Dink ailesinden yeni dava başvurusu
 Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine gelen Dink ailesinin avukatları, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine bir dilekçe sundu.

Öldürülen gazeteci Hrant Dink'in eşi Rakel Dink, kardeşi Hosrof Dink ve çocukları Delal, Arat ile Sera Dink'in ''şikayetçiler'' olarak yer aldığı dilekçede, ''şüpheli'' olarak da cinayet döneminde İstanbul Valisi olan AKP Milletvekili Muammer Güler, yine o dönem İstanbul Emniyet Müdürü olan Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah ile birlikte o dönem çeşitli görevlerde bulunan Ramazan Akyürek, Ergun Güngör, Ahmet İlhan Güler, Bülent Köksal, İbrahim Pala, İbrahim Şevki Eldivan, Volkan Altunbulak, Bahadır Özkan, Özcan Özkan, Reşat Altay, Engin Dinç, Faruk Sarı, Ercan Demir, Özkan Mumcu, Muhittin Zenit, Mehmet Ayhan, Ali Öz, Metin Yıldız, Hüseyin Yılmaz, Gazi Günay, Hacı Ömer Ünalır ve Önder Araz'ın isimleri yer aldı.

Dilekçede ayrıca, ''Hrant Dink cinayetinden haberdar olan, görevi ve konumu gereği cinayeti önleme yükümlülüğü bulunan Trabzon İl Jandarma Komutanlığı, Trabzon ve İstanbul emniyet müdürlüklerinin diğer görevlileri ile Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı görevlilerinin de isim olmaksızın şüpheli oldukları'' öne sürüldü.

''Başvurulara rağmen davalar açılmadı''

Suç tarihi olarak cinayetin meydana geldiği 19 Ocak 2007 ve öncesi gösterilen dilekçede, Trabzon İl Jandarma Komutanlığı, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü ile İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri hakkında, Dink cinayetini önleyemedikleri, koruma tedbirleri almadıkları, cinayet sonrası delilleri değiştirdikleri, gizledikleri iddialarıyla ilgili İstanbul ve Trabzon Cumhuriyet başsavcılıklarınca soruşturma açıldığı ve İçişleri Bakanlığının da incelemeler yaptığı belirtilerek, incelemeler sonucunda kamu görevlileri hakkında soruşturma izinlerinin verilmediği ve davaların açılmadığı ifade edildi.

Soruşturma izni verilmemesine dair kararlara yönelik itirazların İstanbul ve Trabzon Bölge İdare Mahkemeleri, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara yapılan itirazların da Rize Ağır Ceza Mahkemesince reddedildiği aktarılan dilekçede, iç hukuk yollarının tükenmesi üzerine müşteki taraf olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurulduğu, mahkemenin yapılan başvuruları birlikte değerlendirdiği ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, sözleşmenin 2. ve 13. maddesini ihlal ettiğine karar verdiği hatırlatıldı.

AİHM'in 14 Eylül 2010'da verdiği karara Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından itiraz edilmemesi üzerine, kararın 14 Aralık 2010'da kesinleştiği aktarılan dilekçede, kararın kesinleşmesi sonrasında savcılığa verilen dilekçeyle, şüpheli kamu görevlileri hakkında soruşturma yapılması ve kamu davası açılmasının talep edildiği anımsatıldı.

''AİHM, kamu görevlilerinin cinayetteki sorumluluklarını tespit etti''

İsimleri belirtilen kamu görevlilerinin fiilleri ve neden kamu davası açılması gerektiği anlatılan dilekçede, AİHM'in, verdiği kararda, ''İstanbul ve Trabzon emniyet müdürlükleri ile Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin Dink cinayetindeki sorumluluklarını tespit ettiği'' aktarıldı.

Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü, Trabzon İl Jandarma Komutanlığı, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı görevlilerinin Hrant Dink cinayetindeki eylemlerinin ya da ''kasıtlı eylemsizliklerinin'' de belirtildiği dilekçede, bu hususlar 15 maddeyle, örnekler verilerek sıralandı.

''Dink cinayetini işleyen örgütün yöneticisi veya üyesi olan, TCK'nın 83. ve 220. maddeleri uyarınca 'örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden' Trabzon İl Jandarma Komutanlığı, Trabzon ve İstanbul emniyet müdürlükleri görevlileri ile Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı görevlileri hakkında etkili soruşturma yapılmadığı ve bugüne dek davaların açılmadığı'' öne sürülen dilekçede, şu ifadeler yer aldı:
''Trabzon İl Jandarma Komutanlığı, İstanbul ve Trabzon İl emniyet müdürlükleri ve EGM İstihbarat Daire Başkanlığı görevlilerinden Dink cinayetini işleyen örgütün yöneticisi veya örgüte üye olanlar olduğunu, etkili bir soruşturma yürütüldüğünde bu ilişkilerin açığa çıkarılacağını bilmekteyiz. AİHM kararı sonrası savcılığınıza verdiğimiz ilk dilekçede de ayrıntılı şekilde beyan ettiğimiz üzere, yine Dink cinayetini işleyen örgütün yöneticisi veya üyesi olmayan kamu görevlileri, Dink cinayetini işleyen örgütün eylemlerini kolaylaştıracak tutumları ile sanıkların önlerini açarak, faaliyetlerini her aşamada koruyup-destekleyerek 'icra hareketlerine' başlamalarına 'elverişli vasıtalar' hazırlayıp TCK 314/3 yollaması ile genel olarak TCK 220/6-7. maddelerindeki 'örgüte üye olmamakla beraber…suç işlemek, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek' suçunu işlemişlerdir.
Ayrıca özel olarak, yukarıda adı yazılı şüpheli kamu görevlileri, TCK'nın 314/3 ve 220/4 yollaması ile TCK'nın 83. maddesindeki 'kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi' suçunu da cinayeti işleyen silahlı örgütün Hrant Dink'e yönelik suikastını önleme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, Hrant Dink'i koruma altına almayarak ölümüne neden olmak yoluyla işlemişlerdir.''

Dilekçede, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince gerekli soruşturmanın yapılarak, şüpheliler hakkında kamu davası açılması talep edildi.

Bu suç duyurusunun, daha önceki suç duyurusuna ek olarak yapıldığı da belirtildi.



AA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.