Savunma tarihindeki kadın avukatlar
 Amerika Birleşik Devletlerinde, Kıta Avrupasına nazaran kadın avukatlar daha önce yargı sisteminde yerlerini almışlardır. Amerika Birleşik Devletleri'nde 1880 yılından bu yana kadınlara avukatlık yapmak hakkı ve yetkileri verilmiştir. ABD'de kadınların üniversiteye girmeleri 19. Yüzyıla rastlamaktadır.
Kıta Avrupasında ilk olarak Fransa da kadınlar avukatlık haklarını alma konusunda ısrarlı bir uğraş vermişlerdir. 1897 yılında hukuk fakültesi mezunu bir bayan Paris Barosuna ve Paris Savcılığına başvurarak avukatlık yapmak istediğini beyan ederek, Paris Barosuna kabulünü istemiştir. Paris Barosu ve Paris Savcılığı bayan hukukçunun bu istemini yasal dayanağının bulunmaması gerekçesiyle kabul etmemişlerdir. Genç kadın Hukukçu bu konuda yasal düzenleme yapılması gerekliliğine inanmış, arkasına aydınların desteğini alarak istemini milletvekilleri aracılığıyla yasa teklifi olarak Fransa Parlamentosuna götürmüştür. Fransa Parlamentosu bu yasa teklifini benimsemiş, 1900 yılında kabul edilen yasa ile kadın hukukçular avukatlık yapmaya başlamışlardır. Fransa da kadınların avukatlık yaptığı ilk yıllarda, kadın avukatların daha çok sosyete arasındaki ihtilaflarda, boşanma, hakaret davalarında görev aldıkları, özellikle güzel konuşan, heyecanlı savunma yapan, güzel bakımlı kadınların Paris Halkı tarafından itibar gördüğü belirtilmektedir.

Bayanların avukatlık hakkını almalarının ardından Fransız Parlamentosunda avukatlık yapacak kadınların kocalarının izinlerinin gerekip gerekmediği konusu tartışılmıştır. Uzun tartışmalardan sonra, çalışmak isteyen kadının, izin kocasından izin almaya zorunlu olduğu konuların, kocanın ahlaki yapısına zarar verebilecek, mali sorumluluğunu doğuracak konular olduğu belirtilmiştir. Avukatlık mesleğinin her iki konuyu da kapsamaması nedeniyle avukatlık yapmak isteyen kadınların eşlerinden izin almaları gerekmediği görüşü ağırlık kazanmıştır. Eldeki kaynaklar bu türden ilk araştırmanın yapıldığı 1940 yıllarda Paris Barosuna kayıtlı yüzden fazla kadın Avukatın olduğunu belirlemektedir.

Almanya da bayanların üniversitelere kabulü 1908 yılında başlamıştır. Almanyada Alman Hukuk Fakültelerinden mezun olan kadınlar 1.Dünya Savaşı sonlarına kadar, yani 1924 yılına kadar hakimlik yapamadılar. 26 Eylül 1920 toplanan Alman Hakimler Birliği 26 Eylül 1920 de yaptığı toplantıda. kadınLARIN YARADILIŞININ, BİR YARGIÇTA BULUNMASI GEREKEN TARAFSIZLIK, PANİĞE KAPILMADAN KARAR VEREBİLME VE MUHAKEME YETENEKLERİNE UYGUN OLMADIĞI GEREKÇELERİYLE yargıç olma istemleri reddedilmiştir.

Bu karadan 2 yıl sonra Alman Avukatlar Birliği, Alman Yargıçlar Birliğinin aldığı karara benzer özellikte başka bir karar almıştır. KADINLARIN BÜNYESİ HAKİMLİĞE VE AVUKATLIĞA UYGUN DEĞİLDİR. YARGILAMAYA KARIŞMALARI ADALETİN ZARARINA OLUR. Denilmiştir.

Uygulama 1908 yılından, 1923 yılına kadar sürmüş, 1923 yılında Münihte, 1924 yılında Prusyada ilk olarak kadınlar avukat olarak göreve başlamışlardır. 1929 yılında Berlin'de 3000 avukattan 8 i, Münihte 700 Avukattan 4 ü kadındır. Günümüzde Almanyada görev yapan yaklaşık 58.000 avukatın 18.000'i kadın avukattır.

İngiltere de kadınlar 1919 yılından bu yana Barrister ve Sollicitor olarak görev yapmaktadırlar. İngiltere de ilk yıllarda kadın avukatlar daha çok aile hukukunu ilgilendiren davalarda görev almışlardır. İngiltere de ilk yıllarda kadın Avukatların bağımsız Büro Açmaları olası iken daha çok erkek avukatların yanında görev almışlar, 2. Dünya Savaşından sonra kadın vukatların ayrı, bağımsız olarak büro açtıkları görülmüştür. Günümüzde yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre İngiltere'de 63.000 avukat görev yapmaktadır. 63.000 Avukatın 20.500 kadarını kadın avukatlar oluşturmaktadır.

Rusya da Çarlık döneminde kadınların üniversiteye girmelerine olanak tanınmıştır. Ancak Hukuk Fakültesinden mezun olan kadınlar ancak Ekim Sovyet Devriminden az önce kurulan 27 Mart 1917 de Karanski'nin geçici hükümeti döneminde kadınlara avukatlık yapmak hakkı verilmiştir. Ekim 1917 devriminden sonra, Sovyet sisteminde Baroların Yerini alan Kollgiumun kurulması tüm avukatların yetkileri ellerinden alınmıştır. Sovyetler Birliğinin ilk yıllarında kadın Avukatlarında erkek meslektaşlarıyla birlikte aynı sıkıntıları çektikleri, devrim hükümetinin avukatlara yönelik sınırlamalarına erkek meslektaşlarıyla birlikte karşı koyduklarını görüyoruz. 1920 yılında Patesburg da yaşanan avukatların tasfiyesindekadın avukatlarda cezalandırılmışlardır. (Avukatların Hukuk Tarihinin en büyük tasfiyesini içeren bu olaydan Tarihte Savunma ve Meslek Kuralları isimli Kitapta bahsedilmiştir.) kadın Avukatlar, Kollegium un 1920 de kaldırılması ile Sovyet Yargısında şerefli yerlerini almışlardır.

Hollanda da 1905, Danimarka da 1909, Avusturya da 1919, Macaristan da 1929, Yılından bu yana kadınlar avukatlık yapabilmektedirler.

Ülkemizde, Baro Kayıtlarının sağlıklı tutulabildiği 1930 yılı itibariyle İstanbul Barosuna kayıtlı 11, Ankara Barosuna kayıtlı 4, Bursa Barosuna Kayıtlı 1, Seyhan Barosuna kayıtlı 1, olmak üzere toplam 17 kadın avukat görev yapmıştır.

1999 sonu itibariyle Türkiye Barolar Birliğine kayıtlı 36.930 avukatın 10.841 i kadındır. En az kadın Avukat Iğdır Barosuna kayıtlıdır. Iğdır Barosu na kayıtlı sadece 3 bayan avukat bulunmaktadır. En fazla Bayan Avukat İstanbul Barosuna kayıtlıdır. İstanbul Barosuna kayıtlı 13.361 Avukatın 4.537 kadın avukattır. Ülkemizde kadın avukatların toplamdaki oranı % 34.12 dir. Aslında Hukuk Fakültelerinde kadınve erkek öğrenci sayısı yaklaşık yarı yarıyadır. Ancak Hukuk fakültelerinden mezun olanların tam *** n avukat olmaması, bir kısmının kamuda çalışması, kamu avukatlarının barolarda kaydının zorunlu olmaması nedenleriyle oranın düşük olduğu düşünülmektedir.

Cumhuriyetin İlk Yıllarında genç bir kadının İstanbul Hukuk Fakültesine ısrarla girmek istemesi savunma tarihinde önemli bir olaydır.

Genç Cumhuriyetin ilk günlerinde Süreyya Ağaoğlu isimli bir hanım İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Fakülte Reisi Devletler Hukuk Profesörü Selahattin Beyin kapısını çalar ve odasına girer. Bezmi Alem Valide Sultanisi'ni bitirdiğini, Hukuk Fakültesine girmek istediğini belirtir. Genç bir kadının bu cesareti odada bulunan Prof. Veli Bey ve katibi Umumi Rauf bey tarafından hayret ve tebessümle karşılanmıştır. O güne kadar kızların tamamı çarşaf giymesine, Hukuk Fakültesinde tek bir kadın öğrenci olmamasına rağmen, gri tayyörle gelen bu kıza biraz şaşkın, biraz saygın bir biçimde şöyle bir baktıktan sonra, belki de vazgeçeceğini hatta başka bir arkadaş bulamayacağını düşünerek üç kadın arkadaş daha getirirse fakülteyi alacaklarını söylemişlerdir.

Genç Süreyya, Bedia, Melahat ve Saime hanımları ikna ederek Hukuk Fakültesine kaydolmuştur. Süreyya Hanım İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1923, 1924 yılında mezun olmuştur.

Süreyya Hanım, mezuniyetten sonra Ankara Barosuna Avukatlık için başvurmuş, 1927 yılında başvurusu kabul edilmiştir. İstanbul Barosuna başvuran ilk kadın Avukat ise kadın Beyhan'dır. kadın Beyhan İstanbul 2. Ticaret Mahkemesinden ayrıldıktan sonra Avukatlık için İstanbul Barosuna başvurmuş ve Avukatlık yapmıştır.

kadın Avukatların Medeni Kanun 159. Maddesi uyarınca mesleğe başlamadan önce kocalarından izin alma zorunlulukların 1990 yıllara kadar yaşandığını görüyoruz. Medeni Kanun 159. maddesi, yani kadının çalışmasındaki kocanın iznine bağlı olma koşulu, Anayasa Mahkemesi tarafından 29.11.1990 tarih ve 1990/30 esas ve 1990 karar sayılı hükümle iptal edilmiştir. Yapılan araştırmada, geçmişte bazı bayan Avukatların eşlerinin izin vermemesi nedeniyle özellikle evlendikten sonra avukatlığa devam edemediklerini, ancak yakın zamanlarda bu durumun söz konusu olmadığı belirlenmiştir.

SOKRATES BALIK İÇİN SU NE İSE, SAVUNMA İÇİNDE ÖZGÜRLÜK AYNI DEĞERDE OLMALIDIR. Demiştir. Aslında tarihsel süreçte meslek kuralları incelendiğinde savunma mesleğinin temelinde özgürlük kadar sadakatinde yer aldığını görülmektedir. Eski Roma da günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce, Şövalye Saminisin kendisine ihanet eden avukatının evinin önündeki ağaca kendini asarak intihar etmesinden bu yana SADAKAT mesleğin temel unsurlarından olmuştur. Mesleğin temel yapısı ve meslek kurallarının 3, 31,35, 36, 37, 41, 43, maddeleri, mesleğe, hukuka, müvekkile olan sadakati düzenler. Tarihsel süreçte SADAKAT UNSURUNU en belirgin kadın avukatların uyguladığı görülmektedir. İncelenen yüzlerce disiplin dosyasında kadın avukatların MÜVEKKİLE SADAKATA İLİŞKİN KONUDA ÇOK AZ, HATTA YOK DENECEK KADAR AZ DİSİPLİN DOSYASI GÖZLENMİŞTİR.

Cumhuriyetin İlanından sonra İstanbul Barosu savunma mesleği tarihinde görülmemiş bir tasfiye yaşamıştır. İstanbul Barosuna kayıtlı 960 avukatın 473 ü, İŞGAL YILLARINDA BİR DEVLETİN HİMAYESİNE GİRMEK, VATANA İHANET, MİLLİ ADLİYENİN GÖREVLİ OLDUĞU İŞLERDE İŞGAL KUVVETLERİNİN ASKER VE POLİSLERİNİN MÜDAHALESİNİ SAĞLAMAK, ADLİ MERCİLERE YABANCI DEVLETİN BAYRAĞINI ÇEKTİRMEK SURETİYLE YARGININ BAĞIMSIZLIĞINA VE ŞEREFİNE TECAVÜZ ETMEK suçlamasıyla levhadan silinmişlerdir. 487 Avukat mesleğe devam etmiştir. Yukarıda gerekçelerle meslekten uzaklaştırılanların içinde hiçbir kadın yoktur. Vatana ve mesleğe ihanet suçlamasıyla meslekten uzaklaştırılan levhadan silinen avukatların tamamı erkeklerden oluşmaktadır. Bu tarihsel tasfiyede Vatana ve mesleğe ihanet eden tek birkadın avukata, kadın dava vekiline rastlanmamıştır. Avukatlık mesleğinin temel unsurlarından sadakat, savunma mesleğinde kadın Avukatlarla bütünleşerek şerefli yerini almıştır.

Ülkemizde İlk Kadın Baro Başkanı Elazığ Baro Başkanı Av. Nermin Özkaya olup, 1972-1979 yılları arasında görev yapmıştır.

Sonraları

Sinop Barosu Başkanı Av. Gülay Çoşar 1990-1992, Giresun Baro Başkanı Nurten Pamuk Akdağ 1992-1994, Çankırı Baro Başkanı Aynur Bulutçu 1994-1996, Kütahya Baro Başkanı Av. Türkan Üstünel 1995-1998 yılları arasında kadın Baro Başkanları olarak görev yapmışlardır


Sayın Av. Adil Giray Çelik makalesidir.
Savunma Tarihinde Bayan Avukatlar

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.