Ciro yoluyla senet devralana karşı def'i kullanma hakkında Yargıtay kararı

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2014/12-403

K. 2014/682

T. 21.5.2014

* CİRO YOLUYLA SENET DEVRALANA KARŞI DEF'İ KULLANMA (Müracaat Olunan Kimse Keşideci veya Önceki Hamillerden Biriyle Kendi Arasında Doğrudan Doğruya Mevcut Olan Münasebetlere Dayanan Defileri Müracaatta Bulunan Hamile Karşı İleri Süremeyeceği/Hamil Poliçeyi İktisap Ederken Bile Bile Borçlunun Zararına Hareket Etmiş Olması Halinde Bu Defileri İleri Sürebileceği)

* SENEDİN TÜKETİCİ SENEDİ OLARAK VERİLMESİ SEBEBİYLE NAMA YAZILI DÜZENLENECEĞİ DEF'İSİ (Senet Metninde Tüketici Sözleşmesi Sebebiyle Verildiğine Dair Bir İbare Bulunmadığı - Keşidecinin Önceki Hamille Olan Münasebetlere Dayanan Defileri Müracaatta Bulunan Hamile Karşı İleri Süremeyeceği/Borçlunun Defisini Takip Alacaklısına Karşı İleri Süremeyeceği)

* ÖNCEKİ HAMİLLE OLAN MÜNASEBETE DAYANAN DEF'İ (Keşidecinin Senedin Tüketici Senedi Olarak Verildiğinden Bahisle "Nama Yazılı Düzenlenmesi Gerektiği" İddiasını Takibe Konu Senedi Ciro Yoluyla Devralan Takip Alacaklısına Karşı Kullandığı - Keşidecinin Önceki Hamille Olan Münasebetlere Dayanan Defileri Müracaatta Karşı Kullanamayacağı)

* NAMA YAZILI DÜZENLEME (Keşidecinin Senedin Tüketici Senedi Olarak Verildiğinden Bahisle "Nama Yazılı Düzenlenmesi Gerektiği" İddiasını Takibe Konu Senedi Ciro Yoluyla Devralan Takip Alacaklısına Karşı Kullandığı - Senet Metninde Tüketici Sözleşmesi Sebebiyle Verildiğine Dair Bir İbare Bulunmadığı/Keşidecinin Önceki Hamille Olan Münasebetlere Dayanan Defileri Müracaatta Bulunan Hamile Karşı İleri Süremeyeceği)

* DEF'İ İLERİ SÜRME (Keşidecinin Senedin Tüketici Senedi Olarak Verildiğinden Bahisle "Nama Yazılı Düzenlenmesi Gerektiği" İddiasını Takibe Konu Senedi Ciro Yoluyla Devralan Takip Alacaklısına Karşı Kullandığı - Senet Metninde Tüketici Sözleşmesi Sebebiyle Verildiğine Dair Bir İbare Bulunmadığı/Definin Takip Alacaklısına Karşı İleri Süremeyeceği Gibi Keşidecinin Bu Durumu Sonradan İyiniyetli Hamile Karşı da İleri Süremeyeceği)

6762/m.599

ÖZET : Uyuşmazlık; davacı keşidecinin senedin tüketici senedi olarak verildiğinden bahisle "nama yazılı düzenlenmesi gerektiği" iddiasını takibe konu senedi ciro yoluyla devralan takip alacaklısı/davalıya karşı ileri sürüp süremeyeceği noktasında toplanmaktadır. 6762 Sayılı T.T.K.nun 690. maddesinin yollamasıyla bonolarda da uygulama yeri olan 6762 Sayılı T.T.K.nun 599. maddesi uyarınca poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; ancak, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması halinde bu defiler ileri sürebilecektir. Dosya kapsamına göre, takip alacaklısının kötüniyetli olduğu iddia ve ispat edilmediği gibi senet metninde de tüketici sözleşmesi sebebiyle verildiğine dair bir ibare bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca muteriz borçlular tarafından takip dayanağı senetteki imzaya itiraz edilmediği gibi borcun ödendiği de ispat edilmemiştir. Bu durumda mahkemece, 6762 Sayılı T.T.K.nun 599. maddesi hükmü gereği borçluların "senedin tüketici senedi olarak verilmesi sebebiyle 4077 Sayılı Kanunun 6/A maddesi gereğince nama yazılı düzenlenmesi gerektiği iddiasını" takip alacaklısına karşı ileri süremeyeceği gibi, keşidecinin bu durumu sonradan iyiniyetli hamile karşı da ileri sürmesi mümkün değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki "takibin iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 17.1.2012 gün ve 2011/1146 E.-2012/45 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 4.5.2012 gün ve 2012/10039 E-2012/15276 K. sayılı ilamı ile;

(... Alacaklı tarafından borçlular hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlanmıştır. Takip dayanağı bononun incelenmesinde keşidecinin muteriz borçlular M. C. T. ve G. T., lehtarın ise dava dışı diğer borçlu KC Construction ... A Ş. olduğu, senedin takip alacaklısı DTV Haber ... A Ş.'ye ciro yoluyla devredildiği görülmektedir. Borçlunun icra mahkemesine başvurusu dayanak senedin 9.7.2008 tarihli sözleşme sebebiyle tüketici senedi olarak verildiğine ilişkindir.

Anılan sözleşmenin incelenmesinde; konut vadeli satışlar için düzenlenen taşınmaz satış sözleşmesi olduğu ve alıcı muteriz borçlular M. C. T. ve G. T.'la satıcı dava dışı diğer borçlu K Construction ... A Ş. arasında düzenlendiği, takip alacaklısının anılan sözleşmede yer almadığı anlaşılmaktadır.

6762 Sayılı T.T.K.nun 690. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 599. maddesinde; "... keşideci, lehtarla doğrudan doğruya arasında mevcut olan münasebetlere dayanan defileri, müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez. Meğer ki. hamil, poliçeyi iktisap ederken, bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmü düzenlenmektedir.

Somut olayda takip alacaklısının kötüniyetli olduğu iddia ve ispat edilmediği gibi senet metninde de tüketici sözleşmesi sebebiyle verildiğine dair bir ibare bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca muteriz borçlu tarafından takip dayanağı senetteki imzaya itiraz edilmediği gibi borcun ödendiği de ispat edilmemiştir.

Bu durumda 6762 Sayılı T.T.K.nun 599. maddesi hükmü gereği keşideci borçlunun, lehtara karşı ileri sürebileceği defileri (senedin tüketici senedi olarak verilmesi sebebiyle 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 6/A maddesi gereğince nama yazılı düzenlenmesi gerektiği iddiasını) takip alacaklısına karşı ileri süremeyeceği hususu nazara alınarak istemin reddi yerine takibin iptaline dair verilen mahkeme kararı isabetsizdir...),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

H.G.K.'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, takibin iptali istemine ilişkindir.

Davacılar (borçlular) vekili; takibe konu senedin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun kapsamında düzenlenerek KC Construction A.Ş.'ne verildiğini, 4077 Sayılı Kanunun 6/A maddesi gereğince bu tür senetlerin nama yazılı olarak düzenlenmesi gerektiğini, oysa takibe konu senedin emre yazılı olarak düzenlendiğinden geçersiz olduğunu, bu durumun herkese karşı ileri sürülebileceğini ve re'sen dikkate alınması gerektiğini belirterek takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalı (alacaklı) hamil vekili; davacı borçlunun temel borç ilişkisinden doğan defilerini senedi düzgün ciro zinciri ile ve iyiniyetle devralan müvekkili hamile karşı ileri süremeyeceklerini, ayrıca davacının senedi bilerek ve isteyerek emre yazılı olarak düzenleyerek tedavül yeteneği kazandırmalarının sonuçlarına katlanmaları gerektiğini, diğer davacı KC Construction A.Ş'nin tüketici sayılamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.

Yerel mahkemece, 4077 Sayılı Kanunun 6/A maddesindeki emredici hükme rağmen emre yazılı olarak düzenlenen takibe konu senedin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine. Özel Dairece yukarda başlık bölümünde yazılı gerekçeyle bozulmuş: mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını, davalı vekili temyize getirmiştir.

Direnme yoluyla H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık; dosya kapsamına göre davacı keşidecinin senedin tüketici senedi olarak verildiğinden bahisle "nama yazılı düzenlenmesi gerektiği" iddiasını takibe konu senedi ciro yoluyla devralan takip alacaklısı/davalıya karşı ileri sürüp süremeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Hukukumuzda kıymetli evrak, hak sahibinin senetten tespiti şekline göre "nama", "emre" ve "hamile" yazılı kıymetli evrak olarak üçe ayırmak mümkündür.

Hak sahibi, diğer bir deyişle alacaklı, senede hamil olmak keyfiyetiyle birlikte, bir temlik (alacağın temliki) işlemine de bakılarak tespit ediliyorsa, böyle bir senet "nama yazılı senet" niteliğindedir. Yani, senette mündemiç hakkın sahibi olabilmek için, senedin mülkiyetini karşı tarafa geçiren işlemin yanında, ayrıca bir de temlik muamelesinin yapılması, nama yazılı senetlerde şarttır.

Nama yazılı kıymetli evrak, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 566. maddesinde (6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun m. 654), "Belli bir şahsın namına yazılı olup da, onun emrine kaydını ihtiva etmeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak, nama yazılı senet sayılır" şeklinde tanımlanmıştır.

Nama yazılı senet için verilen tanımda iki husus üzerinde durulmuştur. Bir defa. "senedin belli bir şahsın namına (adına) yazılı olması" gerekir. Bu 1. şarttır (olumlu, pozitif şart). İkinci şart ise, "senedin emre kaydını ihtiva etmemesi" ve "kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmamasıdır" (olumsuz, negatif şart).

Bazı kıymetli evrak vardır ki, Kanun bunları, aksine bir kayıt taşımadıkları takdirde, emre yazılı saymıştır. Bunlar, belli bir kişi namına yazılı olsa ve emre kaydı ihtiva etmese bile, kanun hükmü gereği emre yazılı kıymetli evrak sayılır. Böyle senetleri, ancak emre yazılı olmadıklarını "açıkça" belirtmek suretiyle nama yazılı olarak düzenlemek mümkündür. Bu belirtme, senede "menfi emre kaydı" konarak yapılır.

Buna karşılık, senede hamil olma durumunun hak sahipliği sıfatını tespit yönünden yeterli olduğu senetler ise, "hamile yazılı kıymetli evraktır. Hamile yazılı kıymetli evrakta, "senedin hamili olma", alacaklılık sıfatının tespitinde yeterli olmaktadır.

Hamile yazılı senetler, Türk Ticaret Kanunu'nun kıymetli evraka dair kitabının 3. faslında hükme bağlanmıştır (6762 Sayılı T.T.K. m. 570- 581; 6102 Sayılı T.T.K.nun m. 658- 669). Hamile yazılı senetler için verilen genel tanım şöyledir: "Senedin metin veya şeklinden, hamili kim ise, o kimsenin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak, hamile (hamiline) yazılı senet sayılır" (6762 Sayılı T.T.K. m. 570/1; 6102 Sayılı T.T.K.nun m. 658).

Görüldüğü üzere tanım, iki ana unsura dayanmaktadır: Bunlardan birincisi, hamile yazılı senetlerin kıymetli evrak olduğu; 2. unsur ise, hamile yazılı senetlere, hamile yazılı senet niteliği kazandıran "hamile kaydıdır. Hamile kaydı hakkında belli bir şekil öngörülmemiştir.

Bazı senetlerin hamile yazılı düzenlenebileceği ise, Kanun'da açıkça belirtilmiştir: Hamile yazılı çek (6762 Sayılı T.T.K. m. 697), ipotekli borç ve irat senedi (T.M.K. m. 914), tahviller (6762 Sayılı T.T.K. m. 425/1), rehinli tahvilat (T.M.K. madde 971), intifa senetleri (6762 Sayılı T.T.K. m. 573), hamile yazılı havale (818 Sayılı B.K. m. 426) gibi, ..

Öte yandan, senede hamil olma hali yanında, hak sahibinin tespiti bakımından bir "cironun yapılmış bulunması" keyfiyetinin de arandığı kıymetli evrak da vardır ki, bunlara "emre yazılı kıymetli evrak" denir.

E. yazılı senetler, kambiyo senetlerinden sonra yer alan ve "Kambiyo Senetlerine Benzeyen Senetler başlığını taşıyan 5. fasılda düzenlenmiştir. Kanun yapıcı, poliçe hakkındaki hükümlerin, bütün emre yazılı senetlerde de uygulanabileceğini düşünmüş; bu hükümler, özel bir hükümle farklı esaslar benimsenmediği sürece, diğer emre yazılı senetler için de uygulanabilecek genel hükümler olarak kabul edilmiştir.

E. yazılı senedin tanımı, 6762 Sayılı T.T.K.nun 736. maddesinde yapılmıştır. Buna göre, "emre yazılı olan veya kanunen emre yazılı sayılan evrak, emre yazılı senetlerdendir (6762 Sayılı T.T.K. m. 736; 6102 Sayılı T.T.K.nun m. 824/1). Tariften de anlaşılacağı üzere, emre yazılı senetler iki türlü olabilir: Ya, belli bir senet tipi kanun yapıcı tarafından "kanunen emre yazılı senetler olarak kabul edilir; yahut da, esas itibariyle emre sayılmayan bazı senetlere "emre" kaydının konması suretiyle o senet emre yazılı senet haline getirilir (iradi olarak emre yazılı senetler).

"Kanunen emre yazılı senet", belli bir tipe (gruba) dahil senetleri ifade eder. Bu tipe dahil senetlerin emre yazılı olduğu kabul edilir. Mesela, kambiyo senetlerinin emre yazılı olması gibi, Poliçe, bono ve çek, "kambiyo senedi tipine dahil olduğu için" emre yazılı senettir (F. Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku. 11. Bası. Ankara 2005, s. 41- 51).

Diğer taraftan 6762 Sayılı T.T.K.nun 690. maddesinin yollamasıyla bonolarda da uygulama yeri olan 6762 Sayılı T.T.K.nun 599. maddesinde "Poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmü öngörülmüştür.

Alacaklının takibine dayanak yaptığı senet kambiyo senedi (bono. poliçe ve çek) niteliğinde olmadığı halde, icra müdürü takip talebini kabul ederek borçluya kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna dair ödeme emri gönderirse, beş gün içinde icra mahkemesine şikayette bulunarak, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibin iptalini sağlayabilir (İ.İ.K. m. 168/3, 170a,l).

Bu nedenle, icra müdürü, alacaklının takip konusu yaptığı belgenin kambiyo senedi olup olmadığını incelemekle yükümlüdür (İ.İ.K. m. 168/1). İcra müdürü, alacaklının dayandığı senedin kambiyo senedi olmadığı kanısına varırsa, takip talebini reddetmelidir; reddetmezse, kambiyo senetlerine mahsus takip, şikayet (İ.İ.K. m. 168/3, m. 170a,l) üzerine veya re'sen (İ.İ.K. m. 170a,II) icra mahkemesi tarafından iptal edilir. Ayrıca, takip talebini alan icra müdürü, alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunup bulunmadığını da incelemek zorundadır (İ.İ.K. m. 170a,II) (B. Kuru, İcra ve İflas El Kitabı, İstanbul 2004, s. 658, 686).

Somut olayda, takip konusu senedin kambiyo senedi özelliklerini taşıdığı ve alacaklının kambiyo hukuku gereğince takip hakkına sahip bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan 6762 Sayılı T.T.K.nun 690. maddesinin yollamasıyla bonolarda da uygulama yeri olan 6762 Sayılı T.T.K.nun 599. maddesi uyarınca poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; ancak, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması halinde bu defiler ileri sürebilecektir.

Dosya kapsamına göre, takip alacaklısının kötüniyetli olduğu iddia ve ispat edilmediği gibi senet metninde de tüketici sözleşmesi sebebiyle verildiğine dair bir ibare bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca muteriz borçlular tarafından takip dayanağı senetteki imzaya itiraz edilmediği gibi borcun ödendiği de ispat edilmemiştir.

Bu durumda mahkemece, 6762 Sayılı T.T.K.nun 599. maddesi hükmü gereği borçluların "senedin tüketici senedi olarak verilmesi sebebiyle 4077 Sayılı Kanunun 6/A maddesi gereğince nama yazılı düzenlenmesi gerektiği iddiasını" takip alacaklısına karşı ileri süremeyeceği gibi, keşidecinin bu durumu sonradan iyiniyetli hamile karşı da ileri sürmesi mümkün değildir.

H.G.K.'nun 5.3.2014 gün ve 2013/12-1286 E., 2014/207 K.; H.G.K.'nun 5.3.2014 gün ve 2013/12-1514 E., 2014/208 K. sayılı ilamlarında da aynı ilkeler kabul edilmiştir. Bu itibarla; H.G.K.'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle, direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarda gösterilen ilave nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcın yatırana iadesine, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'na 5311 Sayılı Kanunun 29. maddesiyle eklenen "Geçici madde 7" atfıyla uygulanmakta olan aynı Kanun'un 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.05.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Yerel Mahkeme ile, Yargıtay Özel Dairesi arasındaki uyuşmazlık; takibe konu senetlerin 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 6/A maddesi gereğince nama yazılı olması gerekirken, emre yazılı olarak düzenlenmesi nedeniyle, keşideci (tüketici) ve senet lehdarı yönünden geçerli olup olmadığı noktasındadır.

Alacaklı şirket tarafından takibe konu edilen senetler, tüketici (keşideci) ile yüklenici (lehdar) arasında, taşınmaz satımı sebebiyle düzenlenen taksitle satış sözleşmesinin teminatı olarak düzenlenmişlerdir.

E. yazılı olarak düzenlenen bu senetler nedeniyle, senet lehdarının, ciro yoluyla senedi devrettiği hamile karşı sorumlu olduğunda duraksamaya yer yoktur. Lehdarın sorumluluğu kambiyo (kıymetli evrak) hukukundan kaynaklanmaktadır.

Çünkü, keşideci yönünden herhangi bir sebeple hükümsüz olan senet, diğer senet borçluları yönünden, 6762 T.T.K.nun 589. maddesinde öngörülen imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi gereğince geçerliliğini korur. Lehdar, ayrıca senet hamiliyle aralarındaki temel hukuki ilişkiye göre de sorumludur.

Bu itibarla, yerel mahkemenin senet lehdarı yönünden verdiği direnme kararında isabet yoktur.

Keşideci (tüketici) yönünden ise, durum tamamen farklılık arzetmektedir. Keşideci (tüketici) ile lehdar (yüklenici) arasında 4077 Sayılı Kanun'un 6/A maddesine göre düzenlenmiş taksitle satış sözleşmesi vardır. Sözleşmede satılan konutun blok numarası, bağımsız bölüm numarası ve taksit adedi belirtilmiştir. İşte takibe konu edilen senetler tamamen bu sözleşmedeki vadeye göre düzenlenmiş senetlerdir. Her senedin ön yüzünde taksitli satışa göre verilmiş sıra numarası, konutun blok ve bağımsız bölüm numarası okunaklı bir biçimde ayrıca ve açıkça yazılmıştır.

Senet sebebiyle hak sahibi olmak isteyen herhangi bir kişi, senet metnini incelediğinde, bunun tüketici işleminden kaynaklandığını kolayca anlayabilir. Bunun için tacir olmaya gerek yoktur. Kaldı ki: senedi ciro yoluyla devralan hamil, tacirdir ve tacir basiretiyle davranmak durumundadır.

Şimdi konuya daha yakından bakalım. Yargıtay Özel Dairesinin bozma ilamına dayanak yaptığı T.T.K.nun 599. maddesinde. "Poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez. Meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ait hükümler mahfuzdur." hükmü öngörülmüştür.

Anılan maddeye ve istikrar kazanmış Yargıtay İçtihatlarına göre, keşideci lehdara karşı ileri sürebileceği şahsi defileri, senedi ciro yoluyla devralan diğer hamillere karşı ileri süremez. Bu durum, kıymetli evrakın kendini doğuran hukuki işlemden mücerretliği (soyutluğu) ilkesi gereğidir.

Bu ilke gereğince keşideci, hamile karşı bedelsizlik iddiasında bulunamaz. Senet bedelinin lehdara haricen ödediğini ileri süremez. Hatır senedi olduğunu ileri süremez. Temel hukuki ilişkinin geçersizliğini de ileri süremez. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ne var ki, somut olayımızda keşideci (tüketici) şahsi defileri yanında, senet metninden anlaşılan hükümsüzlük nedenine de dayanmıştır. Takibe konu senetlerin taksitle satış sözleşmesine dayalı olarak düzenlendikleri uyuşmazlık konusu değildir.

4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 6/A maddesinde: taksitle satış sözleşmesi düzenlenirken, tüketici lehine, "Sözleşmeden ayrı olarak kıymetli evrak niteliğinde senet düzenlenecekse bu senet, her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde ve sadece nama yazılı olarak düzenlenir. Aksi takdirde kambiyo senedi geçersizdir." emredici hükmü öngörülmüştür.

Görüldüğü gibi, burada kanundan doğan bir hükümsüzlük hali söz konusudur. Çünkü senetler kanunun emredici hükmüne aykırı olarak, nama yazılı değil de, emre yazılı olarak düzenlenmişlerdir. Burada herkese karşı ileri sürülebilen mutlak hükümsüzlük hali söz konusudur. Senette sahtekarlık ve tahrifat da bunun gibidir.

Hal böyle olunca, takibin keşideci (tüketici) yönünden İptalinde yasaya aykırılık yoktur. Esasen, özel daire önce mahkeme hükmünü onamıştır. Karar düzeltme aşamasında bozma kararı verilmiştir. Kanaatimizce, bozma kararı verilirken, keşideci (tüketici) nin hukuki durumuyla lehdarın hukuki durumu arasındaki 4077 Sayılı Kanundan kaynaklanan özel durum gözden kaçırılmıştır.

Nitekim, HGK.nun 12.5.1999 tarih ve 1999/12-5567/6156 Sayılı "Takip dayanağı senedin kayıtsız şartsız borç kararını içermediği ve taksitle mal alım sözleşmesi gereği verildiği anlaşıldığından, bu haliyle takip dayanağı belge T.T.K.nun 688. maddesindeki koşulları taşımamaktadır. Bu durumda borçlunun itirazları takip yapan hamile karşı da ileri sürülebilir. Borçlunun borcu kabulü de bulunmadığından 2004 Sayılı İcra İflas Kanununun 170/a-son maddesi hükmünün olayda tatbik yeri yoktur. Borçlunun itirazının bu sebeple kabulüyle takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir." şeklindeki içtihadı görüşümüzü doğrular mahiyettedir.

Tüm bu nedenlerle, keşideci (tüketici) yönünden yerel mahkemece verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, tüketici yönünden onanması gerekirken, aksine düşüncelerle bozulmasına dair sayın çoğunluğun değerli görüşüne katılamıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.