Sokrat gibi aklanacağız
BALYOZ davasında 3 yıl tutuklu kaldıktan sonra beraat ederek cezaevinden çıkan emekli Gazi Albay Hasan Basri Aslan, inandığı değerlerden ödün vermeyip ölüme giden ve 24 yüzyıl sonra yaşadığı toplumda yeniden yargılanarak aklanan Yunanlı filozof Sokrates gibi Balyoz sanıklarının da suçsuzluklarının ortaya çıkacağını söyledi. Aslan, “Adalet bir gün mutlaka tecelli edecek. Sokrates gibi aklanacağız. Ama yüzyıllar sürmeyecek. 12 Eylül’de insanlar mağdur oldu. 30 yıl sonra bu insanların suçsuz olduğu ve mağdur edildikleri ortaya çıktı. Balyoz mağdurlarının suçsuzluğunun ise çok daha kısa sürede ortaya çıkacağına inanıyorum” dedi. 49 yaşında tutuklanan Aslan, 16 yıl hapse mahkûm oldu. Yargıtay, “Ceza verilmesine gerek yok” diyerek beraatına karar verdi. 3 yıl kaldığı cezaevinden çıkan Aslan, Balyoz davasında yaşadıklarını ve duygularını Hürriyet’e şöyle anlattı:
ALMAYA GELDİLER ÖYLECE KALAKALDIM

- “22 Şubat 2010’da Harp Okulu’ndaki odama gittim ve mesaiye başladım. Televizyonda Balyoz tutuklamalarının başladığı alt yazısı geçiyordu. Tutuklanacağım hiç aklıma gelmedi. Yarım saat sonra Merkez Komutanlığı’ndan beni gözaltına almaya geldiler, öylece kalakaldım. 3-4 kişi daha alınmış, birbirimizi tanımıyorduk. Herkes birbirine niye gidiyoruz diye sordu. 3 gün Merkez Komutanlığı’nda gözaltında kaldık. 26 Şubat’ta savcılığa çıkarıldık. ‘Balyoz’u duydun mu?’ diye sordular, ‘Basından duydum, bilgim yok’ dedim. Sorgum 10 dakika bile sürmedi. Savcı, ‘Cami de bombalayacaklarmış, siz böyle bir şey yapmazsınız’ dedi. Ne olacağını sordum. ‘Ben soruşturma savcısı değilim. Arkadaşlar karar verecek’ dedi. O gün 8 arkadaşımla birlikte tutuklandım. 

O GECE UYUMADIM

- 27 Şubat 2010’da Hasdal Cezaevi’ne girdik. 20 gün 23 kişi aynı koğuşta kaldık. Güneydoğu’da çok daha kötü koşullarda görev yapıp uyuyabilmiştim. Ama cezaevindeki ilk gecemde ‘Ben ne yaptım, suçum ne?’ diye düşünmekten uyamadım. Koğuştaki kimse de uyuyamadı. 31 Mart 2010’da tahliye oldum. Harp Okulu’ndaki görevime döndüm. İddianamenin okunması 11 Şubat 2011’de tamamlandı ve savcı tutuklama isteyince kapıları kapattılar. İddianamede sadece Balyoz Plan Semineri görevli personel EK-A listesinde adım vardı. 2’nci kez tutuklandığımda 250 kişinin içinden tanıdığım 10 kişiyi geçmez. Suçsuz olduğumuzu bildiğimiz için cezaevinde sağlam kalabildik. Hepimiz, her gün, yanlışlık ortaya çıkacak, tahliye olacağız diye umutla bekledik.  

AKLIM KIZIMDAYDI

- Tutuklandığımda kızım 10 yaşındaydı. Eşim geliyor ama onu getirmiyordu. Bir gün ‘Baban göreve gitti’ diye kandıran annesine kızım Melis ‘Anne sen beni aptal mı sanıyorsun babamın başına geleni biliyorum’ demiş. İlk açık görüşe annesi ile geldiğinde boynuma sarıldı ve hiç kucağımdan inmedi. Bana başka bir gün cezaevinde, ‘Baba bu yaşadıklarımızın bir faydası oldu, ben artık büyüdüm’ dedi. Cezaevinde eşim ve çocuklarım ne yapıyor diye düşünmek dışında bir şey yapmadım. 21 Eylül 2012’deki karar duruşmasında en kötü olasılıkla ceza verip tahliye edecek diye düşünüyorduk. Ama 16 yıl ceza verdiler. Sadece boş boş baktım inanamadım. 

CESUR BİR KADINMIŞ

- 21 Eylül’de sivil memur Güllü Hanım da (Güllü Salkaya) tutuklandı. Hasdal Cezaevi’ne getirildi ve tek başına bir hücreye konuldu. Kendimizi bıraktık ona üzüldük. Ama şunu gördüm çok dirayetli ve çok cesur bir kadınmış. Boşu boşuna 13 ay yattı. 9 Ekim’de Yargıtay’daki karar duruşmasını koğuşta televizyondaki alt yazılardan takip ettik. Birimiz bile hâkim savcı görmemiş, trafik cezası bile almamış her şeyi hukuka uygun yapmış ve yaşamış insanlarız. Güya da devlet adamıyız. Bu kadar olmaz diye bir umutla bekledik. 

SEVİNEMEDİK BİLE

- Gardiyan 17.00’de gelip koğuştaki benim ve bir arkadaşımızın tahliye olabileceğimizi söyledi. Şok olduk. İkimiz de sevinemedik bile. Aklım hep cezaevinde kalan arkadaşlarımda. Eve geldim 2 gündür uyuyamıyorum. Arkadaşlarımız için mücadeleye devam edeceğiz. Suçsuz olduğumuzu her ortamda anlatacağız.”

MÖ 399’da yargılandı 2012’de aklandı

YUNANİSTAN’ın başkenti Atina’da, Mayıs 2012’de kurulan davacı ve davalı makamlarını Avrupalı ve Amerikalı ünlü hukukçuların oluşturduğu temsili mahkeme, M.Ö. 399’da ‘Tanrılara saygısızlık ve gençleri baştan çıkarmak’ suçuyla yargılanan 
ve ölüme mahkûm edilen Sokrates’i yeniden yargıladı. Onasis Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki mahkemenin jürisinde Atinalılar da yer aldı. Duruşma sonunda yapılan oylamada, hâkimlerin kararı 5’e karşı 5 ile eşit gelirken, davayı izleyenlerin büyük çoğunluğu Sokrates’in masum olduğu yönünde oy kullandı. Her kötülüğün bilgi sanılan bilgisizlikten ileri geldiğini savunan Sokrates, “Doğruyu bilen doğru davranır” diyor, doğru bilginin doğru eylemi gerçekleştireceğine inanıyordu.


Hürriyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.