Piyango çıkan eşiniz sizi boşarsa ikramiyeden size de pay düşer mi? İşte o karar...
İşte bu durumda eşinizin kazandığı ikramiyeden tek kuruş alamayabilirsiniz de yarısına ortak olabilirsiniz de.
İki farklı sonuç aynı olaydan nasıl çıkar demeyin. İşte piyango hukuku

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2014 tarihli kararına göre

1- Piyango biletinin alımı için harcanan para edinilmiş maldan karşılanmış ise, çıkan ikramiye de edinilmiş mal sayılmakta ve ikramiyeyi boşandığınız eşinizle yarı yarıya paylaşırken,

2- Piyango biletinin alımı için harcanan para kişisel maldan karşılanmış ise, çıkan ikramiye de kişisel mal sayılmakta ve boşandığınız eşinize, çıkan ikramiyeden tek kuruş alamayacaksınız.

İşte o karar:

T.C Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 
Esas No:2007/7361
Karar No:2014/13668 


Esas No:2007/7361
Karar No:2014/13668 



Değer artış payı ve katılma alacağı
A. S. ile E. E. aralarındaki değer artış payı ve katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Bakırköy 10. Aile Mahkemesi'nden verilen 25.10.2012 gün ve 996/758 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:



                      KARAR
Davacı vekili,  

davaya  konu 8671 parsel sayılı taşınmazın 30/1008 hissesinin evlilik birliği içinde 19.12.2003 tarihinde satın alınarak davalı adına  tescil edildiğini, taşınmazın edinilmesinde ve sonrasında dubleks daireye dönüştürülmesinde davacının nişan ve düğünde takılan takı ve paraların kullanıldığını, 

davaya konu taşınmazın davalı tarafından  07/06/2007 tarihinde kardeşi K. E.'ye muvazaalı olarak satıldığını açıklayarak,  25.000 TL ziynet eşyası bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini,  tarafların edinilmiş malları olduğundan taşınmazın karar tarihindeki toplam bedelinden ziynet eşya bedeli indirildikten sonra artan bedelin 1/2'sinin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, 

25.000 TL'lik takıların hayal ürünü olduğunu, davacının evlilik birliğinin başından beri çalışmadığı için evin alımına katkısının bulunmadığını, iddia edilen ziynet ve para olsa dahi bunları davacının götürmüş olabileceğini, davalının 30/1008 hisse için yükleniciye (taşınmaz için)  76.000 TL ödediğini, bunun 30.000 TL'lik kısmının müvekkiline piyangodan çıkan para ile karşılandığını, MK 220 uyarınca bu miktarın kişisel malı olduğunu, kalan bedelin ise, davalının baba ve ağabeyinin desteği ile ödendiğini  savunarak  davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, 

“...davacının dava dilekçesindeki ziynet eşyalarına ilişkin taleplerinin ve ziynetlerinde bedeli indirildikten sonraki yarı bedelinin birlikte değerlendirilmesinde; davacı tarafın ilk talebinin  değer artış payına,  ikinci bölümün ise katılma alacağına ilişkin olduğu kabul edilerek  davanın kısmen kabulüne, davacının ziynetlere yönelik talebinin  5.680.829 TL'sinin değer artış payı, 37.392.085 TL'nin ise katılma alacağı olarak kabul edilmesi gerektiğinden, toplam 43.073.00 TL değer artış payı ve katılma alacaklarının davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.” Hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.                              

Taraflar 15.09.2001 tarihinde evlenmişler, 18.04.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın 15.09.2009 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170.maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejimi, 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar 4722 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden TMK'nun 202. maddesine göre edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde davaya konu taşınmazın edinilmesinde kullanılan paranın 30.000 TL'sinin davalıya milli piyangodan çıkan para ile ödendiğini iddia etmiş ve bu iddiasını dosyaya ibraz ettiği 28.05.2002 tarihli Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü'nün kaşesini ihtiva eden  29. 574, 55  TL ( 29.574.550.000 TL ) bedelli tahsil dekontu ile desteklemiştir. Ayrıca yargılama sırasında dinlenen davalı tanıklarından Cumali Bozkur da davaya konu evin alımında davalıya çıkan ikramiyeden kullanıldığını beyan etmiştir. Bu halde, Mahkemenin milli piyangodan para çıktığına ilişkin davalının iddiasından başka delil bulunmadığı yönündeki  gerekçesi yerinde değildir.

Mahkemece, milli piyango biletine çıkan ikramiye edinilmiş mal sayılmış ise de  Yasada bu hususta açıklık bulunmadığından bu hususun ayrıca irdelenmesinde fayda vardır.

Milli Piyango, bingo, tombala, spor toto, sayısal loto, süper loto, on numara, iddia, at yarışı ve bahis oyunu gibi şans oyunları ile sıkça televizyon kanallarınca düzenlenmekte olan yarışma programlarından kazanılan ikramiyelerin (para veya eşya)  hangi mal grubuna ait olacağı konusunda;  Türk Doktrininde  görüş ayrılıkları bulunmaktadır.

Konuyla ilgili olarak İsviçre hukukundaki hakim görüşün piyango ve şans oyunlarında, bilet veya kupon ya da katılma bedeli olarak yapılan ödeme hangi mal grubundan yapılmış ise (ikame kuralına göre) kazanılan ikramiye veya kazancın da aynı mal grubuna ait olacağı şeklindedir.

Kılıçoğlu; piyangodan, spor totodan, sayısal lotodan, çekilişlerden kazanılan mallar ve   paraların  kişisel mal grubuna girdiğini belirtmektedir.Zeytin; şans oyunlarından elde edilen ikramiyelerin  kişisel mal sayılarak, tasfiyede dikkate alınmaması gerekir, şeklinde görüş bildirmektedir. 

Acar; Loto veya piyango gibi yollarla kazanç elde edilmesinde, kişisel mal karakterinin büyük ölçüde baskın olduğunu, koçan veya bilet parasına oranla elde edilen ikramiye miktarının bin katı, milyon katı fazla olabileceğini, piyango biletini alan kimselerin çok büyük çoğunluğunun ikramiye kazanamadığını, bir milyon veya daha fazla kimse içinden bir ya da birkaç kişinin ikramiyeyi elde ettiğini, böyle bir yapının kazanımın tesadüfîliğini de ortaya koyduğunu, tesadüfîliğin (şansın) ilk planda görünmekte olduğunu bu nedenlerle karşılığını vererek elde etme durumunun olmadığını gösterdiğini, loto veya piyangoya harcanan katılım ücretinin edinilmiş mallardan karşılanması halinde, TMK.m.230/3 hükmünden yararlanılarak edinilmiş mallara döndürülmesinin mümkün olduğu görüşünü dile getirmektedir. 

Gençcan; talih oyunlarından kazanılan para ya da malın eşin talihine dayalı hiçbir emek vermeden kazanılmasından dolayı TMK m. 220 b.2 hükmünce kişisel mal olduğu görüşündedir.Ateş; konuyu “kanundan dolayı kişisel mallar” başlığı altında karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen mallar grubu içinde ele alarak milli piyangodan, lotodan ve bahis oyunlarından kazanılan malların bu gruba girdiğini belirtiyor.            

Öztan; İsviçre Federal Mahkemesi’nin (BGE 121 III 203 E.4.) yukarıda anılan kararına atıfta bulunarak lotodan elde edilen kazanç, eğer bu loto kâğıdı edinilmiş mal ile alınmış ise edinilmiş mal grubuna girer (TMK 219/II b.5), şeklinde görüş bildiriyor.

Dural/Öğüz/Gümüş; edinilmiş mallardan karşılanan piyango biletine isabet eden ikramiye ile elde edilen kazancın MK 220/b.4 uyarınca edinilmiş mallara dahil sayılması gerektiğini açıklamaktadırlar.Gümüş; edinilmiş mallardan karşılanan piyango biletine isabet eden ikramiye ile elde edilen  kazanç TMK 220/b.4 uyarınca edinilmiş mallara dahil sayılması gerekir, şeklinde görüş bildiriyor.

Özuğur; Şans oyunlarından elde edilen ikramiyelerin hangi mal grubuna ait olacağının belirlenmesinde şans oyunlarının hangi mal değeri kullanılarak oynandığının ölçü olarak alınması ve buna göre de oyun bedeli edinilmiş mallardan ödenmişse ikramiyenin edinilmiş mal grubuna ait olacağı, kişisel mal grubundan ödenmiş olması durumunda kişisel mal grubuna ait olacağı görüşündedir.

Sarı;  bu konudaki görüşünü: mevcut yasal düzenleme karşısında; katılma bedeli edinilmiş mallardan karşılanan piyango, loto vb. talih oyunları neticesinde elde edilen kazançların edinilmiş mal olarak nitelendirilmesi gerektiği düşünülmektedir, şeklinde açıklamaktadır.

Acabey; piyango ve benzeri talih oyunlarından elde edilen kazançta, eşler arasında paylaşımı haklı kılan karşılıklı yardımlaşma, dayanışma ve işbölümünün bir etkisinin olmaması, ikramiyenin kazanılmasında, kazanan eşin şansının önemli bir faktör olarak gözükmesi hususları dikkate alınarak, olması gereken hukuk (de lege feranda) açısından, yapılacak bir yasa değişikliğinde bu yollardan elde edilen kazancın kişisel mal sayılması gerektiğinin savunulabileceği, fakat var olan hukuk  (de lege lata) açısından bunu savunmanın güç olduğu, öncelikle bir malın ivazlı sayılabilmesi için, edimler arasında ekonomik anlamda bir dengenin olması zorunlu olmayıp, hukuki anlamda bir karşılık ilişkisinin olması yeterli olduğu, bu nedenle, piyango ve benzeri oyunlarda katılma bedeli ile kazanılan ikramiye arasında aşırı bir fark olduğu durumlarda bile ivazsız iktisaptan bahsedilemeyeceğini ifade etmektedir.(Geniş bilgi için; Mehmet Beşir Acabey; Edinilmiş Katılma Rejiminde Tartışmalı Bazı Konular Hakkında Düşünceler, İzmir Barosu Dergisi, yıl:73, Nisan 2009, sayı:2, S:170-174).

Şıpka; “...Bizimde katıldığımız baskın görüşe göre; piyango biletine isabet eden para eşin  emek ve çalışmasının karşılığı olmayıp, kişinin kendine özel şansıdır. Bu nedenle piyango, loto, at yarışı, kumar, bahis gibi talih (şans) oyunlarından çıkan ikramiye, kişisel mal sayılmalıdır. Buna karşılık, eşin bir emeği ya da bilgisi ile kazandığı yarışmalardan elde ettiği para ya da mal varlığının, edinilmiş mal sayılması gerektiği kanaatindeyiz", açıklamasında bulunmaktadır.  

Türk doktrininde talih oyunları yönündeki hakim görüş yukarıda açıklandığı gibi, kişisel mal olduğu yönündedir.  

Doktrindeki görüşlere kısaca değindikten sonra ikramiyelerin hangi mal grubuna ait olacağının tespiti açısından yasal düzenlemelere bakmakta fayda vardır; 

4271 sayılı TMK'nun , “Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir” şeklindeki 219/I hükmü “ Edinilmiş malların yerine geçen değerler” şeklindeki 219/II, b.5 hükmü ile 

“ Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde  ettiği malvarlığı değerleri” şeklindeki 220/b.2 hükmü ile “ Kişisel mallar yerine   geçen değerler” şeklindeki 220/b.4 hükmüdür.

Yani söz konusu ikramiyelerin;

karşılık verilerek edinildiği ve bu karşılığında edinilmiş mallardan karşılandığı kabul edildiğinde, TMK m.219/I hükmünce edinilmiş mal, 

edinilmiş mal yerine geçen bir değer olarak kabul edildiğinde ise, 219/II, b.5 hükmünce edinilmiş mal sayılabilir. 

Karşılıksız kazanma yoluyla elde edildiği kabul edildiğinde, TMK'nun 220/b.2 hükmünce kişisel mal, 

kişisel mal yerine geçen bir değer olarak kabul edildiğinde de,  TMK'nun 220/b.4 hükmünce kişisel mal olarak kabul edilebilir. 

O zaman bu malların hangi mal grubuna ait olduğunun belirlenebilmesi, bu oyunlara katılmak için ödenen bilet, kupon vs. parasının çıkan ikramiyenin karşılığı olarak kabul edilip edilemeyeceği ya da ikramiyenin ikame değer olarak sayılıp sayılmayacağı hususlarındaki değerlendirmeye ve ispata  bağlı olacaktır. 

Bu kapsamda,  Daire'ce yapılan tartışmalar sonucunda şu sonuca varılmıştır; 

milli piyango bileti (ve diğer şans oyunlarının) satın almak  için verilen meblağ kazanılan ikramiyeye göre çok düşük de olsa sonuçta bir karşılıktır. Burada önemli olan ekonomik karşılık değil, hukuki karşılıktır. Yani, bir malın ivazlı sayılabilmesi için, edimler arasında ekonomik anlamda bir dengenin olması zorunlu olmayıp, hukuki anlamda bir karşılık ilişkisinin olması yeterlidir. 

Evlilik eğer bir hayat ortaklığı bir kader birliği olarak görülüyorsa, iyi günde, kötü günde yoksullukta zenginlikte sonuç itibariyle kaynağı şans olsa bile bir karşılık varsa ve o karşılık edinilmiş mallardan karşılanmış ise, bu edinilmiş mal sayılmalıdır. 

Evliliğin genel hükümleri başlığını taşıyan TMK'nun 185 ve devamı maddelerinde yer alan ve Aile Hukukuna hakim olan bu genel ilkelerin de az önce açıklanan somut olguyu ve görüşü doğruladığı kabul edilmelidir. TMK'nun 185/1. fıkranın birinci cümlesinde “Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler,” amir hükmüne yer verilmiş, son fıkrasında ise “Eşler, birlikte yaşamak birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar,” şeklinde, emir niteliğindeki bu ibare yer almaktadır. 

Gerek sözü edilen maddelerde yer alan ilkeler ve gerekse karşılıklı fedakarlık, sevgi ve saygı üzerine kurulu evlilik birliğinin amacı gereği de; piyango biletinin alımı için harcanan para edinilmiş maldan karşılanmış ise, çıkan ve onun yerine geçen ikame değer sayılan paranın da edinilmiş mal sayılmasını gerektirir. 

Şans oyunları için verilen  karşılığın hangi mal grubundan karşılandığını ispatlamak da oldukça güçtür. Ancak, aksi kanıtlanmadığı takdirde bedelinin edinilmiş maldan karşılandığının kabulü gerekir. 

Eşlerin mevcut ekonomik durumu açısından önemli sayılabilecek  veya yatırım olarak değerlendirilebilecek harcamalar dışında yapılan günlük harcamaların edinilmiş mal grubundan yapıldığının kabulü hayatın olağan akışına uygun olduğu gibi, Örneğin, ev, araba veya şirket hissesi  alımında kişisel mal grubuna ait değerlerin de kullanılması hayatın olağan akışına uygun düşmektedir.

Tüm bu açıklamalardan hareketle  bedel karşılığı oynanan şans oyunlarından kazanılan ikramiyeler edinilmiş mal grubuna dahildir.  Yeter ki katılım bedelinin kişisel mallardan sağlandığı açıkça ispatlanmış olmasın. Bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında;  davalı ikramiye çıkan milli piyango biletini kişisel mal ya da kişisel mal yerine geçen bir değerle aldığını iddia etmediğine ve aksini kanıtlayamadığına göre biletin günlük harcama kapsamında edinilmiş malla alındığı ve bu nedenle edinilmiş mal grubuna dahil olduğunun kabulü gerekmektedir. Kaldı ki, TMK'nun 222/3. fıkrasına göre; “Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.”Bu halde, Mahkeme'nin takdirinde de bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I  maddeleri  gereğince Yargıtay Daire  ilamının  tebliğinden  itibaren ilama karşı 15 gün         
içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 639,65 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.302,66 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 27.06.2014 tarihinde oyçokluğuyla  karar verildi.

hukukmedeniyeti
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet İ. 12 ay önce

Ey Armağan Dinlenç!, "akıl fikir" herkesin ihtiyaci olmakla birlikte seni de bu ihtiyactan tenzih edemiyoruz. Mahkeme kararini okuduktan sonra nasil boyle bir yoruma vardin hayret dogrusu. Mahkeme TMK 222. Madde hukmunden yola cikarak tutarli bir sonuca ulasmisken sen acik kanun hukmu karsisinda oznel bazi degerlere gore karar verilmesini beklemissin. Ne yapsin bu mahkeme: kanunu degistirebilir mi! Yeniyilda akil fikir ve temel hukuk bilgisi diliyorum.

Avatar
Armağan DİNLENÇ 12 ay önce

Allah akıl fikir versin. Üç kurus bilet parasinin edinilmis maldan mi kisisel maldan mi karsilandigina göre karar mi verilir. Bunu nasıl tespit edeceksin. Etsen bile doğru bir kriter değil. Ya diyeceksin ki bu adamin sansidir karisinin payi olamaz ya da hayat musterektir bölüșün. Sahsen ilk secenek daha adil olur.