'Yargıda modernleşme bir zorunluluk'

Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen 30. Avrupa Konseyi Adalet Bakanları Konferansı, İstanbul Conrad Otel'de başladı.

Açılış oturumunda konuşan Ergin, bu konferansta ''Üçüncü Milenyumda Adaletin Modernizasyonu'' başlığı altında ''şeffaf ve etkin adalet'' ile ''günümüz Avrupasında cezaevleri'' konularının tartışılacağını, kaydedilen gelişmelere ilişkin tecrübe paylaşımını sağlanacağını ve mevcut sorunlara çözüm önerileri getirerek bu alandaki yeniliklere ivme kazandırılacağını söyledi.

Son yıllarda özellikle bilişim teknolojisi alanında takip edilmesi zor bir hızla yaşanan gelişme ve yeniliklerin sınırları olmayan bir dünya yarattığını, bu gelişmelerin insan hayatına sunduğu kolaylıkların ise vazgeçilemez bir hale geldiğini vurgulayan Ergin, insanlığın huzur ve mutluluğunu hedefleyen adalet hizmetlerinin bu gelişme ve yeniliklerin gerisinde kalmasının düşünülemeyeceğini belirtti.

Ergin, ''Modern çağın gereklerinden yararlanamayan bir yargının etkisiz ve işlemez hale geleceği, suç ve suç örgütleri ile mücadelede başarısız olacağı ve toplumun adalet ihtiyacını karşılayamayacağı aşikardır. Bu anlamda yargıda modernleşme bir ihtiyaç değil, bir zorunluluktur'' diye konuştu.

Yargıda modernleşme denilince akla ilk gelenin, devletin vatandaşa çağın gereklerine uygun bir biçimde daha iyi hizmet vermesi, yargının etkinliğinin artırılması, yargıdaki gecikmelerin azaltılması ve saydamlığın en üst seviyeye çıkartılması olduğunu ifade eden Ergin, bu hedeflerin başarılması için bilişim alanında elde edilen yeniliklerin doğru, etkin ve yerinde kullanılması gerektiğini kaydetti.

Bilişim

Sadullah Ergin, bakanlığınca hazırlanan konferans raporunda da görüleceği gibi bilişim teknolojilerinin adalet hizmetlerinde kullanılmasının bakanlığın birinci öncelikleri arasında yer aldığını vurguladı.

Bu çerçevede geliştirilen Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ile yargıyı modern çağın teknolojik gelişmeleri ile donatarak en üst kalitede hizmet vermeyi hedeflediklerine dikkati çeken Ergin, 1999 yılında başlattıkları UYAP'ın bugün itibarıyla UYAP'ın Türkiye'de yargı birimlerinin yaklaşık yüzde 100'ünde işletimde olduğunu, her türlü yargısal ve idari faaliyetin bu sistemle elektronik ortamda yürütüldüğünü belirtti.

Adalet Bakanı Ergin, bilişim teknolojilerinin adli hizmetlerde kullanımı ile elektronik ortamda haberleşme sayesinde haftalar süren yazışmaların bir iki saniyede yapılabildiğini ve adli yazışmaların elektronik ortamda yapılmasının kayda değer bir tasarrufa imkan sağladığını söyledi.

Konuya ilişkin son çalışmalarla birlikte Türkiye'de vatandaşların ve avukatların internet ve cep telefonları üzerinden elektronik ortama aktarılmış dosyalarına 7 gün 24 saat erişiminin sağlandığına işaret eden Ergin, bunun neticesinde de yargıda en üst düzeyde saydamlığa ulaşılarak yurttaşların yargının denetçileri haline getirildiğini bildirdi.

Ergin, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Tüm bu sevindirici gelişmeler ile birlikte adalet hizmetlerinde halen çözüm bekleyen, gün geçtikçe daha da karmaşık hale gelen ve bir an önce ele alınması gereken sorunlar da bulunmaktadır. Ceza infaz kurumları konusu, bunlar arasında yüksek önceliğe sahip ve günümüzde sadece Avrupa'da değil, tüm dünyada önemli gelişmelerin ve değişimlerin kaydedildiği, ancak aynı zamanda gittikçe büyüyen sorunları da içeren bir konudur. Cezaevlerinin fiziki koşulları, buna bağlı olarak yaşanan aşırı kalabalıklaşma, çağın gereklerine uygun mevzuat ihtiyacı, ceza infaz kurumlarında görevlendirilen personelin eğitimi ve 'kırılgan gruplar' olarak adlandırılan çocuk, kadın ve yabancı tutuklu ve hükümlülerin durumu gibi konular ilk etapta akla gelen ve çözüm bekleyen sorunlardır.''

Cezaevlerinin durumu

2008 yılı verilerine göre Avrupa Konseyi üye ülkeleri olarak ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlü sayısının 1 milyon 856 bin 153 olduğunu ifade eden Ergin, bu sayının dünya çapında yaklaşık 50 ülkenin nüfusundan daha fazla olmasının karşı karşıya olunan sorunun büyüklüğünü yansıtması açısında önemli olduğunu vurguladı.

Ergin, ''Tutuklu ve hükümlüleri topluma yeniden kazandırmanın temel hedef olarak belirlendiği ceza infaz kurumlarında fiziki şartların iyileştirilmesi veya yeni mevzuat çalışmalarının yapılması tek başına yeterli olmamaktadır. Sorunlar bir bütün olarak ele alınmalı, örneğin atılacak adımlarda ve çözüm önerilerinde yabancı hükümlü veya tutuklular ile cezaevlerinde bulunan kadın ve çocukların özel durumu dikkate alınmalıdır'' diye konuştu.

Türkiye'de ceza infaz kurumları konusunun bakanlığın hassasiyetle yaklaştığı ve özel önem atfettiği bir alan olduğuna işaret eden Ergin, özellikle son 10 yıl içinde bu alanda köklü mevzuat değişiklikleri yapıldığını aktardı.

Ergin, ceza infaz kurumlarının fiziki koşullarının iyileştirilerek modern, uluslararası standartlara uygun ceza infaz kurumları ve bu kurumların çeşitli güvenlik seviyelerinde türlerini barındıran kampüslerin inşa edildiğini anlattı.

Yeni kurumlar inşa etmenin sorunların çözümünde tek başına yeterli olmayacağından hareketle ceza infaz kurumları personelinin eğitimine ağırlık verildiğini belirten Ergin, hapis cezasına alternatif cezaların uygulanmasını artırmak ve geliştirmek amacıyla 2005 yılında ''Denetimli Serbestlik Sistemi''nin kurulduğunu ifade etti. Bakan Ergin, ayrıca çocuk hükümlü ve tutuklulara özel rehabilitasyon programları hazırlanmasını içeren projelerin gerçekleştirildiğini ve çocuklarla çalışan personelin özel eğitim programlarına alındığını belirtti.

Sadullah Ergin, tüm bu çalışmaların sorunların çözümü adına halen yeterli olmadığı ve daha atılması gereken birçok adım olduğunu kanaatini taşıdığını ifade ederek, ''Bu nedenle Avrupa Konseyi üyesi ülkeler olarak bu alanda sahip olunan tecrübenin paylaşımı konusunda çalışmalarımızın artarak devam etmesinin hayati önem taşıdığını düşünüyorum'' dedi.

Ergin, 30. Avrupa Konseyi Adalet Bakanları Konferansı gibi uluslararası organizasyonların bu çalışmalara eşsiz katkılar sağlayacağına inandığını kaydetti.




ANKA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.