Danıştay, Avukatlık ücret tarifesinin bazı maddelerinin yürürlüğünü durdurdu
DANIŞTAY 8. DAİRESİ
Esas Numarası: 2014/898
Karar Tarihi: 04.07.2014

ÖZETİ: İcra ve iflas dairelerinde konusu para ile değerlendirilen davalarda, takip miktarı 2.083,33 TL'nin altında olan icra takiplerinde, hükmedilecek nispî avukatlık ücretinin Tarife'ye göre belirlenen maktu avukatlık ücretinin altında kalması durumunda, hükmedilecek vekâlet ücretine de takip miktarını geçemeyeceği yönünde bir sınırlandırma getirilmesinin, asıl alacak tutarından fazla vekâlet ücretine hükmedilmesi sonucunu doğuracak şekilde asgari sınır getirilmesine yönelik dava konusu tarife kuralında hukuka uyarlık bulunmamakta olup yürütülmesinin durdurulması gerekir.
Seri davalarda harcanan emek ve çabanın oldukça üstünde avukatlık ücretine hükmedilerek taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenle seri davlarda adil ve kademeli bir düzenleme yapılması gerekir.

Yargılamanın hızlı ve en az giderle yapılabilmesi amacıyla, talep edilecek duruşmada yapılacak hukuki yardımı karşılayacak miktarda, duruşmasız davalarda ödenecek ücrete göre daha fazla miktarda olması, ancak sadece daha fazla avukatlık ücreti alabilmek için duruşma talebinde bulunulmamasını özendirici miktarda avukatlık ücreti belirlenmesi gerekir.

İstemin Özeti: 28.12.2013 tarih ve 28865 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Genel Hükümler" bölümünde yer alan 11. maddesinin birinci fıkrası, 12. maddesinin birinci fıkrası, 13. maddesinin beşinci fıkrası, 14. maddesinin birinci fıkrası, 15. maddesinin birinci fıkrası ve 21. maddesi ile "Ücret Tarifesi" bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 15. maddenin (a), (b) ve (c) bentleri ile 18. maddenin (a), (b) ve (c) bentleri, İkinci Kısım, İkinci Bölümde yer alan 21. maddesinin (b) bendi ve Üçüncü Kısımda yer alan 8. maddede yapılan değişiklik ve eklemeler ile maktu ücretlerdeki artış oranının; konusu para ile değenlendirilebilen davalarda hükmedilecek nispi avukatlık ücretinin, tarifeye göre belirlenen maktu avukatlık ücretinin altında kalması durumunda, hükmedilecek vekalet ücretinin asıl alacağı geçmemesi yönünde Danıştay kararları olduğundan Tarifenin 11. maddesinin 1. fıkrasının; küçük miktarlı alacaklar için karşı taraf aleyhine ölçüsüz bir yük getireceğinden 12. maddenin 1. fıkrasının; ceza mahkemelerinde taraf sıfatı bulunmayan Hazine aleyhine hüküm kurulamayacağından 13. maddenin 5. fıkrasının; zımmi ret veya gerekçesi yetersiz idari işlemin iptali için açılan davalarda davacının davalı idarenin savunmasının görmeden ya da yeteri kadar inceleyemeden feragat hakkını kullanmaya zorlandığından 14. maddenin 1. fıkrasının; uzlaşma sağlanması ile avukatlık ücretinin tamamına hükmedilmesi, avukatın harcadığı çaba ve emeği ile orantılı olmayıp alternatif uyuşmaklık yollarının cazip olmaktan çıkaracağından 15. maddenin 1. fıkrasının; aynı emek ve çabanın harcandığı seri davalarda karşı taraf aleyhine ölçüsüz yükümlülük getireceğinden 21. maddenin; 4483 sayılı Yasa uyarınca yapılan başvuruların yargılama niteliği bulunmadığından Tarifenin 2. kısım ikinci bölümünün 15 ve 18. maddelerinin (b) maddelerinin; bireysel başvurunun istisnai bir yargı yolu olduğundan ve fahiş miktarda vekalet ücreti belirlendiğinden 21. maddesinin (b) maddesinin, %0,1 den %1 oranına fahiş miktarda artış yapıldığından Tarifenin üçüncü kısmının 8. maddesinin; enflasyon oranı üzerinde artış yapıldığından maktu ücret artışlarının ve duruşmalı ve duruşmasız davalar arasındaki ücret farkının ölçüsüz olduğundan Tarifenin bu yönünün hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ve yürütmenin durdurulması istemidir.

Savunmanın Özeti: Danıştay kararlarına ve mevzuata uyumlu olduğundan Tarifenin 11. maddesinin; avukatın emek ve çabası korunduğundan 12. maddesinin 1. fıkrasının; ceza davalarında davanın bir tarafının Devlet olduğu, bu nedenle beraat eden sanık vekiline Hâzinece vekalet ücreti ödenebileceğinden 13. maddenin 5. fıkrasının; tarife ile 2577 sayılı Yasa'nın aynı terimleri kullanması amaçlandığından 14. maddenin 1. fıkrasının; duruşma evresine geçilmeden önce avukatlık hizmetinin büyük çoğunluğunun tamamlanması nedeniyle 15. maddenin 1. fıkrasının; her dava için avukatın harcadığı emek ve çabanın karşılığı olarak tüm dava dosyalarında vekalet ücretinin hakedildiğinden 21. maddesinin; memur hakkında yargılama faaliyeti yapıldığından Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 15 ve 18. maddelerinin (b) bendinin; Yüksek Mahkemede yapılan yargılama faaliyeti nedeniyle avukatın emek ve mesaisinin göz önüne alındığından 21.maddesinin (b) bendinin, sehven bir önceki yıl tarifesinde yer alan %0,1 onarının %1 olarak değiştirildiğinden üçüncü kısmın 8. maddesinin; takdir hakkı, avukatın göreceği işin niteliği, emek, çaba ve mesaisinin göz önüne alınmasıyla belirlenen maktu ücret artış oranlarının ve savunmanın diyalektik olması, duruşmalarda savunma sanatının icra edilmesi nedeniyle duruşmalı ve duruşmasız davalarda vekalet ücretlerinin farklı olması nedenleriyle davanın ve yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi: Yürütmenin durdurulması isteminin kısmen kabul edilerek kısmen reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dava, 28.12.2013 tarih ve 28865 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Genel Hükümler" bölümünde yer alan 11. maddesinin birinci fıkrası, 12. maddesinin birinci fıkrası, 13. maddesinin beşinci fıkrası, 14. maddesinin birinci fıkrası, 15. maddesinin birinci fıkrası ve 21. maddesi ile "Ücret Tarifesi" bölümünün ikinci kısım, ikinci bölümünde yer alan 15. maddenin (a), (b) ve (c) bentleri ile 18. maddenin (a), (b) ve (c) bentleri, ikinci kısım, ikinci bölümde yer alan 21. maddesinin (b) bendi ve üçüncü kısımda yer alan 8. madde de yapılan değişiklik ve eklemeler ile maktu ücretlerdeki artış oranının iptali istemiyle açılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrasında, "Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler." kuralı yer almaktadır.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde, baro yönetim kurullarının her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderecekleri, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarifenin o yılın Ekim ayı sonuna dek hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderileceği, tarifenin Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşeceği; ancak Adalet Bakanlığının uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri göndereceği, geri gönderilen bu tarifenin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılacağı ve sonucun Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirileceği hükme bağlanmıştır.

Anılan Yasal düzenlemede avukatlık asgari ücret tarifesinin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından tüm baroların teklifleri göz önüne alınarak hazırlanması ve yürürlüğe girmesi aşamasına ilişkin usul hükümleri belirlenmiş, tarifenin hazırlanması aşamasında dikkate alınacak esas ve ölçütler konusunda herhangi bir belirleme yapılmamıştır.

Avukatlık asgari ücret tarifesinin hazırlanması konusunda Türkiye Barolar Birliğine tanınan yetkinin kullanımında, yargının kurucu unsurlarından savunmayı temsil eden avukatın, Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinde öngörüldüğü üzere, emek ve mesaisinin dikkate alınmasının yanısıra, kişilerin hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte düzenlemelere de yer verilmemesi gerekmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü için dava konusu Tarife maddelerinin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.

Tarifenin 11. maddesinin 1. fıkrasının incelenmesi;
Davacı tarafından anılan Tarifenin 11. maddesinin 1. fıkrasının tümünün iptali istenilmişse de; dava dilekçesi içeriğinden hukuka aykırılık iddialarının aynı fıkranın "Ancak takip miktarını geçemez." cümlesine yönelik olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlık söz konusu cümleye hasren incelendi.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin dava konusu edilen 11. maddesinde, "İcra ve İflas Müdürlüklerindeki hukuki yardımlara ilişkin avukatlık ücreti, takip sonuçlanıncaya kadar yapılan bütün işlemlerin karşılığıdır. Konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Şu kadar ki takip miktarı 2.083,33 TL’ye kadar olan icra takiplerinde avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümünde, icra dairelerindeki takipler için öngörülen maktu ücrettir. Ancak bu ücret takip miktarını geçemez." hükmü yer almaktadır.

Dava konusu Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 11. maddesinde hükme bağlanan, İcra ve İflas Müdürlüklerindeki konusu para veya para ile değerlendirilen hukuki yardımlarda, davanın sonucunda hükmedilecek avukatlık ücretinin Tarife'nin üçüncü kısmına göre nispî olarak belirleneceği, hükmedilecek nispi avukatlık ücretinin, takip miktarı 2.083,33 TL'ye kadar olan icra takiplerinde Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde icra dairelerindeki takipler için öngörülen maktu avukatlık ücret olduğu, ancak bu ücretin takip miktarını geçemeyeceği kuralıyla, avukatların mesleklerini icra ederken hak edecekleri ücretlere belli bir asgari sınır getirilmek suretiyle yapılan hukuki yardımın niteliği ve niceliği ne olursa olsun avukatın verdiği hukuki hizmetin maddi karşılığının belli bir miktarın altına düşmesinin engellenmek istenildiği anlaşılmakla birlikte; idari işlemlerin temel amacı kamu yararı olduğundan, tarifenin hazırlanması sırasında, avukatların davanın görümü sırasında harcadığı çaba, gayret ve emeğinin karşılığı, uyuşmazlığa konu alacağın değeri, taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirmemesi ve çeşitli sözleşmeler yoluyla avukatlık mesleğinin zarar görmesinin engellenmesi hususlarının da dikkate alınmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur.

Uyuşmazlık bu kapsamda değerlendirildiğinde; icra ve iflas dairelerindeki hukuki yardımların konusu para ile değerlendirilen davalarda hükmedilecek avukatlık ücretinin asıl alacak miktarı göz önünde bulundurulmadan, asıl alacak ile birlikte feri alacaklar ve takip masraflarının toplamı olarak ifade edilebilecek "takip miktarı" ile sınırlandırılması, özellikle çok küçük miktarlı alacaklar nedeniyle açılan davalarda, karar aleyhine sonuçlanan taraf açısından ölçüsüz bir yükümlülük getirilebileceği gibi, seri davalar için, yalnızca karşı taraf vekâlet ücretine dayanan avukatlık sözleşmeleri yapılarak mesleğin itibarının zarar görmesine, kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan davalarda ise, tarafların haklılık oranlan arasında büyük bir fark bulunmasına rağmen, tarafların adalet ve hakkaniyetle bağdaşmayacak bir şekilde eşit miktarda avukatlık ücretinden sorumlu tutulmasına yol açılması da mümkündür.

Bu durumda, ülkenin ekonomik ve sosyal durumu, avukatların davanın görümü sırasında harcadığı çaba, gayret ve emeğinin karşılığı, uyuşmazlığa konu alacağın değeri, taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirilmemesi ve çeşitli sözleşmeler yoluyla avukatlık mesleğinin zarar görmesinin engellenmesi hususları dikkate alındığında, icra ve iflas dairelerinde konusu para ile değerlendirilen davalarda, takip miktarı 2.083,33 TL'nin altında olan icra takiplerinde, hükmedilecek nispî avukatlık ücretinin Tarife'ye göre belirlenen maktu avukatlık ücretinin altında kalması durumunda, hükmedilecek vekâlet ücretine de takip miktarını geçemeyeceği yönünde bir sınırlandırma getirilmesinin, asıl alacak tutarından fazla vekâlet ücretine hükmedilmesi sonucunu doğuracak şekilde asgari sınır getirilmesine yönelik dava konusu tarife kuralında hukuka uyarlık bulunmamakta olup yürütülmesinin durdurulması gerekmektedir.

Nitekim, Danıştay Dava Daireleri Kurulu'nun 30/06/2011 gün ve E:2011/321 sayılı, yine Dairemizin 02/11/2010 gün ve E:2010/4804, K:2010/5737 sayılı kararları da aynı yöndedir.

Tarifenin 21. maddesinin incelenmesi;
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin dava konusu edilen 21. maddesinde, "İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin her biri için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine hükmedilir." hükmü yer almaktadır.

Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında, davaların en az giderle ve olanaklı olan çabuklukla sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu belirtilmiş; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlığın Amacı” başlığını taşıyan 2. maddesinde, avukatlığın amacının; hukuki ilişkilerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu; “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan tutarı veya değeri ifade ettiği bildirilmiş; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında da, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin belirlenmesinde, avukatın emeği ve çabasının, işin önemi ve niteliğinin ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı belirtilmiştir.
Diğer taraftan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü” başlığını taşıyan 29. maddesinin birinci fıkrasında, tarafların, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorunda oldukları; “Usul ekonomisi ilkesi" başlıklı 30. maddesinde, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu; 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu; 332. maddesinde, yargılama giderlerine, mahkemece kendiliğinden hükmedileceği yönünde düzenleme yapılmıştır.

Uyuşmazlık konusu Tarife maddesi bu kapsamda değerlendirildiğinde, tarafların adalet ve hakkaniyet ilke ve ölçüleri içerisinde yer almayacak şekilde avukatlık ücreti ile sorumluluklarının benimsenmesi, seri davalarda harcanan emek ve çabanın oldukça üstünde avukatlık ücretine hükmedilerek taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenle seri davlarda adil ve kademeli bir düzenleme yapılması gerekirken her bir dava için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine hükmedilmesine ilişkin maddenin hukuka aykırı olduğu açık olup yürütmenin durdurulması isteminin kabulü gerekmektedir.

Tarifenin "Ücret Tarifesi" bölümünün ikinci kısım, ikinci bölümünde yer alan 15. maddenin (a), (b) ve (c) bentleri ile 18. maddenin (a), (b) ve (c) bentlerinin incelenmesi;
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin dava konusu edilen "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünün ikinci kısım, ikinci bölümünde yer alan 15. maddenin (b) ve 18. maddenin (b) bentlerinde, 4483 sayılı Kanun uyarınca yapılacak başvurularda vekalet ücretine hükmedileceği; dava konusu edilen diğer bentlerde, idare ve vergi mahkemelerinde görülen davalar ile Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ilk derecede görülen davalar için duruşmasız ve duruşmalı olmasına göre farklı vekalet ücretinin belirlendiği ve duruşmalı için belirlenen ücretin duruşmasızın ücretinin iki katı olduğu görülmektedir.

İlk olarak 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca yapılacak başvurular için öngörülen vekalet ücretine ilişkin kısmının incelenmesinden;
4483 sayılı Yasa'nın "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, bu Yasanın amacının memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirlemek ve izlenecek usulü düzenlemek olduğu hükme bağlanmıştır. Bu Yasa ile, kapsamına giren kamu personelinin ceza yargılaması yapılması öncesinde izlenmesi gereken usulün düzenlendiği açıktır.

Avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı, veya değeri ifade eden avukatlık ücretinin kapsamı; mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran hertürlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken ücrettir. Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet üceti, yargılama giderinin kapsamını oluşturduğu gibi, vekil ile takip edilen davalarda mahkemelerce, kanuna göre takdir olunacak vekalet ücretinin taraf lehine hükmedileceği anlaşılmaktadır.

Tüm bu açıklamalara göre; dava konusu Tarife hükmü ile 4483 sayılı Yasa uyarınca yapılacak başvurularda avukatlık ücretine hükmedileceği hüküm altına alındığı görülmekte ise de, yukarıda açıklandığı üzere vekil ile takip edilen davalarda mahkemelerce avukatlık ücretine hükmedileceği, 4483 sayılı Yasa kapsamında Bölge İdare Mahkemelerine ilgililerce yapılan başvuru sonucu yargılama faaliyeti yapılmayıp ceza yargılaması öncesi usuli bir yolun tamamlandığı, bu nedenle itiraz üzerine verdikleri kararlarda vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.

Duruşmalı ve duruşmasız davalar için belirlenen ücret kısmının incelenmesinden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince yazılı yargılama usulünün geçerli olduğu idare ve vergi mahkemeleri ile Danıştay'da, dosya üzerinden inceleme yapılmak suretiyle yargılama yapılması kural, duruşma yapılması ise istisna olup, bilgi ve belgelerle tevsik edilmedikçe taraflarca duruşma sırasında ileri sürülecek iddia ve savunmaların hükme esas alınabilmesi mümkün olmamaktadır. Öte yandan söz konusu duruşmalarda zabıt katibi marifetiyle tutunak düzenlenmediği gibi duruşmayı yöneten Başkan tarafından taraflara ikişer defa söz hakkı verilen ve tanık dinlenmeyen bir usulle yapılmaktadır.

Hal böyle iken, duruşmalı davalarda ödenecek ücretin, duruşmasız davalarda ödenecek ücretin iki katı olarak belirlenmesinden sonra, uyuşmazlığın niteliği gerektirmediği halde duruşma talebinde bulunulmasına neden olunabileceği anlaşılmaktadır.

Bu nedenlerle, yargılamanın hızlı ve en az giderle yapılabilmesi amacıyla, talep edilecek duruşmada yapılacak hukuki yardımı karşılayacak miktarda, duruşmasız davalarda ödenecek ücrete göre daha fazla miktarda olması, ancak sadece daha fazla avukatlık ücreti alabilmek için duruşma talebinde bulunulmamasını özendirici miktarda avukatlık ücreti belirlenmesi gerekirken, duruşmalı ve duruşmasız dava dosyalarında iki katı belirlenen ücretin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olup anılan kuralın da yürütmesinin durdurulması gerekmektedir.

Dava konusu diğer maddeler yönünden 2577 sayılı Yasa'nın 27. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen koşulların birlikte gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı Yasa'nın 27. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen koşulların birlikte gerçekleştiği anlaşıldığından, dava konusu Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Genel Hükümler" bölümünde yer alan 11. maddesinin birinci fıkrası, 21. maddesi ile "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 15. maddenin (b) bendi ile 18. maddenin (b) bendinin oybirliği ile, "Ücret Tarifesi" bölümünün ikinci kısım, ikinci bölümünde yer alan 15. maddenin (a) ve (c) bendi ile 18. maddenin (a) ve (c) bentlerinin oyçokluğu ile yürütmesinin durdurulmasına; Tarifenin 12. maddesinin birinci fıkrası, 13. maddesinin beşinci fıkrası, 14. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesinin birinci fıkrasının oybirliği ile, "Ücret Tarifesi" bölümünün ikinci kısım, ikinci bölümünde yer alan 21. maddeninin (b) bendi ve üçüncü kısımda yer alan 8. maddede yapılan değişikliklik yönünden oybirliği ile, maktu ücretlerdeki artış oranı yönünden oyçokluğu ile yürütmenin durdurulması isteminin reddine, bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 7 (yedi) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na itiraz yolu açık olmak üzere, 04/07/2014 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY:
(X)- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin dava konusu edilen "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünün ikinci kısım, ikinci bölümünde yer alan 15. maddenin (a), (c) ve 18. maddenin (a), (c) bentlerinde, idare ve vergi mahkemelerinde görülen davalar ile Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ilk derecede görülen davalar için duruşmasız ve duruşmalı vekalet ücreti belirlendiği görülmektedir.
İdari Yargı'nın en önemli özelliği, yargılamanın yazılı olmasıdır. Yazılı yargılamada inceleme dosya üzerinden yapılır. Bununla birlikte 2577 sayılı Yasa'nın 17. maddesinde gösterilen hallerde duruşma yaparak tarafların sözlü açıklamalarını dinleme olanağı da mevcuttur. Duruşma sırasında yapılan açıklamalar, maddi uyuşmazlığın daha iyi anlaşılmasında hakime yardımcı olmaktadır. Vekil ile temsil edilen davalarda avukatlar ise, savunma sanatını ve becerisini icra etmektedir.

Uyuşmazlık bu kapsamda değerlendirildiğinde, avukatın duruşma için harcadığı çaba, gayret ve emeğinin karşılığı olarak, duruşmalı ve duruşmasız davalar için vekalet ücretinin farklı belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı düşüncesiyle aksi yöndeki çoğunluk karararına katılmıyorum.

KARŞI OY
(XX)- Dava konusu Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin maktu ücretlerdeki artış oranının iptalinin istenildiği görülmektedir.
Dava konusu tarifede, bir önceki yıl tarifesi gözönünde bulundurulduğunda enflasyon oranlarının üzerinde; maktu ücretlerde ortalama olarak % 13,87 oranında, bazı yerlerde % 9,09 (Birinci kısım birinci bölüm beşinci bent), diğer bazı yerlerde ise % 51,51 (ikinci kısım ikinci bölüm yirmibirinci bent) oranlarında artış yapıldığı görülmektedir.
Ülke çapında kurulu bulunan tüm baro yönetim kurullarının hazırlayarak Türkiye Barolar Birliği'ne sundukları teklifler dikkate alınarak anılan Birlikçe son şekli verilen ve Adalet Bakanlığı'nın da incelemesinden geçerek yayımlanan tarifenin maktu ücretlere ilişkin bölümlerinde yapılan düzenlemelerde, enflasyon oranları, kalkınma hızı ve refah payı dikkate alınmak suretiyle ülkenin ekonomik ve sosyal durumu, avukatların davanın görümü sırasında harcadığı çaba, gayret ve emeğinin karşılığı, uyuşmazlığa konu alacağın değeri, taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirmemesi hususları ile bir önceki tarifeye göre maktu ücretlerde yapılan artışlar dikkate alındığında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından yürütmenin durdurulması isteminin kabulü gerektiği düşüncesiyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
erser 3 yıl önce

keşke dosyanın okunduğuna emin olsak da duruşma için zaman harcamasak. aylıktan kesme cezasının iptali için davada duruşma istedim. başkan bana ceza işleminden birkaç soru sordu ki bir sayfadan ibaret işlemde hepsi yazılıydı. fiil tarihi gibi.