Serbest bırakılan polislerin ortak görüşü: Sahte evraklarla bizi suçluyorlar!
İzmir İstihbarat ve Terörle Mücadele şubelerinde kritik görevlerde bulunmuş polislere yönelik operasyonun ikinci perdesinde, 26 polis hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Bunlardan birçoğu kendileri emniyete giderek teslim oldu, 24 kişi İzmir Adliyesi’ne sevk edildi. Cumhuriyet savcılığında ifadeleri alınan 24 polisten 10’u serbest bırakıldı, 14 polis ise tutuklanma talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Mahkemede yaklaşık 30 saat süren ifade alma işlemi, bu sabah saatlerinde sona erdi. Hakim, 14 polisten 12’sinin serbest bırakılmasına, emniyet müdürleri Memduh Tosun ve Taner Aydın’ın ise tutuklanmasına karar verdi.

Serbest bırakılan polisleri, adliye kapısında aileleri ve sevenleri karşıladı. Anne, baba, eş ve çocukları, birbirlerine sarılarak gözyaşı döktü. Serbest bırakılan polislerden Başkomiser Talha Ülkümen, kendileri için zorlu sürecin daha yeni başladığını ifade ederek, şunları söyledi: “Taner Aydın ve Mehduh Tosun cezaevindeyken bizim için esas dışarıda olmak cezaevidir. Ben Taner ağabeyi biraz mahzun gördüm, karar açıklandıktan sonra. Tanımayan insanlar, belki onun tutukluluğa üzüldüğünü zannedebilirler ama ben dedim ki başka bir derdi var, başka bir şeye üzülmüş dedim. ‘Ağabey, neden bu hüzün?’, bana dedi ki, ‘Girerken Silivri’deki kardeşlerime selam söylemeyi unutmuştum, şimdi çıkarken sen benim yerime onlara bir selam söyle.’ Silivri’deki kardeşlerine selamlarını iletiyor. Ben o zaman da söylemiştim, mahçup bir şekilde selam gönderdik diye, yine mahçup olmak düştü bize. Yapacak bir şey yok. Dosyanın içi boş. Mahkeme tutanaklarını incelerseniz görürsünüz. Mesela evrağın hazırlandığı bir büroda, 2009 yılına ait 20 tane suçlama yapmışlar. Suçlama yapılan kişi o büroya 2010 yılında gelmiş, yani suçlamanın yapıldığı tarihte o büroda bile çalışmıyor. Baktığınız zaman içi boş bir dosya. Zaten ilk operasyondan bir farkı yok, algı operasyonu olduğunu söylemiştik. Bugün müdürlerimiz neden tutuklandı bilmiyoruz. Biz neden serbest kaldık, onu da bilmiyoruz ama şu bir gerçek ki burada sizin yanınızda şu havayı soluyor olmaktansa Kırıklar Cezaevi’nde, müdürlerle aynı koğuşta olmayı tercih ederdim. Bu sevgiyi, bu derdi anlamayanlar bizi de anlayamazlar. Biz hakkın, doğrunun yanında olacağız. Kanuni bir şekilde mücadelemize devam edeceğiz. Hakkımızı adalet yoluyla, kanun yoluyla yine bu mahkemelerde arayacağız. Başka bir yere gitmeyeceğiz. Biz Türk adaletinin eninde sonunda tecelli edeceğine inanıyoruz ama ondan daha önemlisi, er ya da geç Allah'ın adaleti bu konuyla ilgili son hükmü verecektir.” (CİHAN)

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.