Sahte yakalama kararı çıkarıp tehdit etmişler


Danıştay saldırısında da adı geçen Sinan Berberoğlu’yla birlikte yedi kişinin tutuklandığı, işadamları Faruk Süren ile TNT Genel Müdürü Efe Önbilgin’in de aralarında olduğu 20 kişinin serbest bırakıldığı operasyonla ilgili soruşturma sürerken, çetenin piyasaya borçlu ya da alacaklı olan işadamlarını kendilerine hedef seçtiği ortaya çıktı. İşadamlarından Cemil Kazancı’dan para sızdırmaya çalışan çete, parayı alamayında Kazancı hakkında sahte evrakla yakalama kararı çıkarttı. İşadamı Mehmet Bahattin Demir’in piyasadan alacağı olduğunu öğrenen çete karşı tarafla irtibat kurup, aynı yöntemi kullandı. Çetenin 10 kadar işadamının hakkında yakalama kararı hazırladığı belirlendi. Çetenin işadamlarını ikna için masaya oturtması 10 bin dolar, büşük davalarda alacağın ise pazarlığa tabi tutulduğu öğrenildi.



Radikal
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
BURHAN İŞCAN 5 yıl önce

İnterneti vakit geçirme ve oyun oynama gayesi ile kullanma dışında kullanmayı bilmiyoruz. Bu haberde de görüldüğü gibi, bu durum bazı uyanıkların işine yarıyor. Haberde de görüleceği gibi hala bir çok iş adamı! E-devlet olgusundan ve internet kullanımından bir haber. e-DEVLET olmak, devletin her organında ŞEFFAFLIĞI da zorunlu kılar. Bu zorunluluk, şeffaflığa ve e-devlete olan ihtiyaçla doğru orantılıdır. E devlet kapısı olan, (www.türkiye.gov.tr ) internet e-devlet sitesinden şimdilik sınırlı da olsa devletin bir çok hizmetine erişmek mümkün. Örneğin hakkımızda açılmış davaları ve sonuçlarını görmek de mümkün.
Toplumumuzun bu konuda başlıca sorunu bilgi toplumu olmak isteğidir. “Önemli olan bilgi değil, önemli olan ilgidir”. İlgi olmazsa bilgi edinilmez. Bilgisizliğin bilinçsizliği; yolsuzluk ekonomisi politikaları sisteminin hayat bulmasını, ezberci yapıda uyanıkların çalışma ortamını oluşturuyor.
Artık bu ülke insanı Türk Adalet ve Yargıçlarına değil, ya alternatif hukuk adaletine, ya da AİHM yargıçlarına ve adaletine güveniyor. Bu durumdaki yargımız ve adalet, hukuk adamlarımızın hepsi için utançtır. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) geçen yıl en fazla mahkum olan ülkeler arasında ilk sırada yer aldı. AİHM Başkanı Jean Paul Costa’nın , AİHM'in 2010 yılı çalışmalarıyla ilgili bir basın toplantısında verdiği bilgilere göre; 2010'da Türkiye hakkında, 278 davada, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin en az bir maddesinin ihlal edildiğine hükmedildi. Türkiye'yi, 217 davayla Rusya, 143 davayla Romanya, 109 davayla Ukrayna, 107 davayla Polonya izledi. Dikkat edin bunlar demir perde ülkeleriydi.. Türkiye’nin durumu eski demir perde ülkelerinden de vahim. Bunun sebebi yargıdaki şeffaflığın derecesidir. Bilgi toplumu olma derecemizdir.
Kimse kimseyi suçlamasın. “at sahibine göre kişner.” , yada “ böyle başa böyle tarak”
Bilgi bir tık kadar yanımızda, buna rağmen istek çok uzağımızda.
Bilgi toplumu olmayan topluluklara artık sürü denmekte.
"SİYASETE KATILMAYAN AYDINLAR, CAHİLLER TARAFINDAN YÖNETİLMEYE MAHKUMDUR" (PLATON) Halkı sürü olan toplumlarda, çobanın adı diktatör olur. Her sürü de üstünde çoban olan olan eşeğin arkasında gider. Sürü ve eşek aynı durumdayken, çobanın değişmesi neyi değiştirir?
SÜRÜ AYNI SÜRÜ, EŞEK YİNE AYNI EŞEK OLMAZ MI?
Hadi sistem bizdeki gibi demokrasi! Olsun, o zamanda çobana fareli köyün kavalcısı denmez mi?
Bilgi toplumu olmak ihtiyaçtır. Bu ihtiyacın ihtiyaçlarımız sıralamasında yeri bizimle uygarlık arasındaki açıklığın derecesidir. Suçlu kimmiş şimdi bir daha düşünelim hele…
Burhan İŞCAN