İŞE İADE DAVASINDA İSTİNAFTAN SONRA TEMYİZ YOLUNA GİDİLMESİ - YARGILAMANIN UZAMASI
 
İşe iade davası, iş güvencesinin sağlanması konusunda işçiler için önemli bir dayanaktır. Bu şekilde işverenin, keyfi olarak iş akdini sona erdirmesi durumunda açılacak işe iade davası ile işçinin işine geri dönmesi(ya da davanın kazanılmasına rağmen işçinin işe başlatılmaması nedeniyle tazminat ödenmesi durumu) söz konusu olmaktadır. Ki bu da birçok işverenin keyfi uygulamalarla iş akitlerini sona erdirmesine engel olmaktadır.
 
Ancak işe iade davasından beklenen yararın sağlanabilmesi için dava sürecinin mümkün olan en kısa sürede bitirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde işçiler, işe iade davasından beklenen menfaati sağlayamayabilirler.
 
KANUNA GÖRE İŞE İADE DAVALARI NE KADAR SÜREDE SONUÇLANDIRILMALIDIR?
 
İş Kanuna göre; “Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir. ” denilmiştir[1]. Ancak Kanunda her ne kadar böyle denilse de uygulamada bu kadar kısa bir sürede davanın bitirilmesi mümkün olmamaktadır.
 
UYGULAMADA İŞE İADE DAVALARI NE KADAR SÜREDE SONUÇLANDIRILMAKTADIR?
 
Uygulamada işe iade davaları, Kanunda belirlenen sürenin çok daha üzerinde bir sürede sonuçlanmaktadır. Ortalama 1 yıl kadar sürede yerel mahkemede ve yine 1 yıl kadar sürede de Yargıtay`da karara çıkmaktadır. Bunun yanında Bölge Adliye Mahkemelerinin kurulması ve 20.07.2016 tarihinden itibaren göreve başlaması ile birlikte[2] istinaf kanun yolu da açılmıştır[3].
 
Buna göre yerel mahkemece verilen karar önce istinaf yoluyla Bölge Adliye Mahkemesi`ne ve bu verilecek kararın ardından da temyiz yoluyla Yargıtay`a götürülebilmektedir. Bölge Adliye Mahkemelerine istinaf yoluyla giden dosyalarda karar verilme süresi (değişkenlik göstermekle birlikte) 4-5 aylık süreçte ancak mümkün olmaktadır. Bu kararın ardından temyiz yoluyla Yargıtay`a gidilmesi halinde 1 yıl kadar sürede Yargıtay`dan dönüşü ancak mümkün olduğu düşünüldüğünde işe iade davasının neticelenmesinin oldukça uzun sürdüğü görülmektedir.
 
DAVANIN UZAMASININ NE GİBİ OLUMSUZLUKLARI SÖZ KONUSUDUR?
 
Davanın uzamasının genel olumsuzlukların yanında uygulamada önemli sorunlara yol açabilmektedir.
İşe iade davası, tespit davası niteliğindedir. Davanın kazanılması, tek başına yeterli olmamaktadır. Kazanılmasının ardından bir takım şekli şartların da yerine getirilmesi gereklidir. İşçi, kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçinin, işe başlama talebini alan işverenin de işçiyi 1 ay içerisinde işe başlatması gerekir(ya da işe başlatmayıp uygulamada “işe başlatmama tazminatı” denilen tazminatı ödemesi gerekir.). İşverenin, işe başlatma daveti üzerine de işçinin makul bir süre içerisinde işe başlaması gerekir. İşverenin davetine rağmen işçi, işe başlamazsa işverence yapılan fesih geçerli hale gelmekte ve işçinin boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatını alması mümkün olmamaktadır. Bu halde işçi, ancak kıdem ve ihbar tazminatını talep edebilir[4].
 
Fakat işe iade davalarının uzun sürmesi nedeniyle uygulamada işçiler, dava sürecinde geçimlerini sağlamak ihtiyacıyla da birçok kez başka bir iş bulmakta ve çalışmaktadır. Bu nedenle kararın kesinleştiği tarihte de mevcut çalıştıkları işyerini bırakmak işçiler açsından problem yaratabilmektedir. Bu da işe iade davasından beklenen yararın sağlanmasını önemli ölçüde kısıtlamaktadır.
 
DAVANIN DAHA KISA SÜREDE SONUÇLANMASI İÇİN NASIL BİR YOL İZLENEBİLİR?
 
İşe iade davasından beklenen faydanın sağlanabilmesi için yargılamanın mümkün olduğunca kısa sürede sonuçlandırılması sağlanmalıdır. Kanaatimizce işe iade davalarında yargı sürecinin kısaltılmasında öncelikle işe davalarının istinafta karara bağlanması ve işe iade davalarındaki kararların temyiz edilemeyen kararlar[5] arasına alınması sağlanabilir. Böyle bir yol işe iade davalarında belirtilen “seri muhakeme usulü”ne ve gerekse de Bölge Adliye Mahkemeleri`nin yargılamanın hızlandırılması için kuruluş amacına da kanaatimizce uygun düşecektir.
 
Bunun dışında yargılama sürecinin hızlandırılması için alınması gereken diğer genel önlemler de sürecin önemli ölçüde kısalmasına katkı sağlayacaktır.


-----------------------------------
[1] 4857 sayılı İş Kanunu md. 20. İlgili madde İstinaf kanun yolu da getirildiği için güncelliğini yitirmiştir.
[2] Adalet Bakanlığı tarafından 07.11.2015 tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan karar doğrultusunda 20.07.2016 tarihinden itibaren Bölge Adliye Mahkemeleri göreve başlamıştır.
[3] 6100 sayılı Kanun md. 341.
[4] Yargıtay 22. H.D.`nin 2011/7048 E. , 2011/2559 K. sayılı ve 10.10.2011 tarihli kararı.
[5] 6100 sayılı HMK`nın 362 inci maddesi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.