'Sanık sandalyesinde yargılanan TSK'
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada esas hakkındaki savunmasını yapan Uluocak, birinci sınıf askeri hakim olduğunu, mahkemenin kendisini yargılama yetkisi bulunmadığını ifade ederek, yargılamaya yetkili mercinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğunu söyledi. 

Uluocak, mahkemenin CMK'nın hükümlerini ihlal ettiğini belirterek, ''İddianameye göre darbe suçunun teşebbüs aşamasında kalmasının yegane tanığı olan ve bu sebeple kovuşturmada mutlaka dinlenilmesi gereken emekli Orgeneral Aytaç Yalman'ı tanık olarak çağırmamak suretiyle CMK'nınn 210. maddesi ihlal edilmiştir'' dedi. 

Yalman'ın gazetelerde yer alan açıklamalarına değinen Uluocak, ''Kendisi adeta mahkemeye, yargıçlara bir şeyler söylemek istemekte, ancak kendi gelmeye cesaret edememekte, siz de bir türlü çağırmamaktasınız'' diye konuştu. 

Heyetin, sanıklar hakkında bir an önce mahkumiyet kararı verebilmek için, yorum gerektirmeyen ve çok açık olan usul hükümlerini görmezden geldiğini savunan Uluocak, verilecek mahkumiyet kararının savunma hakkının kısıtlanması, eksik soruşturma gibi konulardan dolayı Yargıtay'da bozulacağını, ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ''Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin'' kararı nedeniyle yargılamanın yenilenmesinin gerekeceğini söyledi. 

Hukuk fakültesini bitirmiş, mesleğe başlamadan önce yemin etmiş ve uzun yıllar hakimlik yapmış kişilerin bu şekilde davranmalarının bir anlamı olabilmesi için davanın siyasi bir dava olduğu gerçeğinin kabul edilmesi gerektiğini ifade eden Uluocak, şöyle devam etti: 

''Sanık sandalyesinde yargılanan bizler değil, geçmişi darbe ve darbe girişimleri ile dolu olan Türk Silahlı Kuvvetleri'dir. O halde kendisine bundan sonrası için ibret olacak kalıcı bir ders verilmelidir. Ne var ki bu ders darbelerin yapıldığı dönemde çocuk yaşta olan biz masumların üzerinden verilmekte, 'Bir masum cezalandırılacağına, bin suçlu cezasız kalsın' ilkesi yerine 'Bin masum cezalandırılsın yeter ki askeri vesayet kalksın' anlayışı ile hareket edilmektedir. Ayrıca böyle bir cezalandırma bir zamanlar bizim şimdi sahip olduğumuz gibi az gelişmiş, melez bir demokrasisi olan İspanya, Portekiz, Yunanistan ve Güney Amerika ülkelerinin siyasi tarihlerinde çoktan yerini almış, ancak Türk siyasi tarihinde henüz var olmayan 'darbecilerden hesap sorma' sürecini de oluşturacak ve böylece sivil toplum günah çıkartarak, ülkenin hali hazırdaki az gelişmişliğinin sorumluluğu askerlerin üzerime yıkılacaktır. Kamuoyunda yaratılmak istenen algı budur. Ancak kamu vicdanı bunu asla kabul etmeyecektir.'' 

-Geçmişin hesabı soruluyor- 

Özel yetkili bir mahkeme olarak yapılan bu yargılamaya milletin inanmadığını, yargıya git gide güvenin azaldığını belirten Uluocak, ''Devlet içinde devlet olmakla suçlandınız. Özel yetkili mahkemelerin görevlerine son verildi. Ben sizin yerinizde olam madem yasama organı benim tarafsız ve bağımsızlığımdan şüphe ediyor, ben de görmekte olduğum bütün davalardan çekinirdim'' dedi. 

Uluocak, bu davada suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin bilerek ve isteyerek ayaklar altına alındığı belirterek, ''geçmişteki darbe, darbe girişimleri ve 28 Şubat benzeri süreçlerinin hesabını sormak ve TSK'yı tasfiye ve terbiye etmek maksadına yönelik, bu maksada hizmet eden her türlü hilenin mubah görüldüğü çok önceden planlanmış bir siyasi dava'' olduğunu öne sürdü. 

-Ordu, değil darbe yapmak, açıklamadan da çekinir durumda- 

''Ordu değil darbe yapmak, açıklama yapmaktan bile çekinir olmuş, içine düşürüldüğü durum ülke güvenliğini tehdit eder hale gelmiştir'' diyen Uluocak, ''Heyetinize düşen sahteliği onlarca defa kanıtlanan sanal yazıları bir kenara iterek bu komploları kuran aşağılık suç örgütünü ortaya çıkarmaktır. Kararınız bu yönde olmasa bile, tarihin şaşmaz adaleti, TSK'nın katledildiği bu cinayeti ve işbirlikçilerini er geç ortaya çıkartacak ve 'işkence' ve 'milli müdafaaya ihanet' suçlarından yargılayacaktır. Zira kusursuz cinayet yoktur.'' 

Güney Deniz Saha Komutanlığı'ndan Kuzey Deniz Saha Komutan Yardımcılığı'na getirilen tutuklu sanık Koramiral Abdullah Can Erenoğlu da, mahkemenin savunmanın tek bir tanığını dinlemediğini, 2 yıldır tek bir tutuklunun bile tahliye edilmediği söyledi. 

Erenoğlu, haksız olarak tutuklanması ve yargılanmasının insan hakları ihlali olduğunu ifade ederek, bu koşullar altında esas hakkında savunma yapamayacağını dile getirdi. 

Tutuklu sanık Hakim Albay Bülent Günçal ise, birinci sınıf hakimleri yargılama görevi Yargıtay olduğundan, bu mahkemenin kendisini yargılama yetkisi bulunmadığını söyledi. 


Günçal, ''Türk ordusunun sahte dijital verilerle, uydurma senaryolarla zindanlara dolduruldukları bir dönemde, kürsüde olmak yerine zulme uğramış silah arkadaşlarımın yanlarında bulunma onuruna erişmiş bir hakim olarak sözlerime son veriyorum'' diye konuştu. 

Duruşma, sanıkların esasa ilişkin beyanlarının alınmasıyla devam ediyor.


AA
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.