'Danıştay saldırısının delillerinin karartılması'na takipsizlik
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ''Danıştay saldırısına ilişkin kamera kayıtlarının silinerek delillerin karartıldığı'' iddiasıyla, aralarında OYAK Genel Müdürü Şerif Coşkun Ulusoy'un da bulunduğu 8 kişi hakkında yürütülen soruşturmayı takipsizlikle sonuçlandırdı.

''Danıştay saldırısına ilişkin kamera kayıtlarının silinerek delillerin karartıldığı'' iddiasına yönelik dönemin özel yetkili İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve aralarında eski OYAK Savunma ve Güvenlik Sistemleri (SGS) Genel Müdürü Orhan Çoban'ın da bulunduğu 10 sanığın yargılandığı dava haricinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca aynı iddialara ilişkin 8 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen takipsizlik kararında, 17 Mayıs 2006'da Danıştay 2. Dairesi'ne yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in ölümü ve 4 üyenin yaralanmasına ilişkin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sırasında, Danıştay binasında bulunan OYAK SGS'ye ait kameralardaki görüntülerin silindiğinin tespit edilmesi üzerine, şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulduğu anımsatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca şüphelilerden Orhan Çoban, Mustafa Tarık Özyılmaz, Yavuz Selim Kavakoğlu, Serkan Akyıldız, Barış Demirtaş, Metin Almalı, Murat Ünal, Murat Kablan, Celalettin Yüksekkaya ve Erdem Acun hakkında iddianame hazırlanıp kamu davası açıldığı hatırlatılan kararda, diğer şüpheliler Şerif Coşkun Ulusoy, Celalettin Çağlar, Semih Eren, Yıldırım Türker, Müfit Tayfun, Engin Hoşten, Ünal Özköse ve Yılmaz Hızlı hakkındaki dosyanın ayrıldığı belirtildi.

Takipsizlik kararında, şüphelilerin iletişim tespitleri ve teknik izlemelerinin mahkeme kararıyla yapıldığı, bir kısım şüphelilerin ifadelerinin alındığı soruşturma dosyasının incelendiği kaydedilerek, ''Şüphelilerden Şerif Coşkun Ulusoy, alınan ifadesinde, 2000 yılı temmuz ayından itibaren OYAK'ın hem yönetim kurulu üyesi hem de genel müdürü olduğunu belirtmiştir. Ergenekon terör örgütünü basından bildiğini, herhangi bir irtibatının bulunmadığını, bu davada yargılanan sanıklardan bir kısmını görevi gereği tanıdığını, diğerlerini tanımadığını, ayrıca OYAK SGS'nin, OYAK'ın güvenliğini sağlamak için kurulduğunu, bir yan şirket olduğunu, bu nedenle bu şirketle fazla ilgisi olmadığını ve bu şirketle genel müdür yardımcısının ilgilendiğini beyan etmiştir'' denildi.

Şüpheli Ulusoy'un ifadesinde, Danıştay'daki saldırı sırasında kamera sisteminin çalışmamasının sebebini bilmediğini, çok sık arıza yapan bir sistem olduğunu ve kameraların çalışmadığı ve söküldüğü hususunda kendisine kimsenin bilgi vermediğini söylediği kaydedilen kararda, Ulusoy'un ifadelerine ilişkin şu değerlendirmeler yer aldı:

"Danıştay'daki kamera sistemi ile ilgili, OYAK SGS ile ilgili herhangi bir talimatının bulunmadığını, silindiği iddia edilen görüntülerin de OYAK şirketinin çabaları ile geri getirildiğini, görüntülerin arızadan dolayı sistem tarafından silindiğini, kişilerce silinmediğini, ayrıca 'Danıştay'ın yakından takip edilmesi' şeklindeki notun kendisine ait olmadığını, bu notun SGS Yönetim Kurulu Başkanı Caner Öner'e ait olduğunu, bu hususun da bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, müsnet suçu işlemediğini beyan etmiştir.''

Kararda, şüphelinin telefon görüşme içeriklerinin de incelendiği, iddia olunan ''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü"ne yardım ettiğine dair yeterli delil elde edilemediği anlatılarak, gizli izleme kararlarına istinaden görüntülenen irtibatlı olduğu kişilerin de şüpheliyle aynı iş yerinde çalışan şahıslar olduğu ve bu görüntülerde de herhangi bir suç unsurunun tespit edilemediğinin anlaşıldığı vurgulandı.

Diğer şüpheliler Müfit Tayfun ve Engin Hoşten'in ifadelerinde haklarındaki suçlamaları kabul etmedikleri anımsatılan kararda, Ergenekon'dan haklarında dava açılan örgüt üyeleri ile irtibatları olduğuna dair bir görüşme bulunmadığı belirtilerek, soyut ihbar dışında başkaca bir delil olmadığı kaydedildi.

Yine şüphelilerden Ünal Özköse, Müfit Tayfun, Yılmaz Hızlı, Semih Eren, Celalettin Çağlar ve Yıldırım Türker'in telefon görüşme içerikleri incelendiğinde, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon dava dosyasında yargılama konusu olan ''örgüte yardım ettiklerine'' dair soyut iddia dışında delil bulunmadığı aktarılan takipsizlik kararında, 8 şüpheli hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına hükmedildi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.