'Sabri Uzun'un kitabı için 1 değil 10 savcı gerek'
Ergenekon tutuklularının da avukatlığı yapan Celal Ülgen, Türkiye'de gizli saklı kalmış bütün konulara mercek tuttuğunu söylediği kitabı, 'on savcı bölüşerek okumalıdır' diye iddialı bir çıkışta bulunarak savcıları göreve çağırdı.

Ülgen, yazısında polis-savcı ve yargıç işbirliğinin nasıl çeteleşmeye döndüğünü de kitaptan verdiği örnekle anlattı.

İşte Ülgen'in OdaTV'de yayınlanan yazısı;

Eski İstihbarat Daire Başkanı Ergenekon davasında bir çok sanığın tanık olarak dinlenmesini istediği kişilerin başında geliyordu. Çünkü Haksız yere suçlanan ve hukuksuz olarak özgürlüklerinden olan Ergenekon davası sanıkları Ergenekon Şeması adı verilen şemanın Sabri Uzun tarafından ilk bakışta sahteliğinin anlaşıldığını biliyordu. Bu nedenle tek kurtuluş olarak Sabri Uzun’un gelip bu gerçekleri anlatmasını bekliyordu.

O sıralarda Sabri Uzun’un da Bavulunu hazırlayarak gözaltına alınmayı beklediğini “İN”den öğreniyoruz.

“İN” yakın tarihimizin karanlıkta kalmış bütün konularına, kumpaslarına mercek tutuyor yakınlaştırıyor. Ergenekon, Balyoz, Şike, Askeri casusluk, Kafes, Poyrazköy, Odatv gibi siyasi davalarda yaşanan kumpası birinci aızdan ve işin temelinden öğreniyoruz.Bu nedenle Oligarşik bir çeteyi, Yargı ve Polis teşkilatı içine sızmış çeteyi sanal labirentlerde aramak yerine Cumhuriyet savcılarını “İN”i ivedilikle okumaya davet ediyorum.

İYİ BİR ÇETE ÇÖZÜMELEMESİ

Şunu hemen söylemeliyim, Bu bir serüven kitabı değildir, roman ya da öykü kitabı da değildir. Okurların elinde kalem kağıtla ve not tutarak okumasını salık vermekteyim. Cumhuriyet Savcıları ise kitabı parçalara ya da bölümlere ayırarak her bölümü ayrı ayrı paylaşarak okumalıdır. Ancak her bölüm sorumlusu kitabın tümünü okumak zorunda tutulmalıdır. Her savcı birbirinin bölümünü bilecek kendi bölümünü ise çok iyi bilecek durumda olmalıdır.

İyi bir çete çözümlemesi bu sayede gerçekleşecektir.

En ideali “İN”i on savcının bölüşerek okumasıdır.

Sabri Uzun bazı konuları açmış ve sonra da kapatarak geçmiştir. Sabri Uzunun kapattım, ya da kapatıyorum dediği her konu arkasından Cumhuriyet Savcıları tarafından açılmalıdır.

Örneğin Kitabın bir yerinde;

“Ilıcak, 18 Aralık 2002 günü öldürülen Necip Hablemitoğlu’nun katilinin henüz yakalanamadığını biliyor; hepimiz biliyoruz. Ama Hablemitoğlu’nun öldürülmesine, yazdığı Köstebek adlı kitabın, neden olduğunu da öğrenmiş bulunuyoruz. Bu, aydınlatılamayacak bir olay değildir! Konuyu kapatıyorum. “

“Hablemitoğlu cinayetini aydınlatmak için çok gayret gösterdim. Görevlendirdiğim Şube Müdürü, her defasında, “Tespitlerimize göre katil İstanbul’dan gelip, cinayeti işleyip dönmüş” dedi. Meğerse ben, Hablemitoğlu cinayetini aydınlatma görevini, Cemaati’n şakirdine vermişim. Bu konuyu da kapatıyorum!”

POYRAZKÖY VE KAFES KUMPASININ ŞİFRELERİ

Sabri Uzun’un kapatıyorum dediği konunun Cumhuriyet Savcıları tarafından açılması durumunda Hablemitoğlu Cinayeti ve failleri ile yüz yüze gelmiş olacağız.

Kitapta kimi zaman 5 yıl boyunca içine düştüğümüz ve çıkmak için çırpındığımız anaforların izlerine de rastlıyoruz. Örneğin Sabri Uzun “Polis Teşkilatı’nın, 2007 yılından sonra tamamen Gülen Cemaati şakirdi polislerin eline geçmesi üzerine, Cemaat karşıtı kişilere ve kurumlara yönelik adli operasyon görünümünde “düzmece/kumpas” operasyonlar yapılmaya başlandığını anlatıyor. Bunlardan birisi de Gazi Üsteğmen ve avukat Serdar Öztürk’ün olayıdır.

Öztürk’ün, Göktaş’ın bürosunda bulunduğu öne sürülen ve suç delili olarak gösterilen CD’nin, arama yapmaya gelen polisler tarafından, arama sırasında nasıl masanın üstüne bırakıldığını ve sonra da orada bulunmuş gibi tutanak nasıl düzenlendiğini öne sürdüğü için benzer bir kumpasa fazla vakit geçmeden uğramıştı. Öztürk’ün bürosuna arama yapılması için mahkeme kararı alınması ile aramanın yapılacağı saat arasında, gece saat 03.30’da Öztürk’ün bürosuna “İrtica Eylem Planı” aslı olduğu ileri sürülen makine ile atılmış ıslak imzalı belgenin “Ak Parti’yi ve Fethullah Gülen Cemaati’ni Bitirme Planı” adı verilerek nasıl yerleştirildiğini ve de ertesi gün saat 08.30-09.00 sırasında Cumhuriyet Savcısı(!) denilen görevlinin yönetiminde Öztürk’ün bürosuna gelen “polis görünümlü” kişilerin yaptıkları sözde aramada, geceden yerleştirilen o belgeyi nasıl ele geçirdiklerini bu kitapta bulmak şaşırtıcı değil. Duruşma sırasında Albay Mustafa Göktaşın bürosuna nasıl 51 nolu DVD’nin konulduğunu görsel olarak defalarca göstermiş ve 51 Nolu DVD’yi muhafaza altına alın demiştik. Sonra 51 Nolu DVD’nin nasıl bıçakla kesildiğini kamuoyu iyi bilmektedir.

Gene Kitabın bir yerlerinde Poyrazköy ve Kafes kumpasının da şifrelerini bulmak mümkün. Kafes kumpasının başlaması için gerekli olan ihbarın İhbarcısı subayın, Üsküdar İlçesi Altunizade’de bulunan Cemaat karargâhında, Cemaat liderinden ders almış şakirtlerden biri olduğu kitapta yazılmakta...

BU KİTAP BİR FENER GİBİ

Kitapta Ayrıca “Cemaat şakirdi” müdürlere makam boşaltmak ve Cemaatçilerin kurduğu tuzakların ortaya çıkartılmaması için tedbir olarak Eski Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan’a nasıl kumpas kurulduğunu da bulmak mümkün. Özellikle Saçan’ın Polis Koleji ve Polis Akademisi yıllarından beri Cemaatçi polisleri bildiği, bunların tasfiye ve pasifize edilmesi için bazı siyasetçileri bilgilendirdiği, girişimlerde bulunduğu bu nedenle operasyona tabi tutulduğu yazılmakta.  Kitabın bu bölümünde Sabri Uzun’un şu sözleri altı çizilerek okunmalı;

“Türkiye’yi sarsacak operasyonlarda kullanmak için düzmece delil hazırlayanların, çok büyük bir karargâha sahip, büyük ideolojik hedefleri olan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın dışında bir “yasadışı örgüt” yapısı olması gerekirdi. Evet, aynen böyle bir Cemaat örgütlenmesi vardı!”

Sabri Uzun’un yazdığı “İN” sadece Baykal ya da dink cinayeti ile ilgili bulguların değil karanlık kalmış bütün kumpasların üzerine fener tutmaktadır.

Bu arada kitapta Polis- Savcı ve Yargıç işbirliğinin çeteleşmeye yansıyan örneklerini ve İmam konumunda olan bir polisin her istediği arama ve dinleme kararlarını nasıl kolayca çıkardığını, bir çok kişinin dinlenmesi olayının ve Ülkenin koca bir kulağa dönüşmesinin ayrıntılarını da bulacaksınız.

Kitabın kimi bölümlerinde Siyasi iktidarın, uzun süre cemaatin yaptıklarından rahatsızlık duymamasını ve işine geldiği sürece sessiz kalmasını da eleştiren yönlere rastlamaktayız. Özellikle kitabın son bölümü bu özgün ve özgülü eleştiriye yer vermektedir.

Sabri Uzun’un İn adlı kitabı mutlaka okunmalı, Okumakla kalınmamalı kitap parça parça edilmeli ve her parçanın izinden ayrıca gidilmelidir.

Gerçekler bu kitabın satırlarında sizi bekliyor...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.