Adalet Bakanlığının hazırlayıp 23.03.2016 tarihinde Meclis’e gönderdiği İş Mahkemeleri Kanunu tasarısı taslağında zorunlu arabuluculuğa ilişkin yeni düzenlemeler yapılmıştır. Yapılan bu düzenlemeler 4857 Sayılı İş Kanunu (İK) başta olmak üzere 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda önemli değişiklikler meydana getirmiştir.

Bu yazı, Adalet Bakanlığının hazırlamış olduğu taslakta yer verilen zorunlu arabuluculuk şartlarının kısa bir değerlendirmesi niteliğindedir.

Taslak genel gerekçesine göre ÇSGB’nın verileri dikkate alındığında 2015 yılı sonu itibariyle 15 milyona yakın işçinin bulunduğu ülkemizde işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklar hem çalışma hayatının hem de yargının gündeminde önemli bir yer tutmaktadır. Ve yine 2015 yılı sonu itibariyle ilk derece mahkemesindeki 3 milyon 400 bin civarındaki hukuk uyuşmazlığının yaklaşık %30 u İş hukukundan kaynaklanmaktadır. 2012 yılında kabul edilen 6325 Sayılı Arabuluculuk Kanunu uyarınca iş uyuşmazlıkları ihtiyari olarak arabulucuya gönderilebilmektedir. İki buçuk yıllık uygulama değerlendirildiğinde arabulucuya götürülen hukuk uyuşmazlıklarının %72 sinin işçi-işveren uyuşmazlığı olduğu ve bunların %100’e yakın oranda anlaşmayla ve yaklaşık %85’inin bir gün veya bir günden daha az süren müzakerelerle sonuçlandığı görülmüştür.

İstatistiki veriler dışında nüfusun artmış olması, iş alanları ve iş yapma şekillerinin değişmiş olması, teknolojinin olağanüstü seviyede gelişmesi işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlık çeşit ve sayısını da ciddi oranlarda etkilemiştir. Bu nedenlerle iş uyuşmazlıklarının kısa süre içinde ve daha az masrafla çözülebilmesi için bir taslak oluşturulmuştur. Buna göre,

-Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunludur. Aksi halde 6100 Sayılı HMK m.115’e göre dava şartının sağlanamadığına dair hüküm uygulanacaktır.

-Arabuluculuk Başvurusu karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna olacaktır. Eğer ki o yerde arabuluculuk bürosu mevcut değilse adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu tarafından görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne yapılacaktır.

-Kimlerin arabuluculuk görevini icra edeceğine ilişkin olarak, arabuluculuk daire başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan arabuluculuk yapmak isteyenleri ve varsa uzmanlık alanlarını da dikkate alarak istenilen adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına listeler halinde bildirecektir. Ve taraflar bu listelerden arabulucuları belirleyecektir. Bir arabulucu en fazla üç komisyon listesine kaydolabilmektedir. Eğer taraflar kimin arabulucu olacağını birlikte kararlaştıramamış ise görevlendirme arabuluculuk bürosu tarafından yapılacaktır.

-Arabulucu yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandıracaktır. Ancak bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilmektedir.

-Arabuluculuk ücretine ilişkin olarak, tarafların anlaşması halinde Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanacaktır. Tarafların arabulucu huzurunda anlaşamaması halinde ise görüşmelerin ilk iki buçuk saatlik bölümü Hazineden, iki saati aşan kısmı ise yine taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin Birinci Kısmına göre karşılanacaktır. Gerek Hazineden karşılanan gerekse de taraflarca ödenen arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılacaktır. Geçerli bir mazeret göstermeksizin arabuluculuk görüşmelerine katılmayan taraf son tutanakta belirtilecek ve davada lehine karar verilmiş olsa bile yargılama giderlerinin tamamını ödemeye mahkûm edilecektir.

-Adli yardıma ilişkin HMK’da yer alan hükümler (334-340) burada da geçerlilik kazanmaktadır.

-Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durmakta ve hak düşürücü süreler işlememektedir.
-İş Mahkemelerinde açılacak davalarda yetkiye ilişkin olarak, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi yetkili mahkemedir. Söz konusu davalar işin yapıldığı yer mahkemesinde de açılabilecektir.

-Önemli bir diğer değişiklik ise kanun yoluna ilişkin olarak kanunlar arasında bulunan farklılık kaldırılmış ve İş Mahkemelerinde de kanun yoluna başvuru süresi, ilamın taraflara tebliğinden itibaren işlemeye başlayacağı şeklinde değiştirilmiştir.

-İş Kanunu m.20/1,3 zorunlu arabuluculuğa göre yeniden düzenlenmiştir. Buna göre İş sözleşmesi feshedilen işçi, geçerli bir fesih olmadığı iddiasıyla bildirimden itibaren bir ay içerisinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabulucu huzurunda anlaşılamaması halinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde İş Mahkemesinde dava açılabilecektir. Eğer taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir.

-4857 Sayılı İK’ya Ek Madde 3 ile zamanaşımı süreleri eklenmiştir. Yıllık izin ücreti, Kıdem, İhbar ve Kötüniyet tazminatı ve eşit davranma ilkesine aykırı davranılmasından kaynaklanan tazminatlarda zamanaşımı süresi 2 yıldır. Süre, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu hüküm maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra gerçekleşen fesihlerden kaynaklanana ücret ve tazminatlar hakkında uygulanacaktır.

-Arabuluculuk müzakerelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. Ayrıca yeni eklenen fıkraya göre bu müzakerelerde uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilecek uzman kişiler de hazır bulundurulabilecektir.

Tasarıdan anlaşılan o ki yalnızca işçilerin açacakları davalarda zorunlu arabuluculuk yolu söz konusudur. İşverenin işçi aleyhine açacağı davalarda ise arabuluculuğa başvuru zorunluluğu yoktur.

Eleştirilecek hususlardan bir diğeri de zaman açısından kısa sürede uyuşmazlıkların çözülmesini hedefliyor olmalarına rağmen örneğin, arabuluculuk aşamasında çözümlenmiş olan işe iade kararının daha sonra işveren tarafından işe başlatmama şeklinde seyretmesi halinde ikinci aşama olan dava yolunun devreye girmesi ile sürecin daha da uzun bir hal almış olacağıdır.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.