Karadayı ifade vermeye geldi!
28 Şubat dönemi ile ilgili 103 sanığa darbeye teşebbüs suçalamasıyla açılan davanın bir numaralı sanığı dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı Ankara Adliyesi'ne geldi.Sağlık sorunları nedeniyle duruşmalara gelmeyen Karadayı ifadesinde, "Silahlı kuvvetler her zaman siyasetin dışında kalmalı ve gücünü muhafaza etmelidir" dedi.

Sanık ve müşteki yoklamasının ardından Mahkeme Başkanı Tayyar Köksal, savunmalar sırasında sorulan sorulara tepki gösterilmemesi konusunda uyarıda bulundu. Daha sonra mahkemeye gönderilen yazıları tutanağa geçiren Köksal, “Daha önceki duruşmalara gelmeyen İsmail Hakkı Karadayı burada sanırım. Rahatsız olduğunuz da ya da oturmak istediğiniz zaman bize bildirin. Gerekirse beyanınızı oturduğunuz yerden alırız. Yoksa biz durumunuzun ne olduğunu bilemeyiz” dedi ve Karadayı’nın kimlik tespitini yaptı.

KARADAYI İSTEMEDİ AMA BAŞKAN ÖZETLEDİ

Başkan Köksal Karadayı’ya iddianameyi okuyum okumadığını sordu. Karadayı hastalığı sebebiyle tam olarak okuyamadığını ama yeniden okunması talebinin olmadığını söyledi. Bunun üzerine Başkan Köksal, iddianamenin önce özetleneceğini suçlamaları hatırlatacağını daha sonra savunmaya geçileceğini belirtti. İddianameden suçu ve suç tarihini okuyan Köksal, Genelkurmay, MGK, Cumhurbaşkanlığı, Bakanlıklar ve Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu tarafından gönderilen belgelerin, Ergenekon ve Balyoz davalarınki belgelerin, ev aramaları sırasında elde edilen belgeler ile şüpheli ve müdafilerin ifadelerinin delil olarak konulduğunu belirtti. Karadayı ile ilgili bölümleri özetleyen Köksal, “Savunmanızı alalım” dedi. Yerinden kalkarak kürsüye yaklaşan Karadayı savunmasına başladı.

İŞTE KARADAYI’NIN SAVUNMASI

“Olayların altyapısını ortaya koymadan önce tüm detayları arz etmek isterim. Bu olayları iyi anlamak için 28 Şubat’ı anlamak gerekir. 28 Şubat süreci bir darbe süreci asla değildir. Ülke genelinde ciddi bir gerginlik dönemi yaşanmıştır. Bunun temelinde ne vardır, neden bu süreç oluşmuştur çok iyi değerlendirmek, sebep sonuç ilişkisine bakmak gerekir. Olay iyi incelenmez ise hatalarla dolu olacak, gerçek ortaya çıkmayacaktır. Anayasamızın belirttiği gibi Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Toplumun yasası bu esaslara dayanır. Bu ilkelerin özellikle siyaset ve yönetim kademesinde uygulanması temel olan esaslardır. 28 Şubat bu esaslara ters düşen uygulamaların ortaya çıktığı tablodur. Huzursuzluktur. Anacak bunun kaynağı silahlı kuvvetler olmamıştır. Ancak bazı çevreler bunu böle yansıtmıştır. Bu iftiradır. Bu darbe söylemi saçmadır."

"DİNİ SİYASETE ALET ETTİLER"

"54. Hükümet koalisyon hükümeti olarak kurulmuş ve ülkeyi yönetmeye başlamıştır. Kuruluşundan bir süre sonra biraz önce söylediğim temel prensiplerin dışına kaymak suretiyle özellikle dini siyasete alet ederek ciddi huzursuzluklar yaratmış, bazı çevreleri buna teşvik etmiş, olumsuz tavır ve hareketlerle ciddi huzursuzluklar yaratmıştır. Bu gelişmeler sürecin başlangıcı olmuştur. Süreci bu siyasi gerginlik başlatmıştır. Kışkırtma siyasi boyuttadır. Toplumsal boyutta bir süreç hazırlama olgusu yoktur. Toplumda huzursuzluk yaratan bu hareketlerin bir kısmını hatırlatalım. Erbakan kürsüye çıkıp ‘Şeriyat gelecek kanlı mı olacak kansızn mı olacak’ demesi, Başbakanın lüks araçlarla takkeli sarıklı şalvarlı tarikat mensuplarına verdiği iftar yemeği, Erbakan’ın ülkemizin itibarını düşüren yurt dışı gezileri, cihat çağrıları, toplu namaz gösterileri, ‘ Şeriat isteriz yaşasın Hizbullah’ sözleri, Susurluk kazasının ortaya çıkardığı karışıklıklar, Güneydoğu’da çıkmaya başlayan örgütler, örgüt cinayetleri, domuz bağıyla öldürülen evlerin bodrumlarında bulunan insan cesetleri, milletvekillerinin cumhuriyet karşısı söylemleri vs.”

(Karadayı savunmasının ortasında ilacını almak istediğini söyledi. Başkan Köksal “Rahatsızlığınızı söyleyin” dedi. Karadayı ilacını aldıktan sonra savunmasına devam etti. )

ERBAKAN TSK’NIN KARŞISINDA OLMAZDI

“Halkımızı rahatsız eden faaliyetler karşısında aydınlık için 1 dakika karanlık eylemi hala hafızalarda. Şu hususu belirtmek isterim ki asla bir darbe düşüncesi oluşmamış. Bu olanlar Anayasa eliyle olmuştur. Bunların TSK ile ne gibi bir organik bağlantısı olabilirdi. Bugün ortaya konan bir iddianame ile ben bir numaralı sanık olarak hükümeti yıkmak suçlaması gibi ağır ve haksız bir iftirayla muhatap oluyorum. 50 yılı aşkın meslek hayatımda ilk defa mahkemeye çıktım. Bu suçlama hangi maddi delerle göre yapıldı anlamak mümkün değil. Teşhis yanlış olursa tedavi doğru olur mu? İddianame iki temel yanlış üzerine kurulmuş. O günlerde ortada cebir ve şiddetle yıkılan hükümet yoktur. O günün gerçeklerine bakarsak istifa eden Başbakan Erbakan’ın istifa mektubu dosyada. Orada istifa ettiğini açıkça yazmaktadır. Hangi mantıkla iddianamede bu suçlama olur. Acaba Erbakan’ın dilekçesi kabul edilseydi ve Tansu Çiller görevi teslim alsaydı bugün bu dava açılacak mıydı? Ayrıca bu dava neden Erbakan hayattayken açılmadı da uzun süre beklendi. Bu bekleyişin sebebi ne? Şuna inanıyorum. Erbakan hayattayken açılsaydı Erbakan taşıyacağı vicdani sorumluluk gereği TSK’nın karşısında olmayacaktı. TSK’nın hiçbir rolünün olmadığını gayet iyi biliyordu."

AKLA MANTIĞA SIĞMAZ

"Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel görevi, Mesut Yılmaz’a vermiş ve yeni bir hükümet kurulmuştur. Gerçekler bu kadar açıkken acaba bunların içinde benim rolüm ne oldu. Bunu anlamak mümkün değil. Benim o dönemde idam cezası gerektiren bir eylem yapıp sonra yönetime el koymayıp birinin başbakan olmasını göze almam akla mantığa sığmaz . Diğer delilere hiç girmeden bu davanın kapatılması gerekir. İkinci yanılgı BÇG ile ile ilgili ortaya konulan belgeler. MGK toplantılarında istihbarat birimlerinin verdikleri bilgiler çerçevesinde hükümetin koyduğu gündem maddeleri konuşulur. Herkes fikrini söyler. Heyetin görüşleri maddeler hallinde MGK Genel Sekreterine not ettirilir. Yani kimse toplantıdan önce hangi kararların çıkacağını bilemez.”



Akşam

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.