16 Mart\'a zamanaşımı, AİHM\'ye gidecek

16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde üniversite öğrencilerinin üzerine bomba atılmış ve öğrenciler silahla taranmıştı. Aradan geçen 32 yılda ne fail bulundu, ne davalarda yol alınabildi. Davanın avukatlarından Cem Alptekin, katliamın zamana yenilen davasının hikâyesini şöyle dile getirdi:

* İlk yargılama süreci, olayın hemen ardından İstanbul 1 No’lu  Sıkıyönetim Mahkemesi’nde başladı. Aralarında Mehmet Gül, Orhan Çakıroğlu, Kazım Ayaydın’ın da bulunduğu beş ülkücü delil yetersizliğinden beraat etti. Yıl 1985’ti.

* Olayın mağduru ve ölen gençlerin de o dönem arkadaşı olan bir grup avukat dosyayı yeniden açmak için 1988’de yeniden harekete geçti. Avukatlar yeni tanıklar buldu, yeni deliller sundu. 

* Elazığ’da Zülküf İsot’un öldürülmesiyle ilgili ailenin bazı açıklamaları dosyanın yeniden açılmasına neden oldu. 16 Mart dosyası, 1992 yılında bir kez daha İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın önüne taşındı. 

* Üç yıl sonra 1995’te ikinci kez dava dosyası açıldı. Eski polis memuru Mustafa Doğan ile Latif Aktı ve Özgün Koç sanıktı ve ‘Taammüden adam öldürmek ve yaralamak’ suçlarından yedişer kez idam ve 41’er (yaralı öğrenci sayısı kadar) kez 20’şer yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezasına çarptırılmaları isteniyordu.

* İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava ilerlemedi. Kurumlardan beklenen yanıtlar gelmezken, MİT’in bir belgesini ortaya çıkaran avukatlara dava açıldı.

* Avukatlar, üstlerindeki ‘baskı’ nedeniyle 1997 yılı aralık ayında duruşmalardan çekilme kararı aldı. Duruşmalar dosya üzerinden, işlem bile yapılmadan yıllarca ertelendi.

* Ve 20 Ekim 2008’de mahkeme, üzerinden 30 yıl geçen 16 Mart katliamının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verdi. 

* Müdahil avukatlar temyiz edince dosya Yargıtay’a gitti. 

* Yargıtay 1. Ceza Dairesi de bu kararı onadı ve yedi kişinin ölümü, 41 kişinin yaralanmasıyla ilgili saldırının dosyası tam da yıl dönümüne bir hafta kala ortadan tamamen kalktı.

‘Kesintisiz örgütlü suç’
Avukat Alptekin, sonuçla ilgili şu yorumu yaptı:
“Biz baştan beri ısrarla bu suçun örgütlü bir suç olduğunu, suçu işleyen örgütün muhtemelen 16 Mart 1978 tarihinden önce de faal olan ve katliamdan sonra da -belki bugüne kadar- varlığını sürdüren bir örgüt olduğunu savunduk. Bu kapsamda 12 Eylül darbesinden sonra açılan MHP ve ülkücü kuruluşlar ana dava dosyası, Abdi İpekçi cinayeti, Bahçelievler ve 1 Mayıs 1977 katliamı dosyaları, Susurluk davasıyla ilgili belgeleri mahkemeye sunduk. Bu belgelere göre örgüt varlığını devam ettiriyor. Bu durumda ceza yasasına göre ‘temadi’ (kesintisiz örgütlü suç faaliyeti) devam ettiği sürece zamanaşımı işletilemez. Biz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gideceğiz ve ‘iade-i muhakeme’ talebinde bulunacağız.” (Radikal)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.