Avukatlar dikkat! Haklı nedenle azledilen avukatın tam ücret isteme hakkı yoktur; ancak

T.C.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi

Esas No:2009/6471
Karar No:2010/422 


Davalılar,

Vekilleri İ. tarafından yapılan ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin bölümü dışında geçerli olup davacıyı da bağladığını,

Sözleşmede kamulaştırmasız el atma nedeni ile bedelin tahsiline kadar avukatlık görevinin devam edeceğinin yazılı olduğunu,

Bu nedenle dava dosyası ve icra dosyası için ayrı ayrı ücret talep edilemeyeceğini, icradaki tahsilatın güçlüğü nedeni ile belediye ile sulh görüşmeleri devam ederken davacı avukatın sonucu beklemeden ve henüz bir tahsilat yapılmadığı ve vekalet ilişkisi devam ettiği halde, fahiş miktardaki vekalet ücretini ihtar ile talep ederek, karşılıklı güven ve sadakati zedelediğini ve haklı olarak azledildiğini,

Davacının hiç bir ücret talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, asıl dava açısından taleple bağlı kalınarak 20.000 YTL'nin temerrüt tarihinden yasal faizi ile davalılardan tahsiline, birleşen dava açısından 79.472 YTL asıl ve 1.063 YTL faize yönelik itirazın iptali ile %40 tazminata karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delilerle yasaya uygun gerek-tirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

Davacı avukatın, davalılardan 12.07.2002 tarihinde aldığı vekalet ile, kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat davası açıp takip ettiği bu davanın kısmen kabulüne karar verilip, 22.09.2006 tarihinde kesinleştiği, davacı avukatın mahkeme ilamını 26.10.2004 tarihinde icraya koyduğu, davalıların 23.02.2007 tarihli ihtar ile davacı avukattan belediye ile dava aşamasında başlayan uzlaşma görüşmeleri devam ettiğinden süreci olumsuz etkilememesi için tahsilat ve işlemleri bir dahaki yazılı talimata kadar durdurmayı talep ettikleri, buna karşılık davacı avukat tarafından 16.03.2007 tarihli ihtar ile dava ve icra takibi nedeni ile toplam 1.594.065 YTL vekalet ücretinin ödenmesinin talep edildiği ve davalılar tarafından 06.04.2007 ve 11.04.2007 tarihli ihtarlarla azledildiği, dosyadaki bilgi ve belgelerle, tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Mahkemece asıl dava açısından azlin haklı bir nedene dayandığının ispatlanamadığı gerekçesi ile icra dosyası ile talep edilen 3.188.072 YTL'nin Aukatlık Ücret Tarifesine göre hesaplanan miktarı talebe hakkı olduğu, birleşen dava açısından da 23.02.2007 tarihli ihtar nedeni ile davacı avukatın müteakip işlemlere devam edemediği bu nedenle yasal vekalet ücretlerini de talebe hakkı olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur.

Vekil-vekil eden arasında bulunan vekalet sözleşmesinin temel dayanağı güven ve saygı ilişkisidir. Güven sarsıcı harekette bulunulması sonucu ilişkinin sarsılması, buna da davacı tarafın tutum ve davranışının yol açması halinde azil haklıdır.

Davacı avukat, vekalet akdi devam ederken, takip ettiği icra dosyasının akıbetini ve sonuçlanmasını beklemeden gönderdiği ihtar ile aralarındaki yazılı sözleşme ile kararlaştırılan ücretten çok daha fahiş vekalet ücreti talep ederek, davalılar aleyhine bu ücretlerin tahsili için azilden once eldeki davayı açarak, arasındaki vekalet akdinin esaslı unsurlarını ihlal etmiştir.

Bu nedenle davalıların savunmasında belirttiği gibi davacıyı azletmesi haklıdır. Mahkemenin kabulünün aksine, davalılar tarafından yargılama aşamasında da hasımı ile yapılan uzlaşma görüşmeleri nedeni ile, icra takibinin durdurulmasına yönelik olarak gönderilen 23.02.2007 tarihli talimatın vekalet işinden el çektirilmesi olarak kabulüne olanak yoktur.

Avukatlık Kanunu'nun 174/2. maddesi hükmüne göre avukat kusur veya ihmali nedeniyle azil edilmiş yani azil haklı ise ücretinin ödenmesi gerekmez.

Somut olayda, davacı avukat haklı olarak azil edildiğine göre, tam ücret talep etme hakkına sahip olmayıp, ancak yaptığı işlerden dolayı emek ve mesaisi gözetilerek hak ve nesafete göre ücret isteyebileceği kabul edilip, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan l.bent gereğince davacının tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının (REDDİNE) 2.bent gereğince temyiz olunan kararın davalılar yararınaBOZULMASINA 21.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

www.hukukmedeniyeti.org 

Anahtar Kelimeler:
AvukatücretHAKYargıtay
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Murat ATAÇ 13 ay önce

Yargıtay'ın son kararlarında haklı nedenle azledilen avukatın ancak kesinleşmiş dosyalardan ötürü ücret isteyebileceği, kesinleşmemiş işlerden ötürü hiçbir ücret isteyemeyeceği kabul edilmektedir. Kanaatimce yayımlanan bu karar, güncelliğini yitirmiştir.