'Dink davasında yargı kendisiyle hesaplaşmalı'

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ermeni asıllı Hrant Dink'in öldürülmesi bütün dünyada büyük yankı uyandırdı. 'Hepimiz Hrant'ız' yürüyüşleri düzenlendi. Derhal soruşturma başlatıldı. Katil zanlısı yakalandı. Cinayetle ilişkili olduğu ileri sürülen isimler gözaltına alındı. 20 Nisan 2007 tarihinde kabul edilen iddianame ile dava açıldı. İlk duruşma 2 Temmuz 2007 tarihinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapıldı. O günden bugüne ise yargılama devam ediyor. Bu süreci değerlendiren Dink'in avukatları, 19 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporda, hem soruşturma hem kovuşturma aşamasında bazı kişi ve kurumlara dokunulamadığı iddia ediliyor. Şu ifadeler kullanılıyor: "Cinayetin, Genelkurmay Başkanlığı açıklaması ve ertesi gün Hrant Dink'in İstanbul Valiliği'ne çağrılması ile başlayan bir süreç ve bu sürece yayılan eylemler sonucunda gerçekleştirildiği, tüm delilleri ile tartışmasız bir biçimde ortaya çıktığı halde bu süreç ve süreçte rol alan kişi ve kurumlar kararlı bir biçimde soruşturma dışında bırakıldı."

Ergenekon sanıklarından Veli Küçük'ün de aralarında bulunduğu bazı isimler Hrant Dink'in 'Türklüğe hakaret' suçlamasıyla yargılandığı bazı davalara özel ilgi gösteriyordu. Hatta Küçük, belindeki tabancayla Dink davasının bir duruşmasına girdiğini itiraf etmişti. Raporda, aralarında Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz, Sevgi Erenerol ve Levent Temiz gibi dokunulmayan kişilerden bir kısmına Ergenekon soruşturmasında dokunulduğuna işaret edilerek, "Bu durum dokunulmazlık ve dokunabilirliğin yine devletin belirlediği çerçevede ve konularda mümkün olduğunu, Hrant Dink cinayetinin dokunabilirlik çerçevesi dışında kaldığını gösterdi." deniliyor. Hrant Dink'in hedef gösterildiği süreçte darbe hazırlıkları yapıldığı, ülkenin tanınmış gazeteci, yazar ve aydınlarına suikast planlandığı, aralarında Hrant Dink'in de bulunduğu bu kişilere ilişkin ölüm listelerinin oluşturulduğunun da ortaya çıkan bilgiler arasında olduğu belirtiliyor.

DEVLET, GEÇMİŞİYLE YÜZLEŞMELİ

Kıyaslama yapılıyor. Orhan Pamuk talep etmediği halde kendisine koruma tahsis edildiği, Mehmet Ali Birand'ın ise MİT müsteşarınca koruma altına alındığı aktarılıyor: "Bu ülkenin değerli aydınları Orhan Pamuk ve Mehmet Ali Birand'ın yaşamının korunması doğrultusunda alınan ve son derece haklı ve doğru bulduğumuz tedbirlerin yine aynı süreçte Hrant Dink'ten esirgendiğine de tanık olduk. Bu dava benzeri suikastların ve faili meçhul bırakılmış olayların tümünü yeniden yargı alanına taşıma, devletin ve yargının geleneksel bakışı ile hesaplaşma potansiyeli taşıyor. Bu dava, geçmişin ağır ve karanlık yüküyle yüzleşme ve başa çıkma yolunda başta siyasi irade olmak üzere herkese, her kesime önemli fırsatlar sunuyor."


Cinayet örgütlü, organize bir yapının işi

Dink ailesinin hazırladığı raporda, soruşturma kapsamında büyük önem taşıyan bazı delillerin toplanamadığı, kimi delillerin yok edildiği, savcılar tarafından gizlendiği, hatta sahte deliller üretildiği iddia ediliyor. Cinayetin ortak karar ve faaliyet planları çerçevesinde tamamı ideolojik maksat taşıyan eylemler sonucunda örgütlü bir yapı tarafından gerçekleştirildiğine dikkat çekiliyor. Raporda, "Ancak iddianame cinayetin ardındaki örgütü, tetikçi ve onun yakın çevresiyle yani Pelitli Mahallesi'ndeki ayağıyla sınırlamıştır." deniliyor. Soruşturma kapsamında şu anda Ergenekon davasında sanık olan bazı isimlere dokunulmadığının altı özellikle çiziliyor.(Zaman)


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.