Amasya'daki eylem mahkemeye taşınıyor

Amasya Barosu da istasyonunun yapımına ilişkin yürütmeyi durdurma davası açmaya hazırlanıyor.

İstasyonu inşa edecek firma ise mallarına zarar verildiği gerekçesiyle tespit davası açtı.

Peki, bundan sonra ne olacak?

Amasya Barosu Başkanı A. Melik Derindere, belediyenin alanda akaryakıt istasyonu yapılabileceğine ilişkin verdiği “inşaat ruhsatına” karşı, yürütmeyi durdurma kararı istiyeceklerini söylüyor.

Tüm idari işlemlerin kamu yararı gözetilerek yapılması gerektiğini ifade eden Derindere, “Orada kamu yararı gözetilip gözetilmediğini de mahkeme takdir edecek. Burası fiilen piknik alanı ve yeşil alan olarak kullanılıyorsa tüm tarafların buna dikkat etmek suretiyle yaklaşım içerisinde olması gerekir” diyor.



Derindere, alanın özel mülkiyete ait olduğunu, bu nedenle mal sahibinin alan üzerinde tasarruf hakkı bulunduğunu kabul ediyor ve “Burası, yeşil alan olarak işaretlenmiş bir bölge değil. İstanbul Gezi Parkı ile buranın kıyaslanması bu yönden mümkün değildir. Burada özel mülkiyet olduğu için farklı bir hukki boyutu var. Hukuki süreç de farklı yürüyebilir” diye konuşuyor.

‘O zaman o hassasiyet gösterilmemiş’

‘Alana ilişkin sürecin yeni başlamadığını ve baroyla birlikte sivil toplum örgütlerinin daha önce neden harekete geçmediği’ şeklindeki soruya Derindere, “2006’da biz bu makamlarda yoktuk. O hassasiyet gösterilmemiş. Fiili bir durum da olmadığı için belediye buna ruhsat vermez diye bir beklenti içerisine girilmiş. Süreç malesef fiili bir durum olana kadar herhangi bir sivil toplum örgütü veya devletin organları tarafından değerlendirilmemiş” yanıtını veriyor.

Yine de “umutlu” olduğunu ifade eden Derindere, “Tarafların tamamı aslında buranın yeşil alan olarak kalmasından yana. Fakat nasıl çözüleceği yönünde ortak bir irade gözükmüyor ama alanın, eninde sonunda yeşil alan olarak işaretleneceği ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyorum” diyor.

‘İnsanları infiale sürüklemeyiz’

Akaryakıt istasyonu inşa edecek şirketin avukatı Alpaslan Nalbantoğlu ise meselenin “iyi anlaşılması için” sürecin iyi incelenmesi gerektiğini söylüyor.

Nalbantoğlu, alanın Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları’na ait olduğunu, kamulaştırma işlemiyle birlikte de arazinin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na geçtiğini anımsatıyor.

TPAO’nun açtığı ihaleyi de “kiracı” sıfatıyla müvekkilinin firmasının kazandığını belirtiyor.



Nalbantoğlu, alanın park değil, akaryakıt istasyonu olarak tescil edildiğini tekrar ediyor. Bundan sonrasındaki sürece ilişkinse “Biz konuyu yargıya intikal ettirdik. Burası Amasya ve Amasya küçük bir yer. Burada hepimiz ya akrabayız, ya komşuyuz ya da iş gereğince birbirimizle ilişkimiz var. Dolayısıyla insanları infiale sürükleyecek bir harekette bunumadık, bulunmayacağız. Mallarımıza zarar verildi ama o kişiler hakkında suç duyurusunda bile bulunmadık” diyor.

Nalbantoğlu, bu aşamada meselenin “sukûnet içinde çözülmesi” gerektiğini söylüyerek, yargı sürecini bekleyeceklerini ifade ediyor. Nalbantoğlu, konunun hassasiyeti nedeniyle yargı sürecinin ise “çok uzun sürmeyeceğini” tahmin ettiğini belirtiyor.

Yargı süreci bitene kadar alana ilişkin hiçbir tasarrufta bulunmayacaklarını açıklayan Nalbantoğlu, “Emniyet’e de, oradaki halka da bunu söyledik. Burada zorla bir işlem yapmayacağız. Dolayısıyla sakin olacağız ve yargı karanın sonucunu bekleyeceğiz” diyor.

‘Akaryakıt istasyonunun yanı başındaki bir ilkokula siz çocuğunuzu göndermek ister miydiniz?’ şeklindeki sorumuza ise Nalbantoğlu, “Artık teknoloji çok gelişti. Ben bilirkişi değilim ama buraya benzin istasyonu yapılabilir dedilerse güvenlikle ilgili sorun çıkmayacağına ilişkin devlet kurumlarının raporu vardır. Kaldı ki Amasya merkezinde 4-5 tane benzinlik var. İstanbul’da milyonluk mahallelerde 3-4 tane akaryakıt istasyonu var. O zaman tüm bunların taşınması gerekir” yanıtını veriyor.


BBC Türkçe

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.