Babalık davalarında, zamanaşımı uygulaması kalktı
CUMHUR ERKEK

Zaman aşımına uğradığı için babalık davası açamayan binlerce kişi, Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla sevindi... Kararının ilk adımı ise Van'da açılan bir davayla atıldı:

- 28 yaşındaki A.K, anne-babasının resmi nikâhları olmadan yaşadıklarını ancak babasının resmi nikahını yapmadan öldüğünü belirtti. Bu nedenle babasının nüfusuna yazılmak istediğini beyan eden A.K, 2010'da dava açtı.
- A.K'nin açtığı dava, Türk Medeni Kanunu'nun 303/2 maddesindeki hak düşürücü süre nedeniyle reddedildi. A.K, açtığı davayı destekleyecek tanık da bulamadı.
- DAVACI A.K, davanın reddedilmesi üzerine mağdur olduğunu belirterek konuyu avukatı aracılığıyla Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. A.K'nin itirazını inceleyen Anayasa Mahkemesi 07.02.2012'de kararını verdi. 86 yıldır binlerce kişinin mağdur edildiği, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu 303/2 maddesi köklü değişikliğe uğradı.
- DEĞİŞİKLİĞİN altına imza atan üyeler, 5 önemli madde ile babalık davalarındaki zaman aşımını tamamen ortadan kaldırdı. Haşim Kılıç başkanlığındaki 17 üyeden 14 üyenin imza attığı önemli karar, 07.02.2012'de resmi gazetede yayımlandı.
- MECLİS, bir yıl içinde yeni bir düzenleme yapmayınca Anayasa Mahkemesi'nin kararı, 07.02.2013 tarihinde otomatik olarak yürürlüğe girdi.
 - İSTEYEN artık zaman süresine takılmaksızın babalarına karşı dava açabilecek. Geriye dönük açılacak babalık davalarında kişiler ölmüş ise mezar açılıp DNA testi yapılacak.

'Adliyede patlama yaşanabilir'
 - BABALIK davalarında uzman Avukat Varol Turbay, kararın henüz çok yeni olduğunu, hâkim, savcı ve avukatların haberi olmadığını belirtti. Turbay, şöyle dedi: "Bu karar, ailenin korunması adına çığır açmıştır. Bizim yaptığımız tespitlere göre 500 bin civarında kişi, 86 yıldır uygulanan zamanaşımı nedeniyle babalarına karşı dava açamıyordu. Adliyelerde yoğunluk yaşanacağa benziyor."

Süre engeli aşılmış oldu
 MEDENİ Kanun'a göre 86 yıldır yapılan uygulamada anne, bebeği adına doğumdan itibaren bir yıl içinde babalık davası açabiliyordu. Açılan davada mahkeme, bebek adına kayyım tayin ediyordu. Kayyım bebeğin adına duruşmalara katılıyordu. Anne, eğer bebeğini dünyaya getirdikten sonra bir yıl içinde dava açmazsa, bir daha dava açma hakkına sahip olamıyordu.
 
YİNE eski yasaya göre; 18 yaşına girenler, bir yıl içinde babalık davası açabiliyordu. 18 yaşına girdikten sonra dava açmayanlar, bir daha dava açma hakkına sahip olamıyordu. Süreyi kaçırmalarına rağmen dava açanlar, çok önemli gerekçeler ve tanıklarla bunu ispatlamakla yükümlüydü. Süreyi kaçırdıktan sonra babalık davası açan kişinin, haklı kılan sebeplerin varlığı bir aylık zaman içinde ispatlaması gerekiyordu. Bir aylık süre içinde ispatlayamadığı takdirde dava reddediliyordu. Bu süreleri kaçıran çocuklar, gerçek babalarının kim olduğunu öğrenseler bile yaşanan zamanaşımı engeline takılıyordu.

İşte kararın gerekçesi
 ANAYASA Mahkemesi'nin iptal gerekçesi gösterdiği maddeler:
 1- Anayasanın 5. maddesi, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi gereği, soybağı tespitine yönelik zaman sınırlandırması getirmek bu maddenin özüne ve sözüne aykırı olduğundan,
2-  Anayasanın 13. maddesi, kişinin soybağını bilmesi en temel haklarından birisidir. Kişinin babası olmayan birisinin üzerine nüfusa tescil edilmiş olması, kişinin daha sonra bunu öğrenmesi durumunda dava açma hakkını belli süre ile sınırlandırmak anayasanın temel ilkelerine aykırı olduğundan,
3- Anayasa 36 ve AHİM 6. madde gereği,hak arama hürriyetinin belli bir süreyle sınırlandırılamayacağından,
4- Anayasa 40. madde ve AHİM. 5. madde gereği, kişinin fiili hayatta sahip olduğu soy bağını nüfusa tescil hakkı bulunduğundan,
5- Anayasanın 41. maddesi gereği; ailenin Türk toplumunun temeli olduğu, kişinin mensup olmadığı bir aile ve nüfus kayıtlarında gelişimini sağlıklı tamamlayamayacağı açık olduğundan...

Akşam

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Aslıhan Gültekin Temiz 5 yıl önce

bir avukat olarak yillardir anlamlandiramadigim bir maddeydi zaten.boyle bir konunun zamanasimana tabi olmasi binlerce insani yillardir magdur etmisti.

Avatar
mehmeterenyigit@hotmail.com 4 yıl önce

bilgi

Avatar
Mert Cam @Aslıhan Gültekin Temiz 5 yıl önce

anayasa mahkemesi iptal kararları geriye yürümez diye bir kural var. Burada bu kural işler mi?