AİHM’den üç önemli Türkiye kararı
Demirtaş’ın 2009’da kapatılan Demokratik Toplum Partisi (DTP) üyesi olduğu dönemde Bolu’da bir yerel gazetede 2007’de I.E. imzasıyla yer alan “Türk, işte düşmanın” başlıklı bir haber nedeniyle yargıya başvurdu. Yargı kanadı ise I.E.’nin kullandığı güçlü dile rağmen medya özgürlüğü bağlamında kabul edilebilir eleştiri sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle cezai süreç başlatmayı reddetti. Demirtaş ‘kendisi için ölüm riski yaratan’ yazıyı kaleme alan I.E.’nin cezalandırılmasının reddedilmesi nedeniyle Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yaşam hakkını garanti altına alan 2’nci maddesini ihlal ettiği teziyle konuyu 2009’da AİHM’ye taşıdı. Mahkeme, Türkiye’de yargıya yapılan başvuruda acil yaşam riski vurgusu yapılmadığını, yazı sonrasında üçüncü kişilerden ölüm tehdidi geldiğine yönelik şikayet olmadığını ya da koruma önlemi talep edilmediğini not ederek 1’e karşı 6 oyla AİHS’nin 2’nci maddesinin ihlal edilmediğine karar verdi.

‘ATATÜRK’E HAKARET’ DAVASINDA İHLAL KARARI
AİHM, Deniz Kuvvetleri’nde görevliyken yaptığı bir gemi denetiminde bir görevliye duvardaki Atatürk resmi için “Daha büyük kellesini assaydın bari” dediği için hakkında askeri mahkemede dava açılan Ömer Fuat Özçelebi’nin Türkiye’ye karşı başlattığı yargı sürecini Ankara aleyhine sonuçlandırdı. AİHM, 5816 sayılı Atatürk’ü koruma kanunu çerçevesinde 1997’den bu yana askeri yargıyla sivil yargı arasında hapis ve para cezalarıyla gidip gelen davada Türkiye’nin AİHS’nin ifade özgürlüğünü garanti altına alan 10’uncu maddesini ihlal ettiğine karar verdi.

GİZLİ TANIKLA YARGILAMAYA CEZA
GİZLİ bir tanığın ifadesi üzerine yasadışı örgüt üyesi olmaktan tutuklanan Ahmet Balta ve Ahmet Gökşen Demir adlı kişilerin açtığı davayı karara bağlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’nin adil yargılanma hakkı ihlalinde bulunduğuna karar verdi. Balta ve Demir 2009 yılında 14 kişiyle birlikte PKK üyeliğiyle suçlandı. Davacılar, gizli tanığın 5276 sayılı kanun kapsamında kapalı bir duruşmada dinlenmesinin ardından iddiaları reddetmelerine ve gizli tanığın dinlenme biçimine itiraz etmelerine rağmen 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Karar 2010 sonunda Yargıtay’da onanınca konu 2012 sonunda AİHM önüne geldi. Süreçte suçlananların da gizli tanığa soru sorabileceğine dikkat çeken AİHM, sanık haklarına adil bir davanın gerektirdiğiyle uyumlu olmayan kısıtlama uygulandığını belirtti. Mahkeme kararı gereği Türkiye, davacılara toplam 4 bin Euro tazminat ödeyecek.


Güven ÖZALP / Hürriyet
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.