Erdoğan'a 'Haşhaşi' Davası
Adliye önünde açıklama yapan Dr. Mahir Şahin, yolsuzluk operasyonunun Hizmet Hareketi’yle ilişkilendirilmesi ve camiaya mensup insanların açıkça hedef gösterilmesini ‘yargısız infaz’ olarak niteledi. Kamuoyunda Hizmet Hareketi ve eğitim hizmetlerine gönül veren insanlar olarak bilindiklerini söyleyen Şahin, bu ithamları hak etmediklerini ifade etti. Suçlamaların kabul edilemeyeceğini dile getirdi. “Başbakan’ın ifadeleri, doğrudan bizlerin kişiliğini hedef alan, eleştiri sınırlarının dışına çıkan ve gerçek olmayan beyanlardır. Başbakan’ın açıkça kişilik haklarımıza saldırı teşkil eden bu sözlerini reddediyoruz.” dedi.

Başbakan Erdoğan’ın kendilerini birçok suçla itham ettiğini anlatan Şahin, devleti ele geçirmeye çalışan çete, terör örgütü, hükümete karşı linç operasyonu yapan gizli teşkilat mensupları olarak gösterildiklerini anlattı. Yine Erdoğan’ın çeşitli tarihlerde söylediği ‘takiyyeci, kokuşmuş, çürümüş, vücuda girmiş ve sinmiş virüs’ suçlamalarının kabul edilemeyeceğini kaydetti. Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başbakan açıkça isim vermese de söylemese de orta algılama düzeyine sahip herkes ve her insan tarafından medya bunu böyle bilmekte ve böyle algılamaktadır. Başbakan’ın ifadeleri, doğrudan bizlerin kişiliğini hedef alan, eleştiri sınırlarının dışına çıkan ve gerçek olmayan beyanlardır. Başbakan’ın açıkça bizlerin kişilik haklarına saldırı teşkil eden bu sözlerini reddediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Medeni Kanunu’nun 24/2 maddesince kendisine manevi tazminat davası açtığımızı ifade ediyorum.”

STK’lardan çağrı: İnsanları kamplara bölmekten vazgeçin

Bingöl’deki STK’lar da ortak bir açıklama yaparak, Başbakan’a ‘insanları kamplara bölmekten vazgeçin” çağrısında bulundu. Bingöl Girişimci İşadamları Derneği (BİNGİAD), Bahar Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Yıldırım Eğitim Vakfı’na hazırlanan ortak basın açıklamasını okuyan BİNGİAD Başkanı Medeni Arifoğlu, Hizmet Hareketi’ne gönül vermiş işadamlarının, psikolojik harp yöntemleri ve tehditlerle baskı altına alınmaya çalışıldığını, Camia’ya nispet edilen kamu görevlilerinin fişlendiğini, onca başarılarına rağmen hiçbir hukuki dayanak gösterilmeden yerlerinden alınıp pasif görevlere atandığı vurgulandı. Büyükelçilere, yurtdışında açılan Türk okulları ve öğretmenlerini örgüt üyesi olarak gösterme görevi verildiğini ifade eden Arifoğlu, yaşananların vicdanlarda asırlarca kapanmayacak yaralar açtığına dikkat çekti. Arifoğlu, şunları kaydetti: “Mayası sevgi, kardeşlik, diğergamlık, hasbilik olan bu insanlar hiçbir dönemde bu kadar hor görülmemiş, preslenmemiş, hayat hakları ellerinden alınmaya çalışılmamış en kötüsü de hain muamelesiyle bu kadar karşı karşıya bırakılmamıştır. Geldiğimiz noktada atılan çamurların ilk dönemlerdeki iftira ve karalama kampanyalarından hiçbir farkının olmadığını göstermektedir. Hatta daha ileri gidilerek paralel devlet, çete, virüs, inde yaşayanlar, gizli örgüt en kötüsü de meczup muamelesi yapılarak milyonlarca alnı secdeli insan birer ‘Haşhaşi ‘ gibi göstermeye çalışılmış hiçbir hukuki ve insani temele dayandırılmadan yaftalanmıştır.’’




Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.