Türkiye'de artık hukuk güvenliği diye bir şey yok!
Twitter fenomeni Fuatavni’nin, iktidarın seçimlerden önce muhalif gazete ve televizyonlara el koyacağı, aralarında MİT TIR’larının görüntülerini yayınlayan Can Dündar’ın da bulunduğu 200’ü aşkın kişiyi gözaltına aldıracağına ilişkin iddiaları gündeme bomba gibi düştü. Türkiye Barolar Birliği ve çeşitli illerin baro başkanları, bu tehlikeli girişime karşı toplumun tüm kesimlerini tepki göstermeye çağırdı. Hukukçuların iddialar hakkındaki görüşleri özetle şöyle:

Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Berra Besler: Türkiye’de artık hukuk güvenliği diye bir şey yok. ‘Keyfim benim böyle istedi, ben birini tutuklatırım, birini gözaltına aldırırım’ demenin hukukla bağdaşır hiçbir yanı yok. Kim ne yaparsa yapsın, ne kadar baskı uygularsa uygulasın sonunda onlar hüsrana uğrayacaktır. Olaydan hukuk devleti yaşayarak çıkacaktır. En azından Türkiye’de avukatlar ve Barolar Birliği şartlar ne olursa olsun bunu yapmaya azimlidir. Bu olayın müdahili değilim ama böyle bir hadise varsa hukuka aykırı hiçbir şeyi kabul etmemiz mümkün değil.

Kocaeli Barosu Başkanı Sertif Gökçe: 21. yüzyılda basını susturmak, basın özgürlüğünü kısıtlamak, bırakın Türkiye içerisinde, dünyada sizi çok yalnızlaştırır. Bunu çok tehlikeli bir durum olarak görüyorum. Türkiye, demokrasisini, çok uzun kazanım sonucu belli bir noktaya kadar getirdi. Belli bir lige kadar çıktı. Tekrar en düşük lige geri dönmesi; dünyanın, Avrupa’nın gözünde demokrasisinin düzelmesi çok uzun bir zaman alacak. Bu açıdan ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüklerden bir tanesidir. Bunun bedeli çok ağır olur. Bunun bedelini ülke olarak ödeyeceğiz. Hepimiz ödeyeceğiz. Gelecek kuşaklar ödeyecek. Seçim öncesi gözaltılar olması, seçimi dahi tartışmalı hale getirecek riskli bir durum. Türkiye’nin yüzde 50’sini, yüzde 70’ini içeriye alacak, hapishaneye atacak haliniz yok.

Van Barosu Başkanı Murat Timur: Gazetecilere yönelik söz konusu operasyonda Cumhurbaşkanı bunun dün talimatını verdi. Yargı ne yapıyor? Yargı da bu operasyonun ve soruşturmanın hazırlıklarını yapıyor. Şimdi hiçbir demokraside cumhurbaşkanının ya da başbakanın talimatıyla harekete geçen bir yargı söz konusu değil. Yargı bağımsızdır, hiç kimseden de talimat almaz. Burada şunu hepimiz biliyoruz ki, son dönem içerisinde muhaliflerin mal varlıklarına el koyma, muhalif gazetecileri susturma yönünde hükümetin çok sert ve hukuk dışı tedbirler içerisinde olduğunu biliyoruz. Bunu da çözecek olan şey, önümüzdeki seçimler. Gerçekten halk şunu oylayacak. Ya diktatöryel bir sisteme onay verecekler ya da buna dur diyecekler.

Sakarya Barosu Başkanı Zafer Kazan: İktidar seçimde istediği sonucu aldığı takdirde tüm muhalifleri susturacak. Türkiye’de demokrasi rafa kaldırıldı, Anayasa lağvedildi, ülke toplama kampına dönüştürüldü.

Cumhurbaşkanı, Can Dündar’a zaten meydan okudu. ‘Bunu yanına bırakmayacağım’ gibi bir cümle kullandı. Bu nasıl bir üslup? Cumhurbaşkanı, bir gazeteciyi alenen tehdit ediyor. Bunun üzerine ne söylenebilir ki. Her şeyi yapabilirler. Artık hukuk yok, bunda hukuk aramayın. Bank Asya’ya el koydukları gibi diğer bankalara ve işadamlarının mallarına el koyabilirler. Bu zihniyet devam ederse felaket bir sonuçla karşılaşacak bu ülke. Demokrasisi rafa kalkmış, Anayasa’sı lağvedilmiş bir üçüncü hatta dördüncü dünya ülkesi olacak. Veya halk sükunet içerisinde, bu azan, azgınlaşan güruha ayaklarını yere indirerek hak ettiği dersi verecek.

Şırnak Barosu Başkanı Nuşirevan Elçi: Eğer Fuatavni’nin bahsettiği gibi basına yönelik bir operasyon varsa, muhalif olanları etkisiz hale getirmek, saldırıya uğratmak ya da yayın kuruluşuna el koymak gibi bir düşünce, kesinlikle ciddi bir tehlikedir. Buna herkesin karşı koyması gerekiyor. Başta biz hukukçular olmak üzere herkesin buna karşı bir duruş sergilemesi gerekiyor.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi: Seçim öncesi böyle bir operasyon yapılacağını sanmıyorum ama yapılırsa da bu bir çılgınlık olur açıkçası. Bu tamamen demokrasiden, hukuktan ve insan haklarından tamamen ayrılmak olur. Artık toplum kendini tamamen kaybeder. İfade özgürlüğü demokratik toplum düzeni tamamen kalkar. Sayın Cumhurbaşkanı’ın gazeteci Can Dündar ile ilgili söylediği sözleri de kabul etmemiz mümkün değil. Haberi yapan gazeteci bunun bedelini ödeyecektir şeklindeki sözleri, medyaya açıkçası bir gözdağıdır ve halkın bilgi alma ve ifade özgürlüğü hakkına çok ciddi bir tehdittir.

Eskişehir Barosu Başkanı Rıza Öztekin: Bir avukat, bir baro başkanı olarak bu iddialara inanmak istemiyorum. Olursa bu bir siyasi çalışma olur. Ama bunun geçmişteki örnekleri var. Hep ortaya çıktı. Çünkü Türkiye’de hukuk devleti yok. Hani bakın hukuk var mı? Anayasa askıda. Bu nedenle her şey olabilir. Bu ülkede kimin tutuklanacağına, kimin alınacağına birisi karar veriyor. Bir de sulh ceza mahkemeleri var malumunuz. Eh gelin siz düşünün.

Bursa Barosu Başkanı Ekrem Demiröz: İktidar kendi aleyhine olan her şeyi kendisine düşmanlık sayıyor ve tepki gösteriyor. İktidarın, silah taşıyan MİT TIR’larına yönelik eleştirileri önlemenin yolu olarak tüm muhalifleri, basın organlarına, yargıçları ve savcıları tutuklatıyor. Baskılara karşı tek yol var, faşizme karşı direnmek. Hep, ‘Bana olmuyor, bir başkasına olmasının benim için önemi yok’ dediği için Türkiye bu noktadadır.

Trabzon Barosu Başkanı Orhan Öngöz: Saray’dan yargı organlarına böyle bir talimat verildiyse, bunlar hukuk devletinde kabul edilebilecek şeyler değil. Maalesef; aksi yönde uygulamalara da tanıklık ediyoruz. O bakımdan, bu iddianın en azından yalan olduğunu, gerçek olmamasını ümit ediyorum. Bir akıl tutulması olarak değerlendirebiliriz. Umarım sağduyu kazanır.

Şanlıurfa Barosu Başkanı Hikmet Delebe: Eğer basın üzerinde sansür uygulanırsa Anayasa ihlal edilir. Daha önce de yüzlerce belki binlerce gazeteci sırf yaptığı haberler yüzünden gözaltına alındı, tutuklandı. Böyle bir operasyon ters tepki yapar. Can Dündar bizce görevini yaptı. İlk defa yapılan bir haber değil. Daha önce silah olduğu haberlerde yer almıştı. Şimdi fotoğrafı yer aldı.

Gazete basmak dünyanın en geri diktatörlüklerinin işi

Uluslararası ilişkiler ve güvenlik uzmanı Prof. Dr. Sedat Laçiner, seçimden önce aralarında gazetecilerin de bulunduğu 200 kişiye operasyon yapılacağı iddiasının gerçek olması durumunda Türkiye’nin dibe vuracağını söyledi. Laçiner, şu değerlendirmeyi yaptı: “Birçok gazeteciye zaten soruşturma açıldı, tutuklandı. Gezi Parkı’nda Zaman Gazetesi muhabirine yapılan muamele de gazeteciliğin Türkiye’de ne durumda olduğunu gösteriyor. Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğü dip yaptı, dibe vurdu. Eğer böyle bir şey olur ise dibe vurmanın şahikasıdır. Dibin dibidir. Bunun ötesi yok. Sözün bittiği yerden bahsediyoruz. Gazete basmak, televizyon kapatmak dünyanın en geri ülkelerinde, en geri diktatörlüklerinde olabilecek işler. Bizi tipik bir Ortadoğu ülkesi konumuna sokar ve şu anki hali de onu andırıyor. Buradaki mantığı da kurumsal bir gerekçeden ziyade bir intikam, öç alma ve muhalefeti yıldırma çabası olarak görüyorum.”

MİT TIR’ları nedeniyle şirazeden çıkmışlar

Türkiye’yi sarsan 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının ardından meslekten ihraç edilen eski savcı Zekeriya Öz, iktidarın medya ve gazetecilere yönelik operasyonlarla algı oluşturmaya çalıştığını belirtti. Zekeriya Öz’ün Twitter hesabından yaptığı paylaşımlar şöyle: “17/25 yolsuzluk soruşturmasıyla dengesi bozulan muktedirler, MİT TIR’ları nedeniyle şirazeden çıkmaya karar vermiş. Terör örgütlerine silah gönderip dışarıda binlerce insanın kanınında vebali olanlar; içeride hukuk katliamına karar vermiş, algı için tabii ki. Terör örgütlerine silah göndermek insanlık suçudur ve Lahey’de UCM’de yargılama nedenidir. UCM’de dokunulmazlık zırhı yoktur. Masum insanları kurgulanmış mahkemelerde tutuklatmak, mülkiyet gasbı yapmak sonucu değiştirmeyecektir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.