Tufan Ergüder Yazdı… SELAM-TEVHİD’İN KADINLARI

Selam-Tevhid’in kadınları derken maksadım terör örgütüne hizmet eden kadınlar değil aslında. Teröre hizmet eden kadınlar, başka bir yazının konusu. Arka plandaki kadınlardan söz ediyorum. Aslında herşeyden haberdar olan kadınlar. Ellerindeki adamı hapishaneye kaptırmamak için sinmişler, ketumlar; adamlarının uğraşlarının onları götürebilecekleri yerleri biliyorlar. Olan bitenin, suçun cezanın farkındalar. Hatta bize Yargıtay tescilli bir terör örgütünü “biri birine selam vermiş” diye yutturmaya çalışanlardan, “ilk kez duyanlardan” daha yakınlar gerçek hayata.

Türkiye şanslı bir ülke. Tarihsel düşmanını iki kez farketme imkanı buldu son dönemde. İlk seferinde hiç umulmadık bir şekilde Hizbullah-İlim terör örgütünün arşivinden çıkmıştı 90′ların kanlı cinayetleri. Türkiye’yi karıştıran, mecrasından çıkaracak cesamette eylemlerdi her birisi. Rahmetli Uğur Mumcu’nun cenazesinde kabaran öfke seli kim bilir hangi gençleri nerelere sürüklemişti. Son fark edişimiz Kamile Yazıcıoğlu’yla oldu. Realist bir kadın; hayatı olduğu gibi okuyan biri, herşeyin farkında diğer Selam-Tevhid kadınları gibi.

 Bursa’da bir iş seyahatindeyken 8 Ağustos 2010′da Yıldırım İlçesinde bir karakola müracaat eden Yazıcıoğlu Hanımefendi, anlattıklarıyla karakol polisini şaşırtmış önce. Çağrı üzerine Terörle Mücadele Şubesi’nden gelen bir komiser, anlatılanları yazdıktan sonra “ağzından çıktığı gibi yazılmıştır” ibaresini eklemeyi ihmal etmiyor ifadenin sonuna. Ağustos’un sonuna doğru Bursa Emniyet Müdürlüğü’ne gelen bir kargo, şüphelenilmesi üzerine “bombalı paket” muamelesi görüyor. Fünyeyle patlatılan paketin sonradan Kamile Hanım tarafından gönderildiği anlaşılıyor. İçinden şans eseri zarar görmeyen örgütsel dokümanlar çıkıyor.

 3 Mart 2011′de Yazıcıoğlu Hanım, polisin performansından memnun kalmayınca tekrar harekete geçiyor. Bursa Emniyet Müdürlüğü’nü aradığında dosyanın İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gönderildiğini öğreniyor. Bir gün sonra 4 Mart’ta İstanbul Terörle Mücadele Şubesi’nde alıyor soluğu. Beraberinde yeni bilgi ve belgeler getiren Kamile Yazıcıoğlu, bu ilk ziyaretinden sonra 19 kez daha geliyor polisin Vatan Caddesi’ndeki merkezine. Ziyaretlerinin dördünde yazılı ifade veren Kamile Hanım, diğer gelişlerinde dijital-kağıt ortamlarda pekçok belge getiriyor. Hiçbir defasında önceden haber vermiyor ve her getirdiği bilgi-belge imzasıyla, parmak iziyle kayıt altına alınıyor.

 Kamile Hanım, Selam-Tevhid Kudüs Ordusu terör örgütünün en önemli elemanlarından kocası Hüseyin Avni Yazıcıoğlu’nun kağıt belgelerini fotoğraflayarak, bilgisayarındakileri dijital disklerle veya flashdisklerle otuz ay boyunca taşıdı Terörle Mücadele Şubesi’ne.

 Polise ulaşan kağıt belgeleri, yedi ana kalemde toplamak mümkün;

Kamuda devşirilecek bürokratların listesi,

Keşif çalışması ders notları,

Keşif-istihbaratları yapılacak yerlerin listesi,

(İran beyt-ül malının) Harcama dökümleri,

Keşif istihbarat faaliyetlerinde görevlendirilmesi düşünülenlerin öz geçmiş raporları,

Kamuda, kültürel ve dini alanda yapılanların analizi, yapılması planlananlar,

Şifreli örgütsel randevu notları.

 Kamile Hanımın getirdiği dijitallerin içindeyse;

Genel Kurmay Harita Genel Komutanlığı’nın hazırladığı 81 ili kapsayan ve 30 CD/DVD’den oluşan askeri tesis ve binaların da gösterildiği çok yüksek çözünürlüklü haritalar,

İran’a yazılan raporlar,

Alternatif cemaat çalışmaları,

Devlet kadrolarındaki bürokratların durumlarıyla ilgili raporlar,

Fişlemeler,

Küçükçekmece Atom Enerjisi Kurumu, ABD ve İsrail İstanbul Konsolosluklarının keşif-istihbarat raporları,

MSB ihalelerine katılan firmalar, ihale şartnameleri, ANKA, ALTAY, MİLGEM, ATAK ve GENESİS gibi projeler dikkat çeken dokümanlar olarak sıralanıyordu.

 Bu soruşturmadan savcı ve polislerin nasıl alındığını hatırlatarak 24 Şubat 2014′e gelelim. O gün Star ve Yeni Şafak gazetelerinde 7000 kişinin dinlendiğini iddia eden haberler yapıldı. Büyük bir karartma operasyonu başlamıştı. Devletin önemli kurumlarına sızmış prens ve beyzadeler, düğmeye basmıştı. Star Gazetesi’nin manşetindeki fotoğraflardan birisi de Hüseyin Avni Yazıcıoğlu’nundu. Bu çok önemli bir detaydı tabi. En çok da Kamile hanım için. Kim bilir hangi duygular içindeydi. Daha önce yirmi kez geldiği Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde 26 Şubat’ta karartmanın başlamasından sadece iki gün sonra farklı yüzlerle karşı karşıyaydı. Bu kez dosya aleyhine ifadesi alındı. Emniyet Müdürlüğü’nde alınan bu ifadeye imza atacak görevli bulamadılar önce, daha sonra bir savcının imzasına açıldı. Önemli bir iddiaya göre savcı, Yazıcıoğlu Hanımla hiç yüzyüze gelmeden imzalamıştı polisin aldığı ifadeyi. 26 Şubat’tan beri Kamile Yazıcıoğlu’nun akıbeti bilinmiyor. Nasıl bir programla nerede tutulduğu muamma. Kadınlardan bir kadın, konuştu ve çok önemli şeyler söyledi; şimdilerde sussa da farklı şeyler söylese de…

 Elbette daha üzerinde yazılacak çok şey var bu dosyanın. Sadece Beyzadeler, prensler sizi gördük; millet sizi gördü demek geliyor içimden. Gücün arkasında saklandığınızı zannediyorsunuz ancak, bu çok uzun sürmez.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
adım erkek 2 yıl önce

korkma zaten sen korkmazsın toprağım senle dürüst olan vatanını seven pkkl olmayan herkes gurur duyar