CİNSEL İLİŞKİ KURULAMAMASI - BOŞANMA DAVASI
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/1248
K. 2015/2396
T. 20.2.2015

• CİNSEL İLİŞKİ KURULAMAMASI ( Boşanma Davası - Davacı-Karşı Davalı ( Koca )'nın Birlik Görevlerini Yerine Getirmediği Birlikte Yaşamaktan Kaçındığı/Davalı-Karşı Davacı ( Kadın )'da İse Vajinismus Saptandığı ve Tedavisi İçin Gerekli Girişimlerde Bulunmadığı/Eşlerin Eşit Kusurlu Olduğu - İstemin Kabulü Gerektiği )

• BOŞANMA DAVASI ( Davacı-Karşı Davalı ( Koca )'nın Birlik Görevlerini Yerine Getirmediği Birlikte Yaşamaktan Kaçındığı - Davalı-Karşı Davacı ( Kadın )'da İse Vajinismus ( Cinsel İşlev Bozukluğu ) Saptandığı ve Tedavisi İçin Gerekli Girişimlerde Bulunmadığı/Taraflar Arasında Cinsel İlişki Kurulamadığı - Eşlerin Eşit Kusurlu Olduğu/Davanın Kabul Edileceği )

• EŞLERİN EŞİT KUSURLU OLMASI ( Boşanma Davası - Davacı-Karşı Davalı ( Koca )'nın Birlik Görevlerini Yerine Getirmediği Birlikte Yaşamaktan Kaçındığı/Davalı-Karşı Davacı ( Kadın )'da İse Vajinismus Saptandığı ve Tedavisi İçin Gerekli Girişimlerde Bulunmadığı/Taraflar Arasında Cinsel İlişki Kurulamadığı - Eşlerin Eşit Kusurlu Olduğu )
4721/m.166,185

ÖZET : Dava; boşanma istemine ilişkindir. Davacı-karşı davalı ( koca )'nın birlik görevlerini yerine getirmediği, birlikte yaşamaktan kaçındığı, davalı-karşı davacı ( kadın )'da ise vajinismus ( cinsel işlev bozukluğu ) saptandığı ve tedavisi için gerekli girişimlerde bulunmadığı, bu sebeple taraflar arasında cinsel ilişkinin kurulamadığı, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarılmasına sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Olayların akışı karşısında her iki taraf da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında tarafları bir arada yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-karşı davalı ( koca )'nın boşanma davasının da kabulüyle boşanmaya karar verilecek yerde yetersiz gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı ( koca ) tarafından, her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı ( koca )'nın birlik görevlerini yerine getirmediği, birlikte yaşamaktan kaçındığı, davalı-karşı davacı ( kadın )'da ise vajinismus ( cinsel işlev bozukluğu ) saptandığı ve tedavisi için gerekli girişimlerde bulunmadığı, bu sebeple taraflar arasında cinsel ilişkinin kurulamadığı, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarılmasına sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Olayların akışı karşısında her iki taraf da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında tarafları bir arada yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-karşı davalı ( koca )'nın boşanma davasının da kabulüyle boşanmaya karar verilecek yerde yetersiz gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeple davacı-karşı davalı ( koca )'nın reddedilen boşanma davası yönünden BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden hüküm kurulması gerekli hale gelen davalı-karşı davacı ( kadın )'ın boşanma davası ile fer'ilerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğu ile, 20.02.2015 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY :

Mahkemece verilen ilk hüküm, davalı-karşı davacı ( kadın )'ın temyizi üzerine bozulmuştur. Bu bozma kararında, "sair temyiz itirazlarının reddine" veya "hükmün bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin onanmasına" denilmemiştir. İlk bozma, "kadın tarafından açılan karşı boşanma davasının da kabulü gerektiğine" ilişkindir. Bu bozmada yer alan, 'da' sözcüğü, kocanın boşanma davasının kabulünün Yargıtayca benimsendiği anlamına gelmez. Kocanın boşanma davası yönünden Yargıtayca bir inceleme yapılmamış, bu husus bozma kararının sonuç bölümünde de açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla ilk bozma kararında yer alan 'da' bağlacından hareketle artık kocanın boşanma davasının kabulü gerektiği sonucu çıkarılamaz.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, tarafların on bir yıldır evli oldukları halde, bu süre içinde aralarında cinsel ilişkinin kurulamadığı anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı ( kadın ) da, psikolojik sebeplere bağlı olarak "vajinizm" denilen cinsel rahatsızlık bulunduğu da bellidir. Tedavisi mümkün olan bu rahatsızlığından dolayı kadını kusurlu saymak tek başına yeterli olmayıp, tedaviden kaçınmış olması ve bunun da ispatlanması gerekir. Dairemizin istikrar kazanmış kararları bu yöndedir. Davacı-karşı davalı ( koca ), herhangi bir delil bildirmemiş, eşinin tedaviden kaçındığına dair bir kanıt getirememiştir. Bu halde, sırf "vajinizm" olduğundan dolayı kadın kusurlu sayılamaz. Eşler evlilik birliğinin mutluluğunu el birliğiyle sağlamakla ve birbirlerine yardımcı olmakla yükümlüdürler ( TMK m. 185/2-3 ). Evlilik birliğine dair görevlerin kapsamına "ruhsal ya da fiziksel rahatsızlığın" tedavisi için yardımcı olmak da dahildir ( TMK m. 185/2 ) Dolayısıyla, uyulan ilk bozma kararında yer alan "kocanın evlilik birliğine dair görevlerini yerine getirmediği ve eşiyle birlikte yaşamaktan kaçındığına, bu sebeple kusurlu olduğuna" dair belirleme karşısında, kocanın boşanma davasının reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu sebeple davacı-karşı davalı ( koca )'nın bu yöne dair temyiz itirazlar ile aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan hususlara dair temyiz itirazları yersizdir.

Mahkemece, işin esasıyla ilgili bozmaya uyularak 12.11.2013 günü verilen 2. kararda, davalı-karşı davacı ( kadın ) yararına 15.000 lira manevi tazminata hükmedilmiş, bu hüküm, davalı-karşı davacı ( kadın ) tarafından temyiz edilmemiş, davacı-karşı davalı ( koca )'nın temyizi üzerine hüküm, başka sebeplerle bozulmuştur. Bu durumda, 15.000 lira manevi tazminata dair hükmü temyiz etmemek suretiyle manevi tazminatın miktarı bakımından, koca lehine müktesep ( kazanılmış ) hak doğmuştur. Bu itibarla, bozmaya uyularak verilen son hükümde bu miktarın ( 15.000 lira ) aşılmaması gerekir. Bu yön nazara alınmaksızın temyize konu son kararda kadın lehine 50,000 lira manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ancak yasaya uymayan bu husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına da ihtiyaç bulunmamaktadır. Bu sebeple bozma yapılamayarak manevi tazminatın miktarı, oluşan usulü kazanılmış hakka uygun olarak düzeltilmek suretiyle hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.



kazanci.com.tr
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.