Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmleni Hrant Dink’in, TCK’nın 301. maddesinden suçlu bulunması, aldığı tehditlere rağmen korunmaması ve öldürüldükten sonra cinayetle ilgili yürütülen adli soruşturmanın etkisizliği nedeniyle Türkiye’yi mahkûm ettiği ve kararını eylül ayı başında açıklayacağı öğrenildi.

Kulislere yansıyan bu iddiaya göre, Dışişleri Bakanlığı’nın, Dink davası için AİHM’ye gönderdiği ve Dink’in mahkûm edilerek hedef haline getirilmesini Nazi örneği ile savunduğu, savunma metni, mahkumiyeti engellemeye yetmedi. Haber, Milliyet gazetesinde yayımlandı...

Hrant Dink, öldürülmeden önce TCK’nın “Türklüğü Aşağılama” başlıklı 301. maddesinden suçlu bulunmuştu. Özellikle bu davanın etkisiyle hedef haline gelen Dink’in öldürülmek istendiğinin hem jandarma hem de polis tarafından bilindiği, cinayetten sonra ortaya çıkmıştı. Buna rağmen cinayetin ardından sadece tetikçiler yargılanmış, kamu görevlileri yargı önüne çıkartılmamıştı.

Utandıran savunma

Bunun üzerine Dink ailesi ise hem 301. madde mahkûmiyetini hem de cinayet öncesi ve sorası yaşanan skandallar zincirini AİHM’ye taşımıştı.
Dışişleri Bakanlığı’nın bu dava için gönderdiği savunmada, AİHM’nin Nazi propagandasına ilişkin bir davada verdiği kararı, Dink’in durumuna emsal gösterdiği, Dink’in tehditlere rağmen korunmamasını ise “kendisi istemedi” diye savunduğu ortaya çıkmıştı. Büyük tepki çeken savunmada imzası bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile savunmanın hazırlanmasında etkili rol oynayan Adalet Bakanlığı’nın başındaki Sadullah Ergin, bu metni içlerine sindiremediklerini söylemiş, savunmaya tepki gösteren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de Dink’in kardeşini kabul ederek sıkıntılarını dinlemişti.

AİHM kararını verdi

Dışişleri ve Adalet bakanlıklarının savunma ayıbı konusunda neler yapılabileceğini araştırırken, Millyet yazarı ve eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen ile bazı uzmanların da aralarında bulunduğu isimlerin katılımıyla Dışişleri Bakanlığı’nda bugün bir toplantı yapılması bekleniyor.

Dikkatler bu toplantıya odaklanmışken, kulislere AİHM 2. Daire’nin Dink ailesinin başvurusunu karara bağladığı haberi yansıdı. İddiaya göre, AİHM 2. Daire, Türkiye’yi, Dink davasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Yaşam Hakının İhlali” başlıklı 2. ve “İfade Özgürlüğünün İhali” başlıklı 10. maddesine aykırı haraket etmekten suçlu buldu.

“Yaşam Haknının İhlali” mahkûmiyeti, Dink’in cinayet öncesi tehditlere ve öldürülüceğinin kamu görevlilerince bilinmesine rağmen, korunmamasına dayanıyor. İddiaya göre, cinayetten sonra kamu görevlileri hakında etkili soruşturma yürütülmemesi ve sorumluların yargı önüne çıkartılmaması da kararda etkili oldu.

Türkiye’nin “İfade Özgürlüğünün İhlali” nedeniyle mahkûm edilmesine ise Dink’in kaleme aldığı bir yazı nedeniyle Türklüğü aşağıladığı gerekçesiyle suçlu bulunması yol açtı. Bilirkişilerin “Türklüğü aşağlamadığı” yönündeki görüşüne rağmen, hem yerel mahkeme hem de Yargıtay’ın Dink’i suçlu ilan etmesi ve gerekçeli kararlarda kullanılan ifadeler mahkûmiyet kakarında etkili oldu.

Dink ailesi, Türkiye’yi gerekçeli karardaki ifadeler ile tetikçi Ogün Samast’ın yakalanmasından sonra Türk bayrağı önünde çekilmiş fotoğrafları nedeniyle de ayrımcılık yasağına aykırı davrandığı gerekçesiyle AİHM’ye şikâyet etmişti.

Eylül de açıklanacak

Kulislere yansıyan bilgile göre, AİHM, Dink kararını eylül ayı başında açıklayacak. Karar, iddia edildiği gibi Türkiye’nin iki ayrı maddeden mahkûmiyeti yönünde çıkarsa, Dışişleri Bakanlığı’nın bu aşamada yapacağı savunmanın geri çekilmesi ya da dostane çözüm gibi öneriler sonuçsuz kalacak. Bu nedenle kaynaklar, bakanlığın savunma ayıbını ortadan kaldırmak için AİHM’nin mahkûmiyet kararına itiraz etmeme ya da sınırlı biçimde itiraz etme seçeneğini kullanabileceğini belirtiyor. AİHM’deki davalarda, dairelerin verdiği kararlara itiraz edilmesi halinde dosyaya AİHM Büyük Dairesi bakıyor. Büyük Daire’nin verdiği karar kesin nitelik taşıyor. Dairelerin kararlarına itiraz edilmediği durumlarda ise daire kararı açıklandığı biçimiyle kesinleşiyor.



Milliyet