Cihaner'e 2. Kez Zorla Getirilme Kararı
Erzincan'da "İrtica ile Mücadele Eylem Planı"nı uygulamaya koydukları iddia edilen CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner ile eski 3. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Saldıray Berk'in de aralarında bulunduğu 11 sanığın, "Ergenekon silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan yargılanmasına Yargıtay'da devam edildi. Yargıtay Ceza Konferans Salonu'nda yapılan duruşmaya Cihaner ve Saldıray Berk katılmazken, bazı sanıklar ile sanık avukatları hazır bulundu. İlhan Cihaner'in katılmadığı duruşmada CHP Grup Başkanvekili Engin Altay başkanlığında 14 CHP'li vekil duruşmayı izledi. Duruşmaya, Daire Başkanı Hüseyin Eken'in izinli olması nedeniyle en kıdemli üye Halit Dönmez başkanlık etti. Dönmez, 3 MİT mensubu hakkında kovuşturma izni verilip verilmeyeceğine ilişkin Başbakanlıktan istenen yazıya yanıt geldiğini ve MİT mensuplarına kovuşturma izni verildiğini açıkladı. Dönmez, hakkında zorla getirilme kararı verilen Cihaner'İn adresinde bulunamadığına ilişkin tutanağın dosyaya konulduğunu ifade etti. Dönmez, Ersin Ergut'un ev ve iş yerindeki aramalarda ele geçirilen ajanların İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nden getirilmesine ilişkin yazıya yanıt verilmediğini ifade etti. Dönmez Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın şüpheli sıfatıyla ifadesini aldığı Fatih Kutbay'ın ifadesinin Daireye gönderildiğini açıkladı. Cihaner'in avukatı Turgut Kazan ise söz konusu ifadenin mahkemede okunmasını talep etti. Bunun üzerine Dönmez, Kutbay'ın ifadesini okudu.
 
ADLİ TIP KURUMU'NDAN CEZA EHLİYETİ RAPOR ALMAK İSTİYORUM
 
Kutbay ifadesinde Hristiyan olması nedeniyle dini inancını rahat yaşamak için 5,5 ay çalıştıktan sonra Erzincan merkeze tayin olduğunu siyasi görüş olarak "ulusalcı sol' söylemi benimsediğini aktardı. Kutbay, Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okuyan kız kardeşi aracılığıyla, dönemin Erzincan Başsavcısı Cihaner'e gitmesi konusunda haber aldığını ifade etti. Kutbay, Cihaner'in, kendisinden "Emniyet içinde asker ile birlikte yapacakları operasyon için Emniyet'teki oluşumlar ile ilgili bilgi istediğini' savundu. Kutbay, Cihaner'in kendisine, "Emniyetçilerin büyük bölümünün "Fethullahçı terör örgütü üyesi olduklarını' ve operasyonun "resmi' olduğunu söylediğini aktardı. Kutbay ifadesinde, "Başsavcının talimatı doğrultusunda Erzincan Terör ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ile ilgili buradaki personelin durumunu araştırıp sözlü olarak kendisine ilettim. Kendisi somut delillere ihtiyacı olduğunu söyledi. Bunun için Fethullahçı terör örgütü ile ilgili yürüttüğü soruşturmayla ilgili Erzincan TEM ve İstihbarat Şube'nin bilgisayarlarına girip, soruşturma evrakları veya diğer bilgilere ulaşım sağlayıp sağlayamayacağımı sordu. Resmi bir soruşturma olduğunu düşünerek girebileceğimi söyledim. O da bana ilgili evrakları getirmemi söyledi" iddiasında bulundu. Psikolojik birtakım rahatsızlıklarının olduğunu, bu durumun göz önünde bulundurularak Adli Tıp Kurumu'ndan ceza ehliyetinin olup olmadığı konusunda rapor almak istediğini belirten Kutbay, Cihaner'in, 4-5 bin kişilik arşiv kayıtlarını basına açıklayarak Erzincan'da yaymasını, böylece, halkı galeyana getirip Emniyet Müdürlüğü'nü basmalarını sağlamasını istediğini iddia etti.
 
SİZ SEYREDİNCE BİZ KUŞATMA ALTINDA KALIYORUZ
 
Cihaner'e, Erzincan Emniyeti TEM'deki gizli evrak ve bilgisayar kayıtlarını sızdırdığı iddia edilen eski polis memuru Fatih Kutbay'ın, savcılık ifadesinin Yargıtay'a gönderilmesi duruşmada paralel soruşturma tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Söz alan Cihaner'in avukatı Turgut Kazan, bir kuşatmaya düştüklerini belirtti. Yargılanın önceki duruşlarında Erzincan ve Erzurum'da dava konusuna yönelik paralel bir soruşturma yürütüldüğünü ifade ettiğini anımsatan Kazan, "Biz nasıl adil yargılanma hakkından faydalanacağız. Talimatla ifade istiyorsunuz, talimattan önce talimatla ilgili karar geliyor. Adil yargılanma hakkı en temel haktır ama o hakkı yerine getirmek sizin görevinizdir. Erzurum'dan, sizin görevinize inanılmaz bir müdahale oluyor. Biz burada yargılandığımızı sanıyoruz ama Erzincan ve Erzurum'da paralel soruşturma yürütülüyor. Hem de milletvekili için yürütülüyor" dedi. Kutbay'ın ifadeleriyle müvekkilinin polis köstebeği kullandığına yönelik bazı gazetelere 8 sütuna manşet olduğunu belirten Kazan, mahkeme heyetine söz konusu gazete kupürlerini gösterdi. Kazan, paralel soruşturma yürüten yasaları ve adil yargılanma hakkını ihlal eden görevliler hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz. Daha önce eski heyete müdahalede bulunuldu onlar suç duyurusunda bulundu. Şimdi size müdahalede bulunuyorlar. Siz seyredince biz de kuşatma altında kalıyoruz" dedi.
 
BAŞMÜFETTİŞİN YARGICIN ONAYI İLE YAPTIĞI İŞLEMLER DELİL KABUL EDİLMİYORSA
 
Anayasa Mahkemesi'nin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Onursal Başkanı Hasan Erdoğan hakkındaki rüşvet davasında verdiği beraat kararına atıfta bulunan Kazan, sözlerine şöyle devam etti:

"Yargıtay 6. Hukuk Dairesi eski başkanı rüşvet almaktan, bazı sanıklarında rüşvet vermekten Yüce Divan'da yargılandılar. Anayasa Mahkemesi Adalet Başmüfettişinin yönetmeliğe dayalı olarak yaptığı dinlemeleri yargıca onaylatmış olmasına rağmen o yönetmelik kurulanı Anayasa'ya aykırı buluyor. Adalet Başmüfettişlerinin Anayasa'ya aykırı olan bir yönetmeliği kullanamayacağını belirten Anayasa Mahkemesi, kararında, "Anayasaya aykırı bir yetki, yargıcın onamış olması ile kullanılan o yetkiye meşruluk kazandıramaz ve böyle bir yoldan sağlanmış delillerle mahkümiyet hükmü kurulamaz bu nedenle berata karar verilmesi gerekir' diyor. Başmüfettişin yaptığı yargıcın onayladığı işlemler meşru sayılmıyorsa buradaki yargılama ne yapılmışsa soruşturma izni alınmadan yapılmıştır. Bu nedenle bu davada durma kararı verilmesi gerekiyor. Aksi halde Anayasa Mahkemesi'nin kararı eğer olayın içinde bir Yargıtay Daire Başkanı ve AKP kurucusu varsa bu ilke geçerlidir başka sanıklar hakkında uygulanamaz sonucu çıkar. O davada bir AKP kurucusu vardır ve rüşvet vermekle suçlanmaktadır, Yargıtay Daire başkanı da rüşvet almakla suçlanmaktadır. Anayasa Mahkemesi ilkeye uygun karar vermiştir. Ama bu yaklaşım yalnız o dava ile sınırlı kalmamalı. "
 
Kazan yargılamanın durdurulmaması halinde ise 14 Mayıs 2010 günlü duruşmada müvekkili İlhan Cihaner'in 9 sayfalık ifade verdiğini anımsatarak, bu savunmanın yasal olarak kabul edilmesini veya müvekkili hakkında derhal beraat kararı verilmesini istedi.
 
PARALEL SORUŞTURMA YÜRÜTEN GÖREVLİLER HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULSUN
 
Kazan'dan sonra söz alan Ali Tapan'ın avukatı Hüseyin Özarslan ise Kutbay'ın Cihaner'in Başsavcılığı döneminde ifade vermek için Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı'na geldiğini, DVD ve CD'ler verdiğini, Cihaner'in de söz konusu tanığı başka bir savcıya yönlendirerek, ifadesinin alınmasını sağladığını kaydetti. Özarslan Daire'den Kutbay'ın bu ifadeleri doğrultusunda Emniyet hakkında yürütülen soruşturma dosyasının istenmesini talep etti.
 
Erzincan Ağır Ceza Mahkemesince ifadesi alının savunma tanığı Özden Irmak'ın, sanıklardan para aldığı ve yalan ifade verdiğine yönelik Emniyet'e gelen mail sonrasında hakkında hazırlanan bilgi notunun Yargıtay'a gönderilmesine sanık avukatları tepki gösterdi.
 
Avukat Özarslan, bu durumunun adil yargılama hakkını etkilemek olduğunu belirterek, "Tanık ve sanıklar Şenol Bozkurt ile Yaşar Baş hangi nedenlerle takip edilmişlerdir? Usulüne uygun verilmiş bir mahkeme kararı var mıdır? Bu hususlar açık değildir. Paralel soruşturma yürüten yasaları ve adil yargılanma hakkını ihlal eden görevliler hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz" dedi. Saldıray Berk'in Avukatı Zeynel Yüksel ise mahkemeye yönelik sürekli bir müdahale ve yetki gaspı olduğunu savunarak, "Soruşturma tamamlanmış ama savcılık bilgi notu gönderiyor. Bu bilgi notu değil, adil yargılamayı etkileme girişimidir" dedi.
 
TANIK MAHKEME HUZURUNDA İFADE VERDİ
 
Özden Irmak'A para verdiği iddia edilen sanık Şenol Bozkurt söz alarak, Irmak ile Erzincan'da görüştüklerini, birlikte mahkemeye gittiklerini ve tanığın mahkeme huzurunda ifade verdiğini arkasından da 26 sayfalık bilgi notu geldiğini kaydetti. Bozkurt, bilgi notu ile gelen görüntülerin MOBESE kayıtlarına ait olmadığını savundu. Bozkurt, Irmak ile söz konusu kafenin önünde buluştuğunu, gizli saklı bir buluşma olsa her tarafta MOBESE kameraları olan caddeye gelmeyeceğini ifade etti.
 
Sanık Yaşar Baş ise Irmak'ın kimsenin baskı altında kalmadan ifade verdiğini söyleyerek, "Gizli tanık "Munzur'un ifadelerinin gerçeği yansıtmadığı Irmak'ın beyanları ile ortaya çıkmıştır. Irmak'a para verildiği iddia ediliyorsa bunu araştıranlar, nerelere ve nasıl ödemeler yapıldığını neden araştırmalar yapmamışlar" diye sordu. Baş, av malzemeleri ticareti yaptığını ve ruhsatını Emniyet'ten aldığını, bu nedenle de şikayetçi olamayacağını bu nedenle de heyetin suç duyurusunda bulunmasını istedi.
 
CİHANER'E ZORLA GETİRME KARARI
 
Daire Başkanı talepleri değerlendirmek duruşmaya verdiği aranın ardından kararını açıkladı. Dava kapsamında 3 MİT mensubu Şinasi D., Kıvılcım Ü. ve Sadri B. İ. Hakkında verilen yargılamanın durdurulması kararı soruşturma izni verilmesi nedeniyle kaldırıldı. Başkan Dönmez, 3 MİT mensubupları için duruşma gününü bildiren davetiye çıkarılması kararını açıkladı. Dönmez, Cihaner'e yeniden müzakere yazılmasına karar verildiğini belirtti. Özden Irmak'In ifadesinin kopyasının istenmesine karar verilen duruşma ileri bir tarihe ertelendi.
 
HUKUK DEVLETİNDE ZORLA GETİRİLME DİYE BİR DURUM YOKTUR
 
Cihaner'e destek olmak için Yargıtay'a gelen CHP'li vekiller duruşma sonrasında açıklama yaptı. CHP'li milletvekilleri adına konuşan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, hukuk devletinde milletvekillerini zorla getirilmesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağını ifade ederek, "Bu karar yargı yürütmenin sopası olmuştur tezini güçlendirmiştir. Bir kepazelik yaşıyoruz. Milletvekilinin zorla mahkemeye getirilmesi öngörülüyor. Biz İlhan Cihaner savcı olarak yemin etmiştir. Cihaner'in yangılanma sebebi laik niteliklere karşı oluşturulan suç çeteleri ile mücadele etmesidir" dedi. Türkiye Cumhuriyeti'nin laik kalacağının altını çizen Altay, "Cihaner'in kendisi yargı mensubudur, buraya gelmemesi her şeyden önce siyasi bir tavırdır, anlayıştır. Bir yerde mahkemenin olması orada adaletin olduğu anlamına gelmez. Bunun örneğini de bugün üzüntü ile yaşadık. Bu kararı tanımıyoruz. Anayasa orta yerde durduğu sürece bu karar bana göre yok hükmündedir. Kişisel olarak böyle bir kararla buraya gelmesini doğru bulmam.Cihaner, Buraya gelecek de ne diyecek, savcılar da bildiğim kadarıyla yemin ediyor. Cihaner ettiği yeminin gereğini yapmıştır. Bu nedenle de yargılanmaktadır. O dönemde, isim vermeyelim bir sayın Bakanın bu konunun üstüne gitme dediği de herkesin malumudur" diye konuştu - Ankara


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.