BALKON KAPATMA İDARİ PARA CEZASININ İPTALİ
T.C
İZMİR
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO : 2012/4000
KARAR NO : 2012/4285
YARGILANMANIN YENİLENMESİNİ
İSTEYEN ( DAVACI ) :
KARŞI TARAF ( DAVALI ) :
VEKİLİ:


İSTEMİN _ ÖZET : İzmir İli, Karşıyaka İlçesi, Yalı Mahallesinde, tapunun 32029 ada, 4 parselinde kayıtlı taşınmazdaki yapının 2 nolu dairesinde ruhsat eki projesine aykırı olarak balkonun doğrama cam ile kapatılarak kullanıma katıldığı nedeniyle 3194 sayılı yasanın 42. maddesi uyarınca davacıya 5.334,84 TL para cezası verilmesine ilişkin 25.3.2010 gün ve 580 sayılı belediye encümen kararının iptali istemiyle açılan davada; gömme balkonun doğrama cam ile kapatılarak kullanıma katılmasının yapının taşıyıcı sistemini etkilemediği, taban alanı dışında ek kapalı kullanım alanı oluşturmadığı, bu haliyle ruhsat gerektirmediği gerekçesiyle dava konusu para cezasını iptal eden İzmir 3. İdare Mahkemesinin 3.3.2011 tarih ve E.2010/1113, K.2011/312 sayılı kararına yapılan itirazın reddi ile Mahkeme kararının onanmasına dair İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 19/10/2011 gün ve E:2011/2326, K:2011/4560 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi isteminin kabulü ile aynı imalatın mühürlenmesine dair işlemin iptali istemiyle İzmir 2. İdare Mahkemesine açılan dava dosyasında yaptırılan bilirkişi sonucu düzenlenen rapora göre ruhsat gerektiren türden imalatlardan olduğu anlaşılan ancak davacı tarafından ruhsatsız yapıldığı tespit edilen uyumazlık konusu imalat için 3194 sayılı Kanunun 42. maddesi uyarınca para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle mahkeme kararının bozulması, davanın reddi yolunda verilen İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 15/02/2012 gün ve E:2012/1686, K:2012/957 sayılı kararı sonrasında, aynı binanın 1. katındaki 1 nolu dairesi için aynı türden imalat dolayısıyla davalı belediyece verilen para cezasına karşı İzmir 1. İdare Mahkemesine açılan davada, Mahkemenin 31.12.2010 tarih ve E.2010/1068, K.2010/1936 sayılı kararıyla para cezasının iptal edildiği, bu karara yapılan itirazın da Bölge İdare Mahkemesince reddedilerek kararın onandığı, aynı şekilde karar düzeltme isteminin de reddedildiği, hal böyle olunca aynı binada yer alan bir üst kattaki 2 nolu bağımsız bölüm için verilen para cezasının yerinde bulunmasının eşitliğe ve hakkaniyete aykırı olduğu iddia edilerek 2577 sayılı Yasa’nın 53. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesine ve para cezasının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Bakılan davada, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 53. maddesinde sınırlı olarak sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin, hem usul hem de esas bakımından bulunmadığı belirtilerek talebin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.

TÜRKMİLLETİADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi’nce işin gereği görüşüldü:2222ZMİR
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 53. maddesinde, “Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi istenebilir.

a) Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,
b) Karara esas olarak alınan belgenin, sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da, yargılamanın yenilenmesini isteyen kimsenin karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,
c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün, kesinleşen bir mahkeme kararıyla bozularak ortadan kalkması,
d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi,
e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması,
f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması,
g) Çekinmeye mecbur olan başkan, üye veya hakimin katılmasıyla karar verilmiş olması,
h) Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması,
ı) Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması.

2. Yargılamanın yenilenmesi istekleri esas kararı vermiş olan mahkemece karara bağlanır.

3. Yargılamanın yenilenmesi süresi, (1) numaralı fıkranın (h) bendinde yazılı sebep için on yıl, (1) numaralı fıkranın (ı) bendinde yazılı sebep için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl ve diğer sebepler için altmış gündür. Bu süreler, dayanılan sebebin istemde bulunan yönünden gerçekleştiği tarihi izleyen günden başlatılarak hesaplanır. ” hükmüne yer verilmiştir.

Dava dosyası ile Mahkememizin E.2012/1686 sayılı dosyasının ve İzmir 2. İdare Mahkemesinin E.2010/507 sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden, davacı tarafından, İzmir İli, Karşıyaka İlçesi, Yalı Mahallesi, 6329/5 Sokak No:9 D:2 adresinde, tapunun 32029 ada, 4 parselinde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan mevcut ruhsatlı yapının ruhsat eki mimari projesine aykırı olarak balkonunun doğrama cam ile kapatılarak kullanıma katıldığının 9.3.2010 tarihinde tesbit edilerek yapının mühürlendiği ve dava konusu işlemle davacının imar para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, aynı imalatın mühürlenmesine ilişkin 09.03.2010 tarih ve 36/232 sayılı yapı tatil zaptının iptali istemiyle İzmir 2. İdare Mahkemesinin E.2010/507 sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemece mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; uyuşmazlıkkonusu balkonun ön cephesinin, PVC doğramalı, sürgülü camlı, sabit nitelikli camekan ile kapatılarak, balkonda kapalı kullanım alanı elde edildiği, salon ile balkonu ayıran duvar ile kapının kaldırılmış vaziyete olduğu, gözlemsel olarak yapılan incelemede, kapatılan balkonun ön cephesinin sağ ve sol tarafında, mevcut halde kolonlar olduğunun tespit edildiği, binaya ait 1/50 ölçekli normal kat projede binanın ön cephesinde, salona bitişik balkonun dış ucunda, girişe göre sol tarafında kolon gösterildiği, sağ tarafında ise kolon gösterilmediği, dava konusu balkonun ön cephesinde, girişe göre sağ ve sol tarafındaki dış uçlarında, zemin seviyesinden başlayan, zemin ile irtibatı sağlayan betonarme kolonların mevcut olduğu, zemin ile irtibatı sağlayan ve balkonun dış cephesinde yer alan bu iki kolonun, balkonu halihazırda kapalı çıkma haline getirdiği ancak, dava dosyasında bulunan normal kat mimari planında ise balkonun, girişe göre sağ yanındaki dış uçta zemin ile irtibatı sağlayan kolonun bulunmadığı, mimari projesinde ise girişe göre sağ tarafta, balkonun dış cephesinden, 130 cm. içeride bir kolonun bulunduğu, bu kolonun dış yüzeyinin çevrelediği alanın (taban alanının) dışında kalan kısmın açık çıkma biçiminde olduğu, girişe göre sağ tarafta imal edilen ve zemin ile irtibatı sağlayan kolonun, dava konusu balkonu kapalı çıkma haline getirmekte iken, mimari projeye göre ise balkonun, girişe göre sağ dış ucunda balkon bulunmadığı, bu uçtan 130 cm. içeride kolon gösterildiği için balkonun açık çıkma haline geldiği, girişe göre sağ uçta imal edilmiş bulunan kolon dikkate alındığında kapalı çıkma olan dava konusu balkonun, ön cephenin kapatılması suretiyle gerçekleştirilen imalatın ruhsat gerektirmemesine karşın mimari projede, girişe göre, balkonun sağ dış ucundan 130 cm. içeride gösterilen kolon dikkate alındığında açık çıkma olan balkonun ön cephesinin kapatılması suretiyle elde edilen kullanım alanının binanın kapalı kullanım alanını arttırması nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunun 21. maddesine göre ruhsat gerektirdiği yönünde belirtilen görüş esas alınarak dairenin ön cephesinde bulunan balkonun sağ tarafındaki dış ucunda mimari projede gösterilmemiş olmasına rağmen, yapılmış olan kolon imalatı dikkate alındığında balkonun kapalı çıkma niteliğinde olduğu buna karşın binanın mimari projesinde, balkonun girişe göre sağ dış ucundan 130 cm. içeride gösterilen kolon dikkate alındığında ise balkonun açık çıkma niteliğinde olduğu ve binanın kapalı kullanım alanlarını arttırdığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle verilen 12/10/2011 günlü, K:2011/1337 sayılı kararla davanın reddine karar verildiği, söz konusu dava dosyasında yer alan ve özeti yukarıda verilen bilirkişi raporunun, işbu davada da verilecek karara esas alınabilecek nitelikte olduğu, buna göre, ruhsat gerektiren türden imalatlardan olduğu anlaşılan ancak davacı tarafından ruhsatsız yapıldığı tespit edilen uyumazlık konusu imalat için 3194 sayılı Kanunun 42. maddesi uyarınca para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Mahkememizin 15.02.2012 günlü E.2012/1686, K.2012/957 sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin kabulüne, Mahkeme kararının bozulmasına ve davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Mahkememizin E.2012/2662 sayılı dosyasının ve İzmir 1. İdare Mahkemesinin E.2010/721 sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden, davacıya ait bağımsız bölüm ile aynı binada ve bir alt katta bulunan Emel PELİK’ e ait bağımsız bölümde de, davacı tarafından yapılan türden bir imalat yapıldığının 09.03.2010 tarihli yapı tatil zaptı ile tespiti üzerine, davalı belediye encümeninin 20.04.2010 günlü, 787 sayılı kararı ile sözkonusu imalatın yıkıma karar verildiği, bu kararın iptali istemiyle İzmir 1. İdare Mahkemesinin E.2010/721 esasına kayden açılan davada, gömme balkonun kapatılması suretiyle taban alanı dışında, yeni ve fazladan bir alan kazanılmadığı, çekme mesafesinin ihmalinin söz konusu olmadığı, tadilatın taşıyıcı unsurları etkilemediği, cephe görünümünde meydana gelen değikliğin ise ruhsat gerektirmediği gerekçesiyle iptal karar verildiği bu kararın davalı tarafından temyiz edildiği ve halen Danıştay’ da olduğu, aynı imalat dolayısıyla 5.334,84 TL para cezası verilmesine ilişkin 25.10.2010 günlü ve 586 sayılı belediye encümeni kararının iptali istemiyle İzmir 1. İdare Mahkemesinin E:2010/1068 esasına kayden açılan davada da, gömme balkonun kapatılması suretiyle taban alanı dışında, yeni ve fazladanbir alan kazanılmadığı, çekme mesafesinin ihmalinin söz konusu olmadığı, tadilatın taşıyıcı unsurları etkilemediği, cephe görünümünde meydana gelen değikliğin ise ruhsat gerektirmediği gerekçesiyle iptal kararı verildiği, bu karara yapılan itirazın İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 19.10.2011 günlü, E.2011/1685, K.2011/4561 sayılı kararı ile reddedildiği ve Mahkeme kararının onandığı, karar düzeltme isteminin de İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 20.03.2012 günlü, E.2012/2662, K.2012/1348 sayılı kararı ile reddedildiği görülmektedir.

Davacı tarafından, kendisine ait bağımsız bölümü ile aynı binada bulunan ve alt katta yer alan dairede, aynı türden yapılan imalat dolayısıyla komşuya verilen imar para cezasının nihai olarak verilen yargı kararıyla iptal edilmesine karşın, kendisine verilen imar para cezasına karşı açtığı davada yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmesinin çelişki ve hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülerek yargılamanın yenilenmesi istenmişse de, davacı tarafından ileri sürülen bu husus 2577 sayılı yasanın yukarıda verilen 53. maddesinde sınırlı şekilde sayılan yargılanmanın yenilenmesi sebeplerinden hiçbirine girmediği gibi, davacı tarafından yapılan imalatın mühürlenmesine ilişkin işleme karşı açılan davada bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda yer alan ve Mahkemenin de katıldığı bilirkişi kanaatine dayalı olarak davanın reddi yolunda verilen kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olması karşısında, ruhsata tabi olduğu yargı kararı ile ortaya konulan aynı imalat dolayısıyla imar kanunun 42. maddesi uyarınca verilen para cezasına karşı açılan davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine, yargılamanın yenilenmesi aşamasına ait yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 30 gün içinde Danıştay’ a temyiz yolu açık olmak üzere13/06/2012 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

AZLIK OYU (X) :
İstem, davacıya yapısında imara aykırı tadilat yaptığı gerekçesiyle verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada, karar düzeltme aşamasında verilen davanın reddine ilişkin mahkememiz kararının yargılamanın yenilenmesi suretiyle düzeltilmesine ilişkindir.

Yargılamanın yenilenmesi sebepleri 2577 sayılı yasanın 53. maddesinde 9 bend halinde sayma yoluyla belirlenmiştir. Bu maddenin (h) bendinde ” tarafları konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından önceki ilam hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması” yargılanmanın yenilenmesi sebebi olarak belirlenmiştir.

Öte yandan Anayasanın 90. maddesinde de ”… usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü düzenlenmiştir. Nitekim iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde; herkesin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu kuralına yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının Karşıyaka, Yalı Mahallesi, 32029 ada, 4 parsel’de 2 nolu dairesinde balkonu kapatıp, salon ile aradaki duvarı kaldırdığı, imara aykırı tadilat sebebiyle mühürleme ve para cezası işlemi uygulandığı, mühürleme işlemi ile ilgili davada bilirkişi incelemesi yapılarak tadilatın ruhsat gerektirdiği tespiti yapılarak davanın reddedildiği, iş bu para cezası davasında ise bir başka mahkemecekeşifsiz olarak davanın reddine karar verildiği, ancak bu davada mahkememizce karar düzeltme safhasında mühürleme dosyasındaki bilirkişi raporuna atıf yapılarak davanın reddine karar verildiği ve aynı daireye ait iki davanın da aynı şekilde kesinleştiği ancak davacının iddiasına göre bir alt kattaki 1 nolu dairede de aynı tadilatın yapıldığı, anılan kişinin para cezasına karşı açtığı davanın keşifsiz iptal ile sonuçlandığı ve mahkememizce bu kararın itiraz ve karar düzeltme safhalarında onandığı bu durumda aynı tadilatı yaptığı iddia olunan 1 nolu daire sahibinin cezası iptal edilirken kendi cezasında davanın retle sonuçlandığı bunun hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesinin istenildiği anlaşılmaktadır.

Konuyla ilgili davacıya ait para cezası ve mühürlemeye ilişkin iki dosya ile 1 nolu daireye ait para cezasına ilişkin dosyanın incelenmesinden; davacınındosyalarında bilirkişi raporuna göre dava ret kararları verildiği, 1 nolu dairede ise bilirkişi incelemesi olmaksızın iptal kararı verildiği ve bu kararların kesinleştiği görülmektedir. Yine davacı; komşu 1 nolu dairede de aynı tadilatın yapıldığını iddia etmektedir. Buna göre aynı nitelikte olduğu iddia edilen iki ayrı davada birbirine zıt iki karar verildiği görüntüsü oluşmaktadır.

Bu durumda öncelikle bilirkişi incelemesi veya ara kararı suretiyle her iki dairede aynı nitelikte tadilat yapılıp yapılmadığının tespiti gerekir. Eğer tadilatlar aynı değilse, aynı konuda iki ayrı karar sözkonusu olmayacaktır. Eğer aynı nitelikte tadilat tespit edilirse bu durumda işbu davada sonradan verilenret kararı 1 nolu daire için verilen iptal kararı ile çelişkili olacaktır. Söz konusu kararlar kesinleşmiş olduğundan bu çelişkiyi gidermenin tek yolu sonradan verilen bu karar için yargılanmanın yenilenmesi müessesesinin kullanılmasıdır.

Yargılamanın yenilenmesi ise yukarıda belirtildiği üzere sadece sayılan hallerde ve koşullarda verilebilir. Nitekim bunlardan (h) bendinde sayılan durum bu ihtilafa en yakın sebeptir. Ancak bu bende göre yargılanmanın yenilenmesine karar verilebilmesi için davanın ” taraflarının aynı olması” gerekmekte olup bu dava ile 1 nolu daireye ilişkin davanın tarafları aynı değildir. Bu sebeple bu madde esas alınarak yargılanmanın yenilenmesine karar verilemez. Ancak bu durumda da; gerek Anayasanın 36. maddesinde gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ihlal edilmiş olur. Nitekim bu gibi hallerde Anayasanın 90. maddesi delaletiyle üst norm olan AİHS’nin ilgili maddesinin esas alınıp, kısıtlayıcı nitelikteki kanun maddesinin aşılması gerekir.

Bu bağlamda, bakılan ihtilafta önce bilirkişi incelemesi yapılması, eğer her iki dairedeki tadilatın aynı olduğu görülürse doğan netice adil yargılanma ilkesinin ihlali sayılacağından 2577 sayılı yasanın 53. maddesinin kısıtlayıcı hükümlerinin ihmal edilerek Anayasanın 36. ve 90. maddedeleri delaletiyle AİHS.’ nin 6. md.’ si uyarınca yargılanmanın yenilenmesine karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, öncelikle 1. nolu dairede bilikişi incelemesi yapılarak neticeye göre karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyorum.
Başkan



kararara.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
? 2 yıl önce

yani ne olmuş