YSK ve RTÜK'ü bir hukuk sınavı bekliyor
Seçimler her demokrasi için çok önemli ama bizde 7 Haziran ve yine muhtemelen 1 Kasım seçiminde bendenizin marjinal oy olarak tanımladığı oy çok önemli olduğundan bu alana ilişkin YSK'nın yapacağı düzenlemeler, alacağı kararlar yaşamsal olacak.  Muhtemelen bu yaşamsallık 1 Kasım seçimlerinde daha da öne çıkacak. Tam da bu nedenden YSK alacağı kararlarda yerel mevzuat ve gereklilikler kadar evrensel hukuk kurallarına uymayı da temel prensip olarak benimsemeli. Ancak böylece, YSK'nın kurumsal yapısının da, bir biçimde sorumlu olduğu seçim süreç ve sonuçlarının da güvenilirliği tartışma dışına çıkabilecek.

Bu bağlamda YSK'nın aldığı kararlar acaba ne kadar bu amaca hizmet ediyor? YSK'nın son aldığı ve AKP'nin bir seçim şarkısında kullanmak istediği “besmele”nin yasaklanması kararının hiç de anlamlı ve doğru bir karar olmadığı kanısındayım. Doğrudur, seçim hukukumuzda, mesela 1961 tarihli “Seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında kanun”da dini ibarelerin kullanılmasına ilişkin yasaklar mevcuttur ama YSK'yı oluşturan yüksek yargı kökenli yargıçların bu tür yasakları daha özgürlükçü bir açıdan yorumlamaları gerekmektedir diye düşünüyorum.  

Aynı mevzuatta bayrağın da siyasi propaganda amaçlı kullanımı yasaklanmıştır ama gelin görün ki, normalde devlet egemenliği simgesi olan bayrak her siyasi gösteride temel enstrüman haline gelmiştir ama YSK bu konuda bir yaptırım getirememektedir.

Üstelik, bir seçim şarkısındaki “Haydi Bismillah” ibaresinin yasaklanmasının kime hizmet ettiği, edeceği de tartışmalıdır ve bu tartışmalı süreç YSK'nın kararının açıklanması ile devreye de girmiş görünmektedir. Önümüzdeki günler muhtemelen “Haydi Bismillah” ifadesinin siyasetin merkezine oturacağı günler olacaktır; 7 Haziran seçimlerine giden süreçte meydanlar Kudüs ve Kâbe tartışmalarından geçilmez iken bu tür yasakların anlamsızlığı daha da belirginleşmektedir. Kanımca -güçlü bir kanı bu- YSK ilgili yasa maddesini böyle dar yorumlayarak önemli bir hataya imza atmıştır; ancak, bu hata YSK'nın ilk hatası da değildir.

YSK ve RTÜK'ü bir hukuk sınavı bekliyor

YSK, yanılmıyorsam Mart 2015'te çıkardığı 290 sayılı bir kararla seçim sürecinde özel televizyonlarda yapılan yorumlara da “tarafsızlık” gibi çok anlamsız duran bir koşul getirmiştir. Konuyu iyi biliyorum zira benim de içinde bulunduğum bir programda tarafsızlık ilkesi (!) zedelendi diye ilgili programa, YSK'nın RTÜK'e bildirimi sonucu bir hafta yayın yasağı getirilmiştir. Bizlerin, yorumcuların seçim sürecinde neden tarafsız kalmamız gerektiğini, YSK üyesi değilseniz, anlamak mümkün değil. YSK aslında bu 290 sayılı kararıyla ifade özgürlüğüne büyük bir darbe vurduğunun acaba farkında mı?

Yine doğrudur, bu yayınlarda tarafsız olmak zorunda hiç değiliz, bu talep çok komiktir, ama hukukun genel ilkeleri çerçevesinde kimseye hakaret edemeyiz, suç niteliğinde, mesela nefret suçu, ırkçılık, şiddete çağrı gibi söylemlerde bulunamayız ama bu konular bile YSK'yı değil, ilgili kişileri ve savcıları ilgilendirir.

Peki, bu anlamsız işleri yapan YSK ne yapmamaktadır? Mesela Sayın Cumhurbaşkanı'nın tartışmasız anayasa ihlali niteliğindeki mitinglerinin televizyonlarda yayınlanmasına sessiz kalmaktadır. Evet, Cumhurbaşkanı'na yönelik YSK'nın bir yaptırım gücü yoktur ama bu açık anayasa ihlali niteliğindeki meydan konuşmalarının televizyonlarda yayınlanmasına YSK'nın, RTÜK marifetiyle, aynen bize müdahale ettiği gibi bir müdahale iradesi olamaz mı? Kanımca, YSK Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu konuşmalarının ekranlarda yer almasına ses çıkarmayarak kurumsal prestijine büyük gölge düşürmektedir. 1 Kasım seçimleri sürecinde bu alanda hem YSK'yı hem de RTÜK'ü önemli bir hukuk sınavı beklemektedir.

Özel televizyonların seçim gününe kadar bir tarafsızlık yükümlülüğü asla olamaz ama vergi mükellefinin gayretleriyle, bandrollerle finanse edilen TRT'nin böyle bir tarafsızlık, siyasi görüşlere eşit mesafede durma mükellefiyeti gerçekten vardır ama nedense YSK bu alanda da son derece çekingen durmayı tercih etmektedir.

YSK'nın internet sitesinde, Güneydoğu illerimizdeki bazı mahalle ve köylerde sandıkların kurulmaması ve merkezlere taşınması taleplerine Kurban Bayramı sonrası yanıt verileceği ibaresi yer almaktadır; bu illerimizde yaşananlara baktığımızda tüm bu olayların acaba bu amaca yönelik bir karar için mi çıkartıldığı kuşkusu oluşuyor.

Seçim süreci YSKnın itibarını belirleyecek

YSK'nın Bayram sonrası yapacağını açıkladığı karar seçim süreci için çok önemlidir ama aynı zamanda bu karar YSK'nın itibarı için de çok belirleyici olacaktır.

İlaveten, bir yurttaş, bir seçmen olarak benim de YSK'dan bir beklentim mevcut.

Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de oyların sayılma ve kesinleşme süreçlerinde kuşkular yaratacak iddialar ortaya atılmaktadır. Bunların ne kadar gerçekçi iddialar olduğunu bilebilecek ölçüde süreçlere, teknik yönlerine hakim değilim ama YSK'nın bu kuşkuların yersizliğine ilişkin, kanıtlarıyla, teknik detaylarıyla birlikte, inandırıcı yayınlar yapmasının da asli görevi olduğu kanısındayım.

Son olarak da Seçim Bilişim Sistemi (SEÇSİS) ile ortaya iddialar atılmaktadır; bu iddiaların da ne kadar güçlü iddialar olduğunu bilebilecek olanaklara sahip değilim fakat “sinek küçüktür ama mide bulandırır” halk deyişinde olduğu gibi bu iddialar, isterseniz dedikodular da diyebilirsiniz, süreçlerin meşruiyetine gölge düşürmektedir. Bu meşruiyet gölgelerinin tamamen sıfırlanması da, kolluk kuvvetlerinin, siyasi partilerin yetkili organlarının olduğu kadar YSK'nın da görev alanıdır.

Bu konulara ilişkin kapsamlı ve rahatlatıcı, teknik detaylar içeren açıklamaları YSK'dan beklemenin bir yurttaş ve seçmen hakkı olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim: Ülkenin Cumhurbaşkanı meydanlarda bir siyasi partiye doğrudan destek ya da bu partinin rakiplerine yine doğrudan eleştiriler içeren müdanasız bir söylem benimserken YSK'nın bu duruma sessiz kalması ama içinde “Haydi Bismillah” ifadesinin geçtiği seçim şarkılarını yasaklaması komik bir görüntü oluşturmaktadır. Seçimlerin, seçmen tercihlerinin sağlıklı oluşması ve yansıması temel görev tanımı olan YSK'nın meselelere daha nitelikli bir gözlükle bakması temennimizdir.

Seçim sürecini ve YSK'yı heyecanla izleyeceğim; bakalım YSK yargıçları, tarafsızlık ilkesini zedelediğimiz için bizim programı nasıl kolayca kapattırabiliyorsa, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın çok açık, sarih anayasa ihlallerini ekranlara taşıyan kanallara da aynı uygulamayı yapabilecek mi?

YSK yargıçlarının bu kadar medeni cesareti ve mesleki duruşları var mı, göreceğiz. Tekrar edelim, bizim siyasi tarafsızlık gibi bir mükellefiyetimiz olamaz, böyle bir yasal dayatma ifade özgürlüğünün çok açık ihlalidir ama Sayın Cumhurbaşkanı'mız için tarafsızlık anayasal bir zorunluluktur.

(Kaynak: Zaman)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.