'Veda'nın şifreleri'
KOŞANER NE DEMİŞTİ?
“Şu anda 173’ü muvazzaf, 77’si emekli olmak üzere 250 general-amiral, subay, astsubay ve uzman jandarma çavuş, hürriyetlerinden yoksun olarak tutuklu bulunmaktadır” diye başlıyordu Koşaner’in Başbakan RECEP TAYYİP ERDOĞAN’a gönderdiği istifa mektubu. Koşaner, “tutuklamaların evrensel hukuk kaidelerine, hakka, adalete ve vicdani değerlere uygun olarak yapılmadığını” belirtiyor, “bu durumun birçok defa yetkili makamlara iletilmesine, anlatılmasına ve takip edilmesine rağmen soruna yasal çerçevede bir çözüm bulunmasının mümkün olmadığını” anlatıyordu.

Şöyle bitiyordu Koşaner’in mektubu: “Bu durumun önlenememesi ve yetkili makamlar nezdinde yapılan girişimlerin dikkate alınmaması Genelkurmay Başkanı olarak personelimin hak ve hukukunu koruma sorumluluğumu yerine getirmeme engel olduğundan, işgal ettiğim bu yüce makamda göreve devam etme imkânını ortadan kaldırmıştır.”

Koşaner ile birlikte dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay da istifa ettiler.

İSTİFA ETMEYEN TEK KOMUTAN

Kuvvet komutanlarının istifaları, görev süreleri ağustos ayı sonunda, yani bir ay sonra zaten dolacağı için sembolik bir anlam taşıyordu. Ama Orgeneral Koşaner için durum farklıydı. O, silah arkadaşlarının uğradıklarına inandığı haksızlığa karşı bir duruşu ortaya koymak, topluma bir mesaj vermek, tarihe bir not düşmek üzere kariyerini yakıyordu.

Komuta kademesi içinde istifa etmeyen tek kişi aralarında en az kıdemi olan, bu yönüyle önü açık gözüken Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Necdet Özel’di. Peki istifacı komutanlar Özel’le istişare etmişler miydi bu hareketlerinden önce? Bu konuda “Evet” diyenler ile “Hayır” diyenler şeklinde iki görüş çarpışıyor. Gerçek ileride komutanlar hatıratlarını yazdıklarında ortaya çıkacak. Ama bu krizin Orgeneral Özel’in -daha erken bir şekilde- önünü açtığı da bir gerçek.

JET HIZIYLA KKK’YA
TSK’nın tepesi birden boşalınca hükümet süratle hareket etti. Koşaner’in istifa ettiği gün Orgeneral Özel jet hızıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na ve Genelkurmay Başkanı Vekilliği’ne atandı, bu görevde altı gün kaldıktan sonra 4 Ağustos günü üçlü kararnameyle Genelkurmay Başkanlığı’na asaleten atandı. Özel, aynı gün başlayan YAŞ’a Genelkurmay Başkanı olarak katıldı. Bu YAŞ’ta orgeneralliğe birinci sırada terfi eden korgeneral ise geçen hafta Genelkurmay Başkanlığı’nı Özel’den devralan Hulusi Akar olacaktı.
Orgeneral Özel’in 29 Temmuz 2011 tarihinde Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında selam durduğunu gösteren fotoğraf Türk Silahlı Kuvvetleri ile AK Parti iktidarı arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcını simgeleyen bir görüntü olarak belleklere kazındı.

Özel Genelkurmay Başkanı olduğunda Türk ordusundaki generallerin sayıca azımsanamayacak bir bölümü hapisteydi. Deniz Kuvvetleri’nde tutuklu amirallerin sayısı tutuksuz olan amirallerden neredeyse daha fazlaydı. Orgeneral Özel, son derece sıkıntılı bir tabloyu devraldı ve göreve başlamasıyla birlikte en önce hapisteki subayların ve onların ailelerinin bir bölümünün tepkileri ve eleştirileriyle karşılaştı. Daha sonraki dönemde de sıkça silah arkadaşlarına sahip çıkmadığı, onları korumadığı eleştirileriyle karşılaşacaktı.

İÇİNE ATTIKLARINI ORADA SÖYLEDİ

İlginçtir ki, Orgeneral Özel’in geçen salı günü Genelkurmay Başkanlığı’ndaki devir teslim töreninde yaptığı konuşmada 2011 yılında devraldığı bu tablo, o dönemde karşılaştığı eleştiriler ve ordunun içinde bulunduğu ruh haliyle ilgili pek çok ilginç ipucu ve saptama vardı. Orgeneral Özel, dört yıl boyunca içine attığı pek çok şeyi işte bu veda konuşmasında söyledi. Konuşma metni incelendiğinde, o dönemdeki TSK ile ilgili tartışmalara ve kendisinin burada oynadığı rolün çok geniş bir yer tuttuğu görülüyor. Bir anlamda bu eleştirilere karşı savunmasını da yapmış oldu Orgeneral Özel.

Bu konuşmanın şifrelerinde şu çarpıcı noktalar var:

1-İÇ BÜNYEMİZDE ÇÖKÜNTÜ VE TRAVMA VARDI: Özel, görev yaptığı dört yılın yalnızca ülkenin güvenliği değil aynı zamanda “TSK’nın kurumsal kimliği” bakımından da “zor bir dönem olduğunu” vurguladı. “Genelkurmay Başkanlığı şerefini devraldığım dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri muvazzafıyla, emeklisiyle tam anlamıyla bir travma yaşıyordu” diye söze girdi ve “Personelimize yönelik sürdürülen davalarla ve kurumsal itibarımızın sorgulandığı bir gündemle karşı karşıya bulunuyorduk” diye ekledi. Özel, bu süreç nedeniyle TSK’nın dayanışma ruhu, birlik ve bütünlüğünün muhafazasında “bazı tereddütlerin hasıl olduğunu” gizlemedi, hatta şöyle konuştu: “Personelimizin moral motivasyonu zayıflamış, kamuoyu nezdindeki kurumsal itibarımız ve güvenilirliğimiz zedelenmiş hatta kimi çevrelerin haksız ithamlarıyla TSK’nın görev etkinliği sorgulanır hale gelmişti.” Özel, bu süreçteki önceliğini de şöyle anlattı: “Öncelikle bu durumun düzeltilmesini ve iç bünyedeki çöküntünün ortadan kaldırılmasını amaçladık. Personelin kendilerine olan güvenlerinin yeniden kazandırılması, kamuoyu algısının, kurumsal itibarımızın arzu edilen düzeye ulaştırılması için hep birlikte çalıştık.”

2-DAVALARA SESSİZ KALMADIK
: Özel, konuşmasında Balyoz ve Ergenekon gibi davalardaki haksızlıklara seyirci kaldıkları yolundaki eleştirilere de şu şekilde yanıt verdi: “Personelimize yönelik davalar sürecinde iddiaları kabullenmesek bile demokratik bir devlet olmanın gereği olan hukuksal sınırlar içinde kalmaya özen gösterdik. Bazı kişi ve çevrelerin mesnetsiz algı operasyonlarına rağmen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin aile olma özelliğinin gereği olarak personelimize ve ailelerine sahip çıktık. Maddi, manevi destek vermeye ve yanlarında olmaya çalıştık. Devlet terbiyesinin gereği olarak bu konuları hiçbir zaman kamuoyu önünde konuşmamaya da özen gösterdik. Devlet erkânı ve ilgili yetkililerle çok sık görüşmelerde bulunarak problemleri çözmeye çalıştık. Bazı konularda sessiz kaldığımızı iddia eden kişi ve çevreler tarafından eleştirilsek bile komuta kademesindeki arkadaşlarımla birlikte hukuk devletinin ve devlet adabının gereklerine uymaya ve sabırla çözüm üreterek sonuç almaya da gayret ettik.” Özetle, bu konuda hükümet nezdinde “sessiz diplomasi” yürüttüklerini anlattı Özel.
3-DEMOKRATİK İŞLEYİŞE KATKIDA BULUNDUK: Özel’in konuşmasının ilginç bir boyutu, kuvvetli bir demokrasi vurgusunun yer almasıydı. “Yasama, yürütme ve yargının kararlarını saygıyla karşıladıklarını” vurgulayan Özel, “Bu süreçte hukuk dışı hiçbir faaliyete tevessül edilmemiş, birçok acımasız eleştirilere ve tahriklere rağmen ülkemizde demokrasinin işlemesine önemli ölçüde katkıda bulunulmuştur” dedi ve ekledi: “TSK-hükümet ilişkileri yasal zeminde ve demokratik ülkelerde olması gerektiği şekilde sürdürülmüştür.”

4-GÜLEN CEMAATİNE HUKUK MESAJI: “Paralel yapı” da Orgeneral Özel’in konuşmasında önemli bir yer tuttu. “Malum yapı”nın 1980’li yılların başından itibaren TSK’nın içine sızmaya çalıştığını belirten Orgeneral Özel, “TSK için önemli risk ve tehditler taşıdığı değerlendirilen bu yapıya karşı verdiğimiz mücadele yeni değildir” dedi. Özel, gelen iddia ve ihbarların istihbarat birimleriyle işbirliği içinde hassas bir şekilde değerlendirildiğini belirtti, “TSK komuta kademeleri konunun önemi ve ciddiyetine vâkıftır. Gereğini yapmıştır ve yapmaktadır” dedi. Burada dikkat çekici olan, Özel’in “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir hukuk devleti olduğu her zaman göz önünde tutulmuş ve işlemler bu çerçevede yürütülmektedir” diyerek, bu mücadelede hiçbir şekilde hukuk dışına çıkılmayacağı mesajını vermesiydi.
5-ATATÜRK DEVRİMLERİNE ÖVGÜ: “Ebedi Başkomutanımız” diyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü iki kez andı Orgeneral Özel. Birincisinde, “Atatürk’ün ilke ve devrimlerini benimsediğini” vurgularken, ikincisinde de “bugünlere gelmesinde payı olanlara” teşekkür ederken.
6-HUZUR İÇİNDEYİM: Özel, konuşmasını yaparken TSK’daki meslek hayatının son anlarını yaşamaktaydı. “Görevini tamamlamış bir insanın huzuru içindeyim” dedi sözlerini tamamlarken. 
Bundan sonrasına tarihçiler karar verecek. 

(Hürriyet)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.