'ÖZGÜRLÜK ve EŞİTLİĞİN TEHLİKEDE OLDUĞU ÜLKE: FRANSA'

 NİZAM HUKUKÇULAR DERNEĞİ BASIN AÇIKLAMASI:

Yapılan açıklamada, bir kınama mektubunun hazırlanıp Fransızca ve İngilizce’ye çevrilerek Fransa Cumhurbaşkanlığı’na, Senatoda ilgili komisyonlara, bütün senatörlere ve Fransa’da faal dernek ve fikir kuruluşlarına ve ayrıca uluslararası fikir kuruluşlarına gönderildiği belirtildi.

 

Türk halkında hayal kırıklığı ve ciddi bir tepki oluşturan bu kanun tasarısı sebebiyle Fransa Temsilciler Meclisi’ni kınayan Nizam Hukukçular Derneği, Fransa Senatosu’nu, Fransız Devrimi’nin sembolü olan “hürriyet”, “eşitlik” ve “kollektif bilinç” değerlerine sahip çıkmaya davet etti.

 

Gündemdeki yasa tasarısına karşı milletimizin, fikirlerini dünya kamuoyuyla paylaşmasının kısa ve uzun vadede çok değerli olduğunu belirten Nizam Hukukçular Derneği, derneğin resmi sayfası olan nizamder.org sitesinde ve birçok sosyal medya ortamında dolaşımda olan mektubun ve çevirisinin yurtiçinde, yurtdışında ve özellikle Fransa’daki grup ve kişilerle internet üzerinden paylaşmanın çok olumlu getirilerinin olacağını belirtti.

--------------------------------------------------------------------- 

 

Fransa'ya gönderilen mektup metninin 3 dilde yazılışı:

 

“HÜRRİYET”, “EŞİTLİK” VE “KOLLEKTİF BİLİNÇ”İN TEHLİKEDE OLDUĞU ÜLKE: FRANSA

 

Fransa Ulusal Meclisi’nde karara bağlanan, Türkiye’ye ve tarihimize yönelik haksız ve asılsız ithamları reddetme özgürlüğünü ortadan kaldırmaya matuf yasa çalışmasını şaşkınlık, endişe ve derin bir tepki ile izlemekteyiz.

 

Kesinlik kazanmamış bir görüşe karşı öne sürülen diğer fikirlerin hapis ve para cezasına çarptırılması her şeyden önce evrensel değerlerle bağdaşmamaktadır. Avrupalılar, Asyalılar, Araplar, Uzakdoğulular ve bütün dünya halkları gözünde Fransa’yı “ifade özgürlüğü”nü “objektif bilimsel araştırma” özerkliğini kinle savrulan aşırı milliyetçi beklentilere ve iç politik çıkarlara feda eden bir konuma düşürecek bu girişimden vazgeçilmesini temenni ediyoruz.

 

Bilindiği üzere Fransa, Avrupa Birliği’nin soykırım konusundaki 28 Kasım 2010 tarihli kararını imzalarken Birleşmiş Milletler’in Soykırımla Mücadele Sözleşmesi’ne uygun olarak, soykırım iddiasında bulunulabilmenin şartı olarak uluslararası bir mahkeme kararının bulunması gerekliliğini kabul etmişti. Şimdi Cumhurbaşkanı N. Sarkozy’nin desteğiyle Meclis gündemine getirilen tasarı bu çekinceyi de ortadan kaldırıyor. Değişen ne oldu? 

 

“Tarihe Özgürlük” isimli bir Fransız sivil toplum örgütü benzeri bir tasarının Fransız Senatosu’nda engellenmesine katkıda bulunmuştu. Meclis Başkanının başkanlığındaki bir komite, tarihi yazmanın Fransız Parlamentosu’nun görevi olmadığını oybirliğiyle kararlaştırmıştı. O tarihte siyasi makamların tarihi konularda tavır almasının tarihçilerin özgürce araştırma yapma hakkını engelleyeceği görüşü kabul edilmişti. Geride bıraktığımız dönemde ne değişti?

 

Parlamentoların görevi, geçmişi hukuksal olarak nitelemek, tarihçilerin işlerine karışmak değildir. Tasarı, yabancı bir toprakta, yaklaşık bir asır önce olmuş tarihi olayları ‘soykırım’ olarak tanımlamaktadır; üstelik, doğruluğu kesinleşmiş detaya vakıf olmadan mahkûmiyet öngörmektedir. Oysa Fransa Anayasası’nın 34. maddesi, parlamentonun tarihi bir olay üzerine bir hükümde bulunmasına izin vermemektedir. Tasarı, “basın özgürlüğü”ile “düşünce ve ifade özgürlüğü” ve “kişilerin korunması” kanunu arasındaki dengeyi de ciddi bir seviyede tehdit etmektedir. Kanun tasarısının oluşturmak istediği suç kapsamı, “suç ve cezada eşitlik” ilkelerine ters ciddi bir risk taşımaktadır. Hatırlatmak isteriz ki, Fransa Anayasa Mahkemesi, suç tanımı yapıldığı safhada bu hususa önem verilmesini ister.

 

Önceki girişimde, Fransız üniversitelerinde hukuk profesörü olan elli altı akademisyenden oluşan bir grubun ifade ve tarihsel araştırma özgürlüğünü ihlal eden “anma yasalarının” anayasaya uygunluğunu ciddi olarak eleştirmişlerdi. Bu tür yasalar aşırı milliyetçi temelli bir yaklaşıma dayandıkları için Fransa Anayasası’nda tanımlanan eşitlik ilkelerini ihlal edecektir.

 

Fransa’nın, yüzyıllara dayanan Türk-Fransız ilişkileri ve bağları bir tarafa dünyadaki tüm Türklerin ve sağduyu sahibi kamuoyunun haklı tepkisini çeken bu girişim Avrupa fikrinin ve medeniyetinin temsilcilerinden biri olan Fransa halkı açısından ciddi, düşündürücü ve kaygı vericidir.

 

Tasarı metni yasalaştığı takdirde zannedildiği gibi Türkiye açısından ciddi olumsuz sonuçlar doğurmayacağı gibi Fransa’ya -özellikle uzun vadede- çok ciddi zararları olacaktır. Evrensel değerleri pervasızca çiğneyen bu mesnetsiz tasarı, sayısız baharlarının yaşandığı günümüz dünyasının kamuoyunda Türk Milleti’ne ve özelde Türkiye Cumhuriyeti’ne olumlu katkılar sağlayacaktır. Nizam Hukukçular Derneği olarak asıl kaygımız; sayısız tarihsel süreçler hakkında kesinlik kazanmamış görüşlerin tartışılmasının parlamentolarca yasaklanmasının bütün dünyada alışkanlık haline gelmesidir.

 

 

"Fransa Ulusal Meclisi'nin Türk halkında hayal kırıklığı ve ciddi bir tepki oluşturan bu kanun tasarısını kabul etmesini esef, hayret ve derin bir tepkiyle kınıyoruz. “Hürriyet”, “Eşitlik” ve “Kollektif Bilinç” ilkelerine, dünya barışına, global ortak akla samimi duyarlılık hissedenlere bu süreçte ciddi bir sorumluluk düştüğünü hatırlatıyoruz.

 

Saygılarımızla.

 

 

Le pays où la liberté, l’égalité et la conscience collective courent le danger: la France

 

Nous obsérvons, avec de la stupéfaction, de l’inquiétude et d’une réaction profonde, le projet de loi, étant décidé à l’Assemblée nationale de France, qui concerne la suppression de la liberté de refus des accusations iniques et sans fondement portées contre la Turquie et notre histoire.

 

Le fait de condamnation à la peine de prison et à celle d’amende des autres opinions prétendues contre une vue qui n’est pas reconnue définitivement ne se concilie pas, avant tout, avec des valeurs universelles. Nous souhaitons que l’on renonce à cette tentative qui pourrait mettre la France face à une situation qui sacrifierait l’autonomie de “liberté d’expression, de “recherche scientifique objective” aux attentes nationalistes extrêmes et aux intérêts politiques internes auprès des Européens, des Asiatiques, des Arabes, des peuples de l’Extrême-Orient.

 

Comme on le sait, quand la France a signé la décision du 28 novembre 2010 de l’Union européen, elle avait accepté la nécessité d’une décision tribunale en tant que condition de pouvoir prétendre la Génocide convenablement au Contrat de la lutte des Nations unies contre la Génocide. Mais maintenant le projet, mis à l’ordre du jour de l’Assemblée avec l’appui du président N. SARKOZY, supprime cette réserve. Qu’est-ce qui a changé?

 

Une organisation civile de société intitulée “Liberté à l’Histoire” avait aidé à être empeché un projet similaire à l’Assemblée française. Un comité présidé par le président de l’Assemblée a pris la décision, à l’unanimité des votes, que le fait d’écrire l’histoire n’était pas la tâche du Parlement français. A cette date-là, on avait adopté l’opinion que la prise de conduite des autorités politiques sur des sujets historiques empêcherait le droit de faire des recherches indépendantes des historiens. Qu’est-ce qui a changé dans la période que nous avons laissée au passé?

 

La mission des parlements n’est ni qualifier juridiquement le passé ni se mêler des affaires des historiens. Le projet définit des évenements historiques, qui se sont produits il y a quasiment un siècle sur un terrain étranger, comme “Génocide”; de plus, il  prévoit une condamnation sans être informé du détail dont la justesse est confirmée. Or, l’article 34 de la Constitution française n’autorise pas le parlement à porter un jugement sur un évenement historique. Le projet menace l’équilibre entre  “la liberté de la presse” et “celle d’opinion et celle d’expression” et la loi sur la “protection des individus”, d’une façon sérieuse. Le contenu de l’acte délictieux que le projet veut créer porte un vrai risque opposé aux principes de l!égalité en matière du délit et de la peine”. Nous voudrions rappeler que le Tribunal constitutionnel français demande d’accorder de l’importance à ce sujet à la phase où l’on définit le délit.

 

Dans la tentative précédente, un groupe composé de 56 académiciens qui sont tous professeurs en droit dans les universités françaises avait sérieusement critiqué la conformité à la Constitution des “lois de commémoration” qui enfreint la liberté d’expression et de recherche historique. Des lois de cette sorte enfreindra les principes de l’égalité vu qu’elles relèvent d’une approche ayant une base trop nationaliste.

 

Cette tentative de la France, à part des relations et des liens turco-français remontant à des siècles, qui encourt la réaction juste de tous les Turcs dans tout le monde et du public ayant du bon sens, est grave et inquiétante pour le peuple français qui est l’un des représantants de l’idée et de la civilisation européenne.

 

 

En cas de légalisation du texte du projet de loi, cela  ne causerait pas de problèmes certains comme on le croit, au contraire, cela nuira à la France, en particulier à longue échéance. Ce projet sans fondement qui anéantit les valeurs universelles apporterait des appuis positifs à la nation turque et surtout à la République turque. Notre inquiétude principale, en tant qu’Association des Hommes de Droit NİZAM, c’est que l’interdiction , par les Parlements, de la discussion des opinions  non confirmées au sujet des processus infinis historiques transforme en une habitude dans le monde entier.

 

Nous reprochons, avec du regret, de la stupéfaction, et d’une réaction profonde,  à l’Assemblée nationale de France  l’acceptation de ce projet de loi qui cause une grande déception et une réaction importante chez le peuple turc. Nous rappelons que ceux qui sont fort sensibles aux principes de “la liberté”, de “l’égalité” et de “la conscience collective”, de la paix mondiale et de la raison globale et commune, ont une grande responsabilité.

 

Avec nos considérations

 

Association des Hommes du Droit NİZAM

 

Adana, Turquie

 

nizamder.org

nizamder@org

 

Turan Cemal Beriker Bulvarı, Adliye Arkası  Ziya Algan İş Merkezi K:7  D:51-52 Seyhan ADANA


 

The country in which ‘Liberty’, ‘Equality’ and ‘Collective Conscious’ are sacrificed: France

We have been watching the work of law, being made a decision by France National Council, for vanishing freedom of refusing unjust and baseless imputations against Turkey and our history.

Imposing a fine and imprisonment of the other ideas which are asserted against an unascertained opinion conflicts with, before everything, universal values. We hope to be quit this attempt which will make France in a situation which sacrifices ‘freedom of declaration’ and self determination of ‘objective scientific researchments’ to excessive nationalist expectations being driven away and internal politic benefits

 

As known, while signing the decision taken on 28th October, 2010 of United Nations about genocide, France had accepted the necessity of an international trial decision as a necessary to be claimed a genocide, appropriate to ‘Agreement of Struggle against Genocide’ of United Nations. Now, the Project which brought to parliamentary agenda with the help of President N. Sarkozy is removing this disturbance too. What has changed?

A French civil society organisation called ‘Freedom to History’ helped to be embarrassed a similar project. A committee with the leadership of parliamentary leader agreed on a decision that it wasn’t the duty of French Parliamentary to rewrite the history. At that time, it was agreed that if political offices strike an attitude about historical subjects, it embarrasses historians’ right to search freely. What has changed in this period?

The duty of parliamentaries isn’t to modify the past as legal or to interfere with historians’ studies. The project defines the historical events happening almost a century ago on a stranger land as a ‘genocide’; moreover, it predicts a condemnation without possessing the detail, truth of which became ascertained. However  34. Provision of French Constitutional does not let parliamentary to comment on a historical event. The project threantens seriously the balance between ‘Freedom of Newsprinting’ and ‘Freedom of Consideration and Define’ with the law of ‘Protecting People’. The crime extent which the law project wants to be formed carries a serious risk opposite to the principle of ‘Equality on Crime and Punishment’. We want to make you remember that French Constitutional Court wants to be given importance to this subject at the period being made a crime definement.

On the previous attempt, they criticised seriously the constitutional appropriateness of ‘remembrance laws’ which deranged freedom of defining and historical searching of a group of 56 academics who are law professors in French Universities. Such laws will derange equality principles of French Constitution Court because of which they based on an excessive nationalist approach.

This France attempt, which took reaction of all Turkey and the Turkish public all around the world, is really serious, thought provoking and concern.

When the draft text is enacted, there will be no serious results in terms of Turkey. But France will encounter really serious negative results and effects. This ungrounded draft, which disregard universal morals, will elicit positive contribution the public of Turkey and the commonwealth of Turkey. As Adjustment Barrister Association, our main anxiety is that; countless historic processes, which are questionable visions, are forbidden by the parliaments and it has turned to a custom in all around the world.

As the Turkish public, we castigate France National Assembly in a deep reaction and consternation. In this process we remind the people, who feel sensibility about Liberty, Equality and Collective Conscious principles, world peace, there is a serious accountability.

Yours Truly.

NİZAM BARRISTERS ASSOCIATION
Adana,Turkey
nizamder.org

Turan Cemal Beriker Bulv. Adliye Arkası Ziya Algan İş Merkezi K:7 D:51-52 Seyhan ADANA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.