Kulağa çok hoş gelen bir fakülte tercih ettiniz, tebrikler ! Dört (+ x ) yıl boyunca insanlara hukuk fakültesinde okuduğunuzu her fırsat bulduğunuzda söylemeyi ihmal etmeyin. Çünkü hukuk öğrencisi olduğunuzda gördüğünüz saygıyı avukat olunca mumla arayacaksınız. 

Televizyonda babanızın hayran olduğu Petrocelli, Perry Mayson, kuzeninizin aşık olduğu Ally Mcbeal ve sizin hayranlıkla seyrettiğiniz Suits'in Mike'ı bu dünyada yok. Ne siz, ne de meslektaşlarınız adliye koridorlarında koştururken bu kadar karizmatik olamazsınız. 

Duruşma salonunda "itiraz ediyorum sayın hakim" gibi bir cümle de maalesef yok. En fazla "istirham ediyorum" dersiniz, bu da hakimin sizi dinlemesi için yalvarmanız anlamına gelmektedir ve muhtemelen 70 yaş üstü olduğunuzu ele verir. 

Renkli kıyafetler giyip sağa sola hava atmak bir yana, bir-iki çift laf edeceğiniz renkli kişilikleri de mahkeme salonunda bulamayacaksınız. Duruşmalar en fazla 5 dakika süreceğinden, dosyayı masaya koymanızla çantaya geri koymanız arasında en fazla 2-3 kez nefes alabileceğinizi belirtelim. Zaten bu nefeslerden birini "eski beyanlarımı tekrar ediyorum", diğerini de "eksikler tamamlansın" şeklinde harcayacağınızdan son nefese odaklanmakta fayda var. 

Salonda dolaşmak yok, jüri zaten yok, en fazla arka tarafta adaletin mümkün olduğunca kısa sürede tecelli etmesini bekleyen diğer meslektaşlarınızı görürsünüz ki bunların da çoğunun aklı instagram ya da facebook'tadır. Çünkü her biri sabah kahvaltı yapmadan evden çıktıklarından saatlerce bekledikleri duruşmadan sonra birlikte öğle yemeği yiyebileceği bir arkadaşı tarafından kurtarılmak için check-in yapmakla meşguldür.   

Kafa dinlemek ? Yok öyle bir şey,kendinizi kandırmayın. Yemekte de elinize yapışmış olan telefondan müvekkillerin sorularına cevap vereceksiniz. Bazen müvekkiller sizin avukat değil de psikolog olduğunuzu düşünüp aile problemlerini anlatabilir veya gece yarısı başladığı hikayesini öğle vakti bitirmek isteyebilir, haberiniz olsun. 

Size avukat hanım/avukat bey olarak hitap edecek ve muhtemelen avukatlar hakkında duydukları en saçma ve modası geçmiş esprileri yapacaklardır. Bir tanesi şu; soru:  bir avukatın yalan söylediğini nasıl anlarsınız? cevap: dudakları kımıldarsa.

Müvekkilleriniz hukuki problemlerini anlatırken olayın en fazla yüzde yirmisinden sizi haberdar edecek, geri kalan yüzde seksenlik kısmı ise dava devam ederken şaşkınlıkla öğreneceksiniz. Bu sebeple davayı kaybettiğinizde sizi "kötü avukat" kefesine çoktan koymuş olacaklar. 

Ha bir de "tuttuğunu koparan avukat" diye bir şey (!) duyacaksınız. Avukatlığın kabadayılık değil bilgi ve iletişim mesleği olduğu konusunda X ve Y kuşağından abi ve ablalarınız çok ısrar etti ama kaybeden onlar oldu. Siz öyle yapmayın.

Hukukta uzmanlık alanı yoktur. Avukat her hukuki probleme çözüm bulabilecek kapasitede olmalıdır. Bu yüzden boşanma davalarına bakarken sermaye piyasası hukukundan da anlamak ve insider trading denince bön bön bakmamanız gerekmektedir. 

Vekalet ücreti mi? Anlayamadım ?  En fazla yargılama masrafını alırsınız. Ha bir de, almadığınız paranın vergisini vergi dairesi sizden çatır çatır alır. Zira Türk Vergi Sistemi'nde özellikle avukatların Toscana'da ya da Miami'de malikanesi olduğu düşünülmektedir.  

Ayrıca duruşmaların sabahın köründe olmasına alışmak zorundasınız. Trafik mi? Kusura bakmayın ama mesleğe başladıktan en fazla 9 ay sonra zaten bir helikopteriniz olacağına göre hava trafiğini bahane etmek biraz yakışıksız olur. 

Bol bol akraba ve tanıdık işi alacaksınız. Tabi ki bu tür davalarda maddi karşılık beklemenin ayıp olduğunu unutmayın. Çünkü Anadolu kültüründe akraba ve tanıdıktan iş karşılığı para almak satanist olmakla aynı anlama gelmektedir. Bir avukat olarak hayırsız evlat olmak istemezsiniz herhalde. 

Ve son olarak; Yaptığınız iş "oto tamiri" olmadığından, davayı kazandığınızda tam olarak ne yaptığınız tanımlanamayacak ve bu yüzden kıymeti bilinmeyecektir. 

Yine de bu tarafa gelmek isterseniz, bekleriz. Adliyelerin baro odasında sıcak çay, kahve ve su var. 

Av. EBRU EKŞİOĞLU


(Bu köşe yazısı, sayın Av. Ebru Ekşioğlu tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gov. Offical 7 ay önce

Her mesleğin iyisi kötüsü sıradanı vardır.

Avatar
Huseyin 7 ay önce

Hayatimiz icin en onemli seyin yaptigimiz isi sevmek oldugunu anlatan bir yazi olmus. Yaziyi yazan kisinin bu seyleri neden dile getirmek istedigini anlamak guc. Her meslegin zorluklari ve kolayliklari vardir.

Avatar
Avukat 5 ay önce

Tam yerınde tespıtlerı var yazıda,bundan farklı degıl işin gerçekliği

Avatar
ogrenci 5 ay önce

Karamsar tablo çizmektense yapıcı birşeyler yazsaydıniz. her mesleğin zor yanlari vardır.