşadıklarımızı her an hissetmelerini isterdim" dedi.


 
MAHKUMLAR SORGULANDI
Adana Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Cinayet Büro ekiplerinin, olaya adı karışan mahkum veya mahkumları sorguladığı öğrenildi.

ÖZGECAN'IN KATİLİNİ ÖLDÜREN KİŞİ GÜLTEKİN ALAN MI?
Özgecan'ın katilinin cezaevinde vurularak öldürülmesi konusunda Cumhuriyet Savcılığı ile cinayet masası dedektiflerinin inceleme ve sorgulamaları geç saatlere kadar devam etti. Ancak olayın oluş şekliyle ilgili bir açıklama yapılmadı. Cezaevinden sızan bilgilerde cinayet zanlısı olarak 50 yıla hükümlü İç Anadolu'da çeşitli illerde birçok suça karışan ve 'Suç makinesi' olarak tanınan Gültekin Alan'ın sorgulandığı anlaşıldı. Silahın cezaevine nasıl sokulmuş olduğu da henüz netleşmedi. İddiaya göre, adı yetkililerce henüz açıklanmayan zanlının tabancayı tuvalette bulduğunu söylediği belirtildi. Sorgulama ekibinin bazı mahkumların suçu üstlenmesi olasılığını da dikkate alarak, sorgulama yaptığı bildiriliyor. Adalet Bakanlığı'ndan gönderilen iki müfettiş ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nden gelen yetkililer de akşam saatlerinde Adana'ya ulaşıp, doğruca Kürkçüler Cezaevi'ne geçti.



CENAZESİNİ SAHİPLENMEM

Ahmet Suphi Altındöken'in amcası Behzat Altındöken ise cenazeye sahip çıkmayacaklarını belirterek, "Zaten 1 yıldır bu acıyı çekiyoruz. Onları zaten akraba olarak kabul etmiyoruz. Ben cenazesini sahiplenmem. Annesi sahiplenip defnederse bir şey diyemem" dedi.

BOŞANDIĞI EŞİ: YABANCI BİRİNİN ÖLÜM HABERİNİ DUYMUŞ GİBİ OLDUM

Ahmet Suphi Altındöken'in boşandığı eşinin avukatı Ebru Çatıkkaş, soyadı gizlenen müvekkilinin gazetecilerle görüşmek istemediğini belirterek, şunları söyledi:"Herkes gibi o da basından öğrenmiş ve duyunca şoke olmuş. 'Abla bu cezaevinde değil miydi, nasıl olur?' diye bana sordu. Ben de 'Hiçbir şey bilmiyorum. Başsavcının basın açıklamasını bekliyoruz. Sonuçta cezaevinde olan birisi nasıl silahla ölür bunun cevabını ben de merak ediyorum' dedi. Daha sonra bana, 'Ya abla nasıl hayatımızdan çıkıp gitmiş ki yabancı birisinin ölüm haberini duymuş gibi oldum' dedi.

AYNI KOĞUŞTA KALIYORLARMIŞ

Bugün silahlı saldırıya uğrayan baba ve oğlunun cezaevinde aynı koğuşta kaldıkları kaydedildi.      

HÜKÜMETTEN AÇIKLAMA: SİLAH NASIL...

Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş da Bakanlar Kurulu sonrasında yaptığı açıklamada Özgecan Aslan’ın katili Suphi Altındöken’in cezaevinde öldürülmesine ilişkin soruya cevap verdi. Kurtulmuş şunları söyledi: Özgecan’ın katili olan kişi cezaevinde silahla vurularak öldüğü bilgisi bize ulaştı. Suphi Altındöken’in ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığı ve burada hayatını kaybettiği, babasının da hayati tehlikesinin olmadığı bilgisi var. Cezaevinde kim olursa olsun birinin öldürülmüş olması asla kabul edilemez. Burada kimin hatası kusuru varsa bu ortaya çıkarılacaktır. Bu konuda Adana Başsavcılığı olaya el koymuştur. Adalet Bakanlığı da çalışma başlatmıştır. Silah içeriye nasıl sokuldu, kimin ihmali, kusuru vardır bu ortaya çıkarılacaktır.




AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET ALMIŞLARDI

Geçen yıl 3 Aralık’ta Tarsus 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan son duruşmada Özgecan Aslan’ın katil zanlısı Ahmet Suphi Altındöken ile babası Necmettin Altıdöken ile arkadaşı 20 yaşındaki Fatih Gökçe, ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı.  Ayrıca tecavüz ve diğer suçlardan da minibüs şoförü Ahmet Suphi Altındöken’e 27, arkadaşı Fatih Gökçe’ye 24 yıl hapis cezası verildi.



İDDİANAMEDE KORKUNÇ DETAYLAR VARDI

Özgecan Aslan cinayeti Türkiye'yi sarsmıştı. İddianamede korkunç detaylar yer almıştı.
Özgecan'ın öldürülüp yakılmasına ilişkin üç sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu cinayetin, “saldırganın cinsel saldırı eylemini işleyememekten duyduğu infial” ile gerçekleştirildiği ifade edildi. Özgecan’ın boğazına isabet eden 11 bıçak darbesinden sekizinin ayrı ayrı ölümcül olduğu anlaşıldı. Savcı Ayhan Akyol, “İşlenen suçun insanların güven duygusuna, toplumun ortak değer yargılarına, vicdanına vermiş olduğu zarar ile toplumda meydana getirdiği infial göz önüne alınarak” cezada indirim yapılmamasını ve alt sınırdan uzaklaşılarak, üst sınırdan ceza verilmesini istedi.

İddianameye göre Özgecan Aslan ve arkadaşı B.N.G. ile Tarsus’taki bir alışveriş merkezinde gezdikten sonra saat 20’de buradan çıkıp otobüs durağına gitti. Aslan, şüpheli Ahmet Suphi Altındöken’in kullandığı minibüse binip evinin bulunduğu Mersin yönüne devam etti. Araç seyir halindeyken Altındöken’in güzergah değiştirmesi üzerine araçta kendisinden başka bir yolcu kalmadığını anlayan Arslan, “Senin niyetin ne de bu yola girdin” diye tepki gösterdi. İddianamede, şöyle devam edildi:

BOĞAZDA 11 BIÇAK YARASI

“Arslan’ın, şüpheliden aracı normal yoldan götürmesini istediği, kendisine yönelik cinsel saldırı ya da başka bir kötülüğü engellemek amacıyla aracın kapılarını açmasını, kendisini indirmesini istediği, şüphelinin aracı yolun kenarına tenha bir yere çekerek durdurduğu ve maktule cinsel saldırı amacıyla saldırdığı, maktulün direnip şüphelinin yüzünü tırnaklaması ve biber gazı sıkması üzerine cinsel saldırı eylemini gerçekleştiremeyeceğini anlayan şüphelinin maktulu darp etmeye başladığı, darbelerin etkisiyle maktulün araç koridoruna, demir aksanlara çarparak baygınlık geçirip yere düştüğü...”

ARKADAŞINI ÇAĞIRDI

İddianameye göre Altındöken, genç kızın bayılması üzerine arkadaşı Fatih Gökçe’yi aradı ve yardıma çağırdı. Araç seyir halindeyken Aslan can havliyle ayağa kalktı. Aslan’ın minibüsün koridorunda, ayakta durduğunu gören Altındöken, eliyle vurarak, genç kızı tekrar yere düşürdü. Altındöken ve Gökçe’nin Kasım Ekenler Sitesi yakınlarında buluşarak, ne yapacaklarını konuşmak üzere Mersin Üniversitesi’ne ait ıssız ve tenha bir noktaya gitti. Bu sırada Aslan baygın vaziyetteydi. İddianameye göre iki sanığın Aslan’a cinsel saldırıda bulunup bulunmadığına ilişkin bir bulgu tespit edilemedi.

Altındöken’in isteği üzerine Gökçe, bir arkadaşını arayarak, 5 TL’lik benzin getirmesini istedi. Benzin geldikten sonra Gökçe evine dönerken, Altındöken de babası Necmettin’i arayıp evlerinin bulunduğu sokak başında buluşmayı önerdi. Baba oğul buluştuktan sonra onlara Fatih Gökçe katıldı. Baba Altındöken’in “Bakın, yaşıyor mu?” demesi üzerine yaptıkları kontrolde Arslan’ın yaşadığı ve sesler çıkardığı anlaşıldı. Gökçe’nin “Başladığın işi bitir” demesi sonrası Ahmet Suphi Altındöken’in boğazına defalarca bıçak saplayarak Aslan’ı öldürdü. Sonra da Aslan’ın bileklerini kesip torbaya koydu. Torbayı da evin bodrumundaki kullanılmayan tuvaletin içine saklayıp üzerine talaş döktüler. Daha sonra “kendi aralarında cesedi ve delilleri nasıl yok edecekleri konusunda konuşarak” cesedi yakmaya karar verdi. Gökçe bir benzin istasyonuna giderek, 40 TL’lik benzin alırken, baba oğul Altındöken de cesetle beraber Alman Mezarlığı denilen mevkideki dere kenarına geldi. Gökçe’nin yolu kolladığı sırada diğerleri benzinle cesedi yaktı.

'AMAÇ CİNSEL SALDIRIYDI'

İddianameye göre, Aslan’ın vücudunda, tümü boyuna isabet etmiş 11 bıçak yarası vardı. Bu darbelerden sekizinden her biri ayrı ayrı ölümcüldü. Ancak solunum yollarında is bulaşığı saptanmadı. Bu da öldürüldükten sonra yakıldığı anlamına geliyor. İddianameye göre, “yanık nedeniyle sınırlı bölgelerden alınan sürüntü örneklerinde herhangi bir sperm hücresine rastlanmadı.” Bu da taciz veya tecavüz bulgusunun olmadığı şeklinde ele alınıyor. İddianamede, Altındöken’in “yol meselesinde dolayı Aslan’ı öldürdüğü” yönündeki beyanın “hayatın akışını aykırı olduğu” belirterek, “en azından teşebbüs aşamasında kalan bir cinsel saldırı olduğu” ifade edildi:

“Altındöken’in nitelikli cinsel saldırı eylemini işleyememekten duyduğu infial ile maktulü önce darp edip bayıltarak dirençsiz hale getirmesi, canlıyken maktulün ellerini kesmesi ve daha sonra boğazını çok sayıda bıçak darbesiyle keserek belli bir süre acı çektirerek öldürmesi ve daha sonra işlemiş oldukları suçlar ortaya çıkıp yakalanmasın diye maktulü yakması ve diğer suç delillerini yok etmeye çalışması göz önüne alındığında, canavarca hisle ve eziyet çektirerek kasten öldürme suçunu işlediği...”

Baba Altındöken ve Gökçe’nin şüphelinin suç işleme kararını kuvvetlendirecek söz ve davranışlarda bulundukları, Aslan’ın öldürüldüğü aracın başında ve yanında gözcü olarak bekledikleri, cesedin ve diğer delilerin ortadan kaldırılmasına yaptıkları iş bölümü gereği katıldıkları ifade edildi. Bu nedenle Ahmet Suphi Altındöken’in suçuna katıldıkları ve aynı cezaya çarptırılmaları gerektiği kaydedildi. İddianamede, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi istenerek, şöyle denildi:

“Şüphelinin suç işleme kastının yoğunluğu, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, bilhassa toplu taşıma aracı içerisinde gerçekleşmesi, suçun önem ve değeri, işlenen suçun insanların güven duygusuna, toplumun ortak değer yargılarına, vicdanına vermiş olduğu zarar ile işlenen suçun toplumda meydana getirdiği infial göz önüne alındığında şüpheli hakkında ceza tayini yapılırken alt hadden uzaklaşılarak üst hadden ceza tayin edilmesi ve şüpheli lehine takdir indirimi nedenlerinin uygulanmamasına karar verilmesi...”
 

Hürriyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.