Kadınlar yasal doğum izni süresini yetersiz buluyor
Yüzde 15’i ise yasal olarak belirlenmiş 6 aylık maksimum sürenin yetersiz olduğunu ve bebek 1 yaşına gelene kadar ücretsiz izin alınması gerektiğini düşünüyor.
 
Kurumlarda çalışan kadınlara doğum öncesinde, sırasında ve sonrasında ne gibi haklar veriliyor, ne gibi uygulamalar var, çalışan annelerin kurumlardan beklenti ve öncelikleri neler gibi sorulara yanıt bulmayı amaçlayan araştırma, 155 kurumun ve 864 kadın katılımcının iki farklı ankette beyan ettikleri bilgiler doğrultusunda ortaya koyuldu. Hazırlanan rapora göre kadınlar yasal doğum izni süresini yetersiz buluyor. Kadın çalışanlar, özellikle olağan dışı (çocuğun okuldan alınması – bırakılması, hastalık, bakıcının rahatsızlanması gibi) durumlar oluştuğunda başta yöneticileri olmak üzere kurumlardan anlayış ve hoşgörü bekliyor.
 
‘Çalışma Hayatında Annelik’ anketini cevaplayan kadın çalışanların yüzde 82’sini çocuk sahibi olan veya çocuk bekleyen anneler oluşturdu.
 
PwC Türkiye İnsan Kaynakları Danışmanlığı Kıdemli Müdürü Murat Karakaş, anketle ilgili şu açıklamayı yaptı:
 
“Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de faaliyet gösteren kurumların annelere yönelik uygulamalarını anlamak, bununla birlikte çalışanların da beklenti ve önceliklerini belirleyerek kurumlara, çalışanlara, derneklere ve kamuya ışık tutabilecek, güvenilir, objektif, kapsamlı ve güncel bir kaynak oluşturmaktır.”
 
PwC Türkiye Denetim Hizmetleri Ortağı ve Women at PwC Türkiye Lideri Beste Gücümen ise şunları ifade etti:
 
“Yeteneği elinde tutmanın öneminin farkında olan, iş dünyasının öncü şirketlerinin kadın yeteneklerin iş hayatından çıkmamasını sağlayacak çözümler için farklı programlar yürütmeye başladıklarını görüyoruz. Bu programlar arasında, alt düzeydeki kadınlara ilham verebilecek üst düzey yönetici kadınların mentorluk-koçluk yapması, çalışma saatlerinde ve koşullarında esneklik, evden çalışma imkânı gibi uygulamalar yer alıyor. Bununla birlikte PwC’nin araştırmasında bunların yüzde 16 gibi bir oranda uygulandığı görülüyor; esnekliği destekleyen ve kadınların ne zaman nerede isterlerse çalışmalarını sağlayacak ileri teknoloji iletişim araçlarının kullanılması çözümün önemli bir parçası.”
 
Yenibiris.com Genel Koordinatörü Burçak Pak Yılmaz ise araştırma ile ilgili “Kurumların kendi uygulamalarını, çalışanların beklentileri ve diğer kurum uygulamaları ile karşılaştırabilmesi ve bu unsurlardaki gelişme, iyileştirme alanlarını belirleyebilmesi için veri sağlamayı amaçladığımız raporumuzun, tüm yararlanıcılar için faydalı olmasını umuyoruz.” dedi.
 
PwC İnsan Kaynakları Danışmanlığı tarafından hazırlanan rapora göre kadın çalışanların yüzde 50’den fazlası doğum sonrasında 5-6 ay süreyle ücretsiz izin kullanmayı tercih ediyor. Yaklaşık yüzde 15’i ise yasal olarak belirlenmiş 6 aylık maksimum sürenin yetersiz olduğu ve bebek en azından 1 yaşına gelen kadar ücretsiz izin alınması gerektiği görüşünde. Kurumların 5 senelik uygulamalarına bakıldığında, ücretsiz izin kullanım süresinin çalışanların beklentileri doğrultusunda şekillenmediği belirleniyor. Kurumların yüzde 37’si çalışanlarının genelde ücretsiz izin kullanmadığını belirtiyor.
 
Doğum sonrası süt iznini her gün 1,5 saat veya hafta içi bir tam gün şeklinde kullanmak istediğini belirten kadın çalışanların oranı yüzde 60 civarında olurken, özellikle İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde, süt iznini toplu kullanmayı tercih eden çalışan oranının arttığı görülüyor.
 
Kadın çalışanların yaklaşık yüzde 40’ı doğum öncesi veya sonrası işyerinde herhangi bir problemle karşılaşmadığını belirtiyor. Çalışanların yaklaşık yüzde 60’ı ise izin kullanımı, annelikle yan yana yürütülmesi zor olan farklı görevlere atanma, doğum sonrası bir alt pozisyonda işe başlatılma gibi destekleyici olmayan uygulamalar başta olmak üzere, farklı problemlerle karşılaştığını dile getiriyor. Özellikle katılımcıların yüzde 13’ü, hamile olunan dönemde ya da işe başlama döneminde iş akdinin feshedildiğini vurguluyor.
 
PwC İnsan Kaynakları Danışmanlığı’ndan Murat Karakaş, çalışan beklentilerine dair şunları kaydetti:
 
“Kadın çalışanların kurumlardan beklentilerine bakıldığında, kreş imkânı, doğum sonrası yarı zamanlı çalışma ve mobilite veya evden çalışma imkânı gibi esneklik uygulamalarının katılımcıların yarısından çoğunun önceliği olduğu görülüyor. Kurumların sağladıklarına bakıldığında ise, sağlananların beklentileri karşılamadığı dikkat çekiyor. Kurumların yalnızca yüzde 16’sı mobilite veya evden çalışma imkânı sunarken, kreş uygulaması ve yarı zamanlı çalışma uygulamalarını sunan kurumların oranı yüzde 10’un altında. Diğer yandan, kurumların yaklaşık üçte ikisinde doğum sürecindeki kadın çalışanlara yönelik herhangi bir özel yan hak veya pozitif ayrımcılığa yönelik bir uygulama olmadığı görülüyor. Konuyla ilgili olarak dile getirilen görüşler incelendiğinde, kadın çalışanların, özellikle olağan dışı (çocuğun okuldan alınması – bırakılması, hastalık, bakıcının rahatsızlanması gibi) durumlar oluştuğunda başta yöneticileri olmak üzere kurumlardan “anlayış” ve “hoşgörü” beklediği görülüyor. Öte yandan, kadınların önemli bir kısmı, hamilelik ve sonrası için kanunun gerektirdiği minimum hakları dahi kullanmada sıkıntı çekebildiklerini beyan ediyorlar.”
 
Kurumların tamamına yakını, gebelikte sağlık problemleri ile karşılaşılması durumuna özel bir izin politikası tanımlamadığını savunuyor.
 
Ankete katılan kurumların yaklaşık yarısının özel sağlık sigortası uygulamadığı gözleniyor. Özel sağlık sigortası uygulayan kurumlar ise büyük ölçüde limitli doğum teminatı imkânı sunuyor. Doğum teminatı limiti tutarlarına bakıldığında, yabancı sermayeli şirketlerin, diğer şirketlere göre daha yukarıda kaldığı ortaya çıkıyor.
 
Ankete katılan kadın çalışanların yaklaşık yüzde 70’i “Kariyerimde ilerleme adına çocuk sahibi olmayı ikinci planda tutabilirim.” ifadesine olumsuz cevap veriyor. Bununla birlikte, “Finansal ihtiyaçlardan dolayı çalışmak durumunda olmasaydım ailemle ve çocuğumla vakit geçirmeyi tercih ederdim” diyen kadın çalışanların oranı da yüzde 70’ler seviyesinde. Bu sonuçlara göre, ankete katılan kadınların kariyer odaklı olmaktan çok, aile ve çocuk odaklı olmaya yakın durdukları görülüyor.
 
Çocuk sahibi olmayan kadınların, “Kariyerimde ilerleme adına çocuk sahibi olmayı ikinci planda tutabilirim” ifadesine, çocuk sahibi kadınlara oranla daha olumlu ve kariyer odaklı cevaplar verdiği anlaşılıyor.
 
Üst Düzey Yönetici seviyesinde en az 1 kadın çalışanı olan kurumların oranı yüzde 70. Diğer bir ifadeyle, kurumların yaklaşık yüzde 30’unda üst düzey yönetici seviyesinde kadın çalışan bulunmuyor.
 
Kadın çalışanların toplam çalışanlar içerisindeki oranı yaklaşık yüzde 33 olarak görünüyor. Bu oranın ilk 5 büyükşehirde faaliyet gösteren ve yabancı sermayeli kurumlarda arttığı belirleniyor. Seviye bazında bakıldığında, yüzde 33 değeri üst düzey yönetim seviyesinde bir miktar düşüyor. Fonksiyonlar arasındaki farklar incelendiğinde ise, kadın çalışanların oranı, özellikle Destek Fonksiyonlarında artış gösterirken, Satış ve Üretim fonksiyonlarında azalıyor.
 
Son bir yıl içerisinde toplam terfi eden çalışanların içinde kadın çalışanların oranı ise yüzde 43 olarak ortaya çıkıyor.




CHA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.