Yargıtay'ın Ergenekon kararına onlar sevinemedi!
KUDDUSİ OKKIR: Örgütün kasası ve finansörü olmakla suçlandı. 20 Haziran 2007’de tutuklanıp cezaevine konuldu. Tutuklandıktan 1 yıl sonra kanser nedeniyle yaşamını yitirdi. Okkır’ın tutuklanmasının diğer tutuklamalardan farklı olduğunu belirten eşi Sabriye Okkır, “Sadece tutuklanmadı, o öldürüldü. Gözaltına alındığında hiçbir hastalığı yoktu. 8 ay sonra hastalandı” dedi. Sabriye Okkır, “Karar, Kuddusi Okkır’ı geri getirmeyecek. Hiçbir delil yokken tutuklanmıştı. Yargılama sürecinde herkes sustu. Bu yüzden kimseyi affetmiyorum. Bu kadar insan yıllarca boşu boşuna ıstırap çekti” diye konuştu.

TÜRKAN SAYLAN: Yıllarca cüzzama karşı verdiği mücadeleyle tanındı. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı da olan Saylan, “Baba Beni Okula Gönder” gibi birçok sosyal sorumluluk projesine imza attı. Soruşturmanın 12’inci dalgasında 13 Nisan 2009’da evi basıldı. Bir süredir kanser tedavisi gören Saylan, baskından 1 ay sonra 74 yaşında vefat etti.

YARBAY ALİ TATAR: Ergenekon’la eşzamanlı yürüyen, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda görev yapan biri emekli 2 amirale yönelik suikast iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı çıkarılınca intihar etti. Arkasında “Ben bu hukuksuzlukla yaşayamam. Belki benim ölümüm benim durumumda olanların aydınlığa çıkmalarına vesile olur” notu bıraktı. Yarbay Tatar’ın ağabeyi Ahmet Tatar, “Ne böyle bir dava, ne böyle bir soruşturma olsaydı; ne de bizim canımız yansaydı. Sadece benim kardeşim değil birçok insanın eşi, oğlu, babası yok. Devlet büyük kumpası açığa çıkarmak zorunda” ifadesini kullandı.

İLHAN SELÇUK: Silahlı terör örgütünün üst düzey yöneticisi olma iddiasıyla 21 Mart 2009’da gözaltına alındı. Tutuksuz yargılanıyordu. Beyninde damar tıkanıklığı olan Selçuk, böbrek yetmezliği nedeniyle 1 yıl sonra 21 Haziran 2010’da yaşamını yitirdi.

KAŞİF KOZİNOĞLU: Oda TV’ye düzenlenen operasyon kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan MİT mensubu Kozinoğlu, “terör örgütüne üye olmak” ve “gizli belge bulundurmak” iddiasıyla 11 Mart 2011’de tutuklandı, 13 Kasım 2011’de kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

ERGENEKON DAVASININ KAZANANLARI: AVUKATLAR

Ergenekon davasının bir kazananı da Silivri Cezaevi’ni ve duruşma salonunu ikinci evleri yapan avukatlar oldu. İrem Çiçek, babası Dursun Çiçek Ergenekon soruşturmasından cezaevine girdiğinde stajyer avukattı. Avukatlık ruhsatını aldıktan sonra ilk müvekkili babası oldu. Yıllarca babasını savunun Çiçek, diğer sanıklara da hukuki yardımda bulundu. Avukat Celal Ülgen, bu davada en çok müvekkili olan avukatlardan biriydi. Avukat İlkay Sezen ise başta İlker Başbuğ olmak üzere sanık sandalyesindeki paşaları savundu. Ergenekon davasının kazananı avukatlar, Yargıtay’ın kararını değerlendirdi.

‘HUKUK TARİHİNE GEÇECEK’

Hüseyin Ersöz, Ergenekon davasında şu an CHP Milletvekili olan gazeteci Tuncay Özkan başta olmak üzere toplam 10 kişinin avukatlığını yaptı. Ergenekon davasının Türk hukuk tarihine geçeceğini belirten Ersöz, “Ergenekon davası ileride, adil bir yargılamanın ‘nasıl yapılmaması’ gerektiğine hukuk fakültelerinde örnek gösterilecek ibret verici bir yargılama sürecidir” dedi. Emekli Orgeneraller İlker Başbuğ, Hurşit Tolon ve Tuncer Kılınç’ın avukatlığını yapan İlkay Sezer, Yargıtay’ın kararıyla yargılamanın göstermelik olduğunun anlaşıldığını ifade etti. Sezer, “İtirazlarımızın ve taleplerimizin ne kadar haklı olduğu görülmüş olduk. Silivri’de göstermelik bir yargılama yapılarak Türk halkının kandırılmış olduğu görüldü” diye konuştu.

‘KUMPASA CEVAP VERİLDİ’

Emekli Orgeneral Hasan Iğsız, emekli Tuğamiral Alaettin Sevim ve Mustafa Balbay’ın kendi tabiriyle sosyal avukatı olan Murat Ergün, Yargıtay’ın bu kararıyla, 9 yıl sonra bir kumpas yapılanmasına hak ettiği cevabı verdiğini dile getirdi.

Celal Ülgen ise Tuncay Özkan, Adil Serdar Saçan, Levent Ersöz, Dursun Çiçek, Teğmen Mehmet Ali Çelebi ve Mustafa Levent Göktaş da dahil toplam 17 Ergenekon sanığının avukatlığını yaptı. Ülgen, “Bundan sonraki süreç kumpasçıların bulunması, yargılanması, cezalandırılması sürecidir” ifadesini kullandı.

Babası Dursun Çiçek’in avukatlığını yapan kızı İrem Çiçek de “Yapılan zulmün sorumlularına hesap sormak için yeni bir başlangıçtır. Bu hesabı verecek örgüt ortadadır, delillidir, belgelidir. Bu yüzden, onlar için ‘Nerede bu örgüt?’ diye soracak kişi de olmayacak” dedi.

ERGENEKON’DA TARİHE GEÇEN RAKAMLAR

-Soruşturma, İstanbul Ümraniye’de 12 Haziran 2007’de bulunan el bombalarıyla başladı ve 12 ayrı operasyon düzenlendi.
-İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ilk iddianameyi, 25 Temmuz 2008’de kabul etti.
-Şüpheliler, emniyette 4 gün gözaltında tutuldu.
-46’sı tutuklu 86 sanık hakkında hazırlanan ilk iddianame, 2 bin 455 sayfaydı.
-3’ü gizli, 160 tanık mahkemede dinlendi. 210 sanık, duruşma salonunda son savunma yaptı.
-Dava sürecinde 65 sanık tahliye oldu.
-Savcılık, mütalaasını 2 bin 271 sayfa olarak açıkladı. 64 sanık için ‘hükümeti devirmek’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.
-Son savunmalar 2.5 ayda tamamlandı.
-22 ayrı iddianame kapsamında 576 duruşma yapıldı.
-Duruşma tutanakları 39 bin sayfayı geçti.
-Davada ek klasör sayısı 2 bin 538’e ulaştı.
-835 savunma tanığından sadece 57’si, yani sadece yüzde 6’sı dinlendi.
-Mahkemenin elindeki iddianame ve ek klasörlerin sayısı 5 bini aştı.
-Dava devam ederken 5 sanık firar etti.
-10 sanık ise hayatını kaybetti.
-Sanık aileleri, ‘Sessiz Çığlık’ gösterileriyle sesini duyurmaya çalıştı.



Haber: Serkan AKKOÇ/ Öznur KARSLI /  Güngör KARAKUŞ / GAZETE HABERTÜRK
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.