'Dijital verilerdeki sahtecilik iddiaları'
(ANKA) - Dijital verilerdeki sahtecilik iddialarına dikkat çeken 22 sanığın Avukatı Nuri Tezel, "Dijital verilerdeki çelişkiler artık bizim zihnimizin alamayacağı veya teknik olarak haiz olunamayacak, algılanamayacak bir şey değil, çok açık. Müvekkillerimin salıverilmesi lazımdı ama salmak ne kelime yıllarca ceza yedik" değerlendirmesinde bulundu.
-Gölcük Donanma Komutanlığı'ndaki savcılık araması sırasında yaşananlara dikkat çeken Tezel, "İhbar mailinde yerin altında gömülü deniliyor. Gömülü olan şeyi nasıl çıkarırsınız; balyozla ama savcılık Donanma Komutanlığına vakum aleti ile gitmeye karar veriyor. İhbar edilen kişinin odasını değil başka bir odaya girerek direkt bir noktayı gösteriyor ve o karonun vakum aleti ile kaldırılmasını istiyor, nereden biliyor vahiy mi inmiş?" dedi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Balyoz Davası'nda Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına'ya 20 yıl hapis kararı çıkmıştı. 361 sanıklı Balyoz davasının temyiz duruşmasına verilen Ramazan Bayramı arasının ardından Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde devam edildi. Sanık Özgür Ecevit Taşçı'nın avukatı Özdeş Şehirlioğlu Çelik, iddianamede müvekkilinin isminin geçtiği öne sürülen belgelerden birinde isminin olmadığını, ismi geçen belgelerde ise kim tarafından, nerede, ne için görevlendirildiğini ortaya koyan delil bulunmadığını savundu. Ceza hukukunda hükmün şüpheye yer bırakmayacak delillerle kurulabileceğini ifade eden Çelik, maddi gerçeğe ulaşmak için gerekli araştırmaların yapılmadığını, bunun yapılması halinde müvekkilinin suçsuzluğunun ortaya çıkacağını belirtti.

-"TOPLUMUN CİDDİ KESİMİ YARGININ SİYASİ DÜŞÜNCENİN EMRİNDE OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR"-

Sanıklar Metin Yavuz Yalçın, Behzat Balta, Tuncay Çakan, Tevfik Özkılıç, Güllü Salkaya ve Erhan Kubat'ın Avukatı Salim Şen, yargının içinde bulunduğu durumun, vatandaşlar nezdinde yargıya duyulan güvenin ne denli aşağılara indiğinin her gün sıklıkla karşılaşılan bir olgu haline geldiğini savundu. Şen, "Toplumun ciddi kesimi yargının belirli bir siyasal düşüncenin emrinde olduğunu, o düşünceyi gerçekleştirmek için araç haline geldiğini düşünüyor. Bunu da en temel insan hak ve özgürlüklerini ortadan kaldırmaya yönelik tehdit olarak görüyor" dedi.
Mahkeme heyetine, "Bulunduğunuz yer kutsal ama bu olayda taşıyacağınız hukuki ve vicdani sorumluluğunuz çok ağır" diye hitap eden Şen, "Dünyanın neresinde olursa olsun bir mahkemeyi mahkeme kılan o mahkemelerin kanunlara göre kurulmuş olması değildir, Türk milleti adına yargılama yapıyor olmanız, bunların hiçbirisi yeter şart değildir. Bir tek şart vardır. Hukuk felsefesinin gereği, fiilen yargıladığınız, şu anda içeride bulunan 200 küsür tutuklu sanığın ve yargılama potansiyeline sahip olduğunuz bütün vatandaşların, adil yargılanacağına olan inancıdır" değerlendirmesinde bulundu.

-"ADİL YARGILAMA YAPILMIYOR"-

Şen'in, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ciddi çoğunluğunun, mahkemelerin
adil yargılama yapmadığına inandığını söylemesi üzerine Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, "Sayın Şen bunların kendi düşünceleriniz olduğunu söylerseniz iyi olur. Toplum adına karar veremezsiniz" diyerek müdahale etti. Şen, kendi düşüncelerini ifade ettiğini belirterek, yerel mahkemede adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarını dile getirdi. Şen, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği mahkemeden çıkan hiçbir sonucun, hiç kimseyi tatmin etmeyeceğini söyledi.

-"KURT BİZİ YEMEYE KARAR VERMİŞSE..."-

Yargılama boyunca şikayetlerini İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde binlerce dilekçeyle anlattıklarını ancak sonuç alamadıklarını belirten Şen, "Biz bu davada maalesef kuzu durumundayız. Kurt bizi yemeye karar vermişse biz ne dersek boş" dedi. Mahkemenin verilerdeki çelişkilerle ilgili gerekçesini eleştiren Şen şu ifadeleri kullandı:
"Şu gerekçeyi hukuk fakültelerinde bitirme tezine yazsanız eminim ki o dersi geçemezsiniz. 'Sanıklar çelişkileri bizzat yapmışlardır, ileride yakalanmaları halinde argüman olarak kullanmak için yapmışlardır' deniyor. Bu kadarına pes. Niyet okuyuculuğu yapılmış. Bunu düşünen insanlar, 'yakalanırsak argüman olarak kullanalım' diye verilere çelişkili bilgi ekleyen insanlar, verilerin üstüne kendi ismini açık açık yazar mı? Buradan şu sonuç çıkıyor biz kuzuyuz. Ne yaparsanız yapın bu davanın siyasi hüviyeti değişmez. Siyasi içerikli davalar konjonktüre bağlıdır. Dönemin şartları neyi gerektiriyorsa davalar o şekilde algılanır. Onun için İstiklal Mahkemeleri de Yassıada Mahkemesi de 12 Eylül Mahkemeleri de siyasidir."

-"SADECE ADALETİN PEŞİNDEYİZ"-

Şen, "Müvekkilim Güllü Salkaya'nın babalık ve kocalık haklarından vazgeçilmesine değinmiyorum, bu yansıma, bu özensizlik mahkemenin ne kadar toptancı yaklaştığının göstergesidir" dedi. Salkaya'nın bir duruşmaya katıldığını daha sonra vareste tutulduğunu anlatan Şen, ikinci geldiği duruşma son duruşma olduğunu belirtere, "bir duruşmaya 5 dakika katılmış bir kişiye hangi gerekçeyle takdiri indirim uygulamadınız. Bu acı veriyor. Buradan gördüğüm manzara başka bir manzarayı gösteriyor" ifadelerini kullandı. Şen, savunmasını şu sözlerle tamamladı:
Türkiye'deki hukuk sisteminin böyle yürümediğine inanmak istiyorum. Hukuk ve adalet herkese her zaman lazım. Hukuku bir takım güçlerin eline verip, bir takım şeylerin gerçekleştirilmesi için araç kılarsanız, kimsenin hukuka inancı kalmaz. Sadece hukuki aidiyetin peşindeyiz, sadece hukukun uygulanmasını istiyoruz. Bunu da vicdani, aklı hür tarafsız hakimlerin gerçekleştirileceğine inanıyoruz. Ağır sorumluluğunuzun yerine getirip adaletin tesis edilmesini bekliyoruz. Sadece adalet istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz. Belgelerde herkesin adı geçebilirdi, hepimiz orada olabilirdik, onlar birer sayı değil, onlar insan, çocukları yaşamları var. Suç hukuksal verilerle ortaya konulabiliyorsa, hiç birimizin itirazı olmaz."

-"SALIVERİLMEK YERİNE YILLARCA CEZA YEDİK"-

Turgay Erdağ, Servet Bilgin, Mücahit Erakyol, Ergün Balaban, Levent Çehreli, Cemalettin Bozdağ, Onur Uluocak, Refik Levent Tezcan, Mehmet Örgen, Ayhan Üst baş, Rafet Oktar, Serdar Okan Kırçiçek, Murat Saka, Kadri Sonay Akpolat, Derya Ön, Bahadır Mustafa Kayalı, Kemalettin Yakar, Ender Güngör, Bülent Akalın, İbrahim Özden Koçer, Cumhur Eryüksel ve Ayhan Türker Koçpınar'ın Avukatı İhsan Nuri Tezel, dijital verilerin hiç birisinin müvekkilleriyle bağının kurulamadığını, haberdar olduklarına dair hiçbir somut delil bulunmadığını söyledi.
Türker Koçpınar'ın suç tarihinde kanser tedavisi gördüğünü ve ameliyat olduğunu anlatan Tezel, "Yani müvekkilim ameliyatlı olarak hastaneden çıkmış gelmiş belgeyi hazırlamış" dedi. Dijital verilerdeki sahtecilik iddialarına dikkat çeken Tezel, "Dijital verilerdeki çelişkiler artık bizim zihnimizin alamayacağı veya teknik olarak haiz olunamayacak, algılanamayacak bir şey değil, çok açık. Müvekkillerimin salıverilmesi lazımdı ama salmak ne kelime yıllarca ceza yedik" değerlendirmesinde bulundu.

-"VAHİY Mİ İNMİŞ?"-

Gölcük Donanma Komutanlığı'ndaki savcılık araması sırasında yaşananlara dikkat çeken Tezel, "İhbar mailinde yerin altında gömülü deniliyor. Gömülü olan şeyi nasıl çıkarırsınız; balyozla ama savcılık Donanma Komutanlığına vakum aleti ile gitmeye karar veriyor. İhbar edilen kişinin odasını değil başka bir odaya girerek direkt bir noktayı gösteriyor ve o karonun vakum aleti ile kaldırılmasını istiyor, nereden biliyor vahiy mi inmiş? İhbar maili ile hareket edilmiyor aslında, başka bir güç tarafından yönlendiriliyor, başka bir anlamı yok bunun" dedi. Dijital verilerin sahteliğini savunan Tezel, "Sütün içine bir damla zehir katıldığında artık bir damlası zehirli denilemeyeceği gibi dijital verilerin de tek başına sağlıklı delil olarak kabul edilmesi mümkün değil" ifadesini kullandı. Avukat İhsan Nuri Tezel, "Yüksek mahkemenizin bütün bu sunumlar karşısında gerçekleri gördüğünüze eminim. Davanın esasına giremeyiz diyebilirsiniz, davanın esası, dijital verilere dayalı. Bu verilerin de sağlıklı olup olmadığını mahkeme araştırmadı, bu konuda bir bilirkişi incelemesi gerekli, aksi takdirde eksik kovuşturma söz konusu. Bozmayla birlikte tutuklu sanıkların durumlarının değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. 3 yıla yakın sürelerdir tutuklu sanıklar var. İddianamedeki eylemi anlatılış biçimi itibariyle kabul etseniz bile müspet suçu oluşturmadığı çok açık" değerlendirmesinde bulundu.
Balyoz Planı Davası'nın Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ndeki temyiz duruşmasında 117 sanık avukatından 67'si savunmasını tamamladı. Davanın temyiz duruşmasına yarın kaldığı yerden devam edilecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.