\'Kamu Güvenliği Müsteşarlığı\' Anayasa Mahkemesi\'nde

CHP, AKP\'nin \"Demokratik Açılım\" sürecinin ilk yasal düzenlemesi olan Kamu Güvenliği Müsteşarlığı kurulmasına ilişkin yasasının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesine dava açtı.
CHP\'li bir grup milletvekili tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan dava dilekçesinde, İçişleri Bakanlığına bağlı bir müsteşarlık kurulmasının hukuken olanaksız olduğu ve Bakanlık bünyesindeki müsteşarlıklar arasında muhtemel bir yetki çatışması yaşanabileceği ifade edildi.
Dilekçede, Kanunun, 1\'inci maddesinde yer alan, \"terörle mücadeleye ilişkin politika ve stratejileri geliştirmek ve bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığına bağlı\" tümcesinin \"hukuk devleti\" ilkesine aykırı olduğunun altı çizildi.
Anayasanın 113 üncü maddesi birinci fıkrasının \"Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri, yetkileri ve teşkilatı kanunla düzenlenir\" şeklinde olduğunun anımsatıldığı dilekçede, \"Dolayısıyla Bakanlık teşkilatına ilişkin 3046 sayılı çerçeve kanun hükümlerine uyum Anayasal zorunluluktur. 3046 sayılı kanunun 3\'üncü maddesine göre; \"Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, mevcut bakanlıkların bölünmesi veya birleştirilmesi, bakanlıkların görevleri, yetkileri ve teşkilatı bu Kanun esaslarına göre düzenlenir. Bu nedenle, söz konusu yasa, Anayasanın 2\'nci, 6\'ncı, 7\'nci, 8\'inci, 13\'üncü, 95\'inci, 113\'üncü ve 123 üncü maddelerine aykırıdır\" denildi.
Kanunda, yer alan \"terör\" kavramının tanımsal karşılığına yer verilmemiş olduğunun öne sürüldüğü dilekçede, şöyle denildi:
\"Keza ilgili mevzuata atıfta bulunulmamış olması karşısında, idareye uygulamada \"terör\' kapsamını belirleme yetkisini dolaylı olarak vermekte, yasa ile kesin sınırlarını çizmemektedir. Oysa, kanun uygulamasında, kişisel hak ve hürriyetlerin sınırlanması anlamına gelebilecek düzenlemeler içeren kanunda bu sınırlamaların ancak kanunla yapılması gereği Anayasanın 13\'üncü maddesinde açıkça yer almaktadır.\"

-\"İÇİŞLERİ BAKANLIĞI\'NA ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURMA YETKİSİ TANINMAMIŞTIR\"-

Kanunun 5\'inci maddesinde yer alan \"Bakanın onayı ile özel ihtisas ve araştırma komisyonları\" ibaresinin de eleştirildiği dilekçede, egemenliğin kullanılması hakkının, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı ifade edildi. \"Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz\" denilen dilekçede, \"Buna göre; Anayasanın 113\'üncü maddesi gereğince yürürlükte bulunan 3046 sayılı yasa ve yine 3152 sayılı yasa hükümleri kapsamında İçişleri Bakanına \"özel ihtisas ve araştırma komisyonu kurma\' yetkisi tanınmamıştır\" ifadesine yer verildi.
Kanunun 15\'inci maddesinde yer alan, \"Müsteşarlık tarafından istenen her türlü bilgi ve belge talebi; ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlar tarafından gecikmeksizin yerine getirilir\" ifadesinin de Anayasaya aykırı olduğu kaydedildi.

-\"SİYASİ İKTİDARIN KEYFİ UYGULAMALARINA VE İSTİSMARA AÇIK BİR ÖRGÜTLENME\"-

Dilekçede, yasanın yürürlüğünün durdurulması isteminin gerekçesinde ise, düzenlemede soyut tanımlamalardan yola çıkarak terörle mücadele edecek ve en ücra ilçede bile örgütü bulunacak yeni bir idari yapı öngörmekte olduğu ifade edildi. Bu durumun, hiyerarşik açıdan güvenlikle ilgili birimler arasında yeni belirsizlikler ve hiyerarşik çatışma alanları oluşturacağı ileri sürülen dilekçede, şöyle denildi:
\"Anayasanın 2\'nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanmıştır. Terörle mücadelede koordinasyon amacı ortaya konulsa bile güvenlikle ilgili birimlerin koordinasyonu amacından çok tüm bu birimlerin isitihbarat açısından bir çatı yönetimi öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu durumun hiyerarşik açıdan güvenlikle ilgili birimler arasında yeni belirsizlikler ve hiyerarşik çatışma alanları oluşturacağı aşikardır. Yasa ile sınırları çizilmiş bir yapılanma yerine siyasi iktidarın keyfi uygulamalarına ve istismara açık bir örgütlenme öngörülmektedir. Soyut tanımlar ve esnek ve yasal dayanaktan yoksun istismara açık idari yapılanma öngörülmesi, temel hak ve hürriyetlerin kullanımında sakıncalı durumların ortaya çıkmasına neden olacağı açık bir gerçekliktir.

-SONRADAN GİDERİLMESİ OLANAKSIZ DURUM VE ZARARLAR-

Ülke çıkarlarına ve kamu yararına aykırı olan, ülkemizin güvenliği açısından da son derece ciddi sakıncalar yaratacak ve Anayasa hükümlerine açıkça aykırı olan iptali istenen kurulların uygulanması halinde sonradan giderilmesi olanaksız durum ve zararlar doğabilecektir.
Anayasaya aykırılığın sürdürülmesinin, bir hukuk devletinde subjektif yararların üstünde, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de zedeleyeceği kuşkusuzdur. Hukukun üstünlüğü ilkesinin sağlanamadığı bir düzende, kişi hak ve özgürlükleri güvence altında sayılamayacağından, bu ilkenin zedelenmesinin hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve zararlara yol açacağında duraksama bulunmamaktadır. Yasanın, Anayasaya açıkça aykırı olan iptali istenen hükümlerin iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin de durdurulması istenerek Anayasa Mahkemesine dava açılmıştır.\"(ANKA)
(EÖ/ÖMR)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.