DEVREMÜLK SÖZLEŞMESİNDEN CAYMA, SÖZLEŞMENİN İPTALİ KOŞULLARI
 Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacı, davalı şirketin sahibi olduğu Yalova devremülk tesislerine davet edildiklerini, davalı şirket elamanlarının devremülk sözleşmesi yapma hususunda baskı yapmaları üzerine sözleşme imzaladığını, ancak firmaya güveni olmadığından cayma bildirimi gönderdiğini ileri sürerek sözleşmenin iptalini, ödediği 10.725 TL nin faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, tapu devri yapıldığı, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 

Davacı, Y...'da davalıya ait tesiste davalı şirket elemanlarınca aldatıcı vaat ve taahhütler ile ve psikolojik baskı altında 31.03.2012 tarihinde devremülk sözleşmesini imzaladığını, ancak daha sonra hiç yararlanmadığı devremülk hakkında 22/05/2015 tarihinde cayma bildiriminde bulunduğunu belirterek, eldeki davayı açmıştır.

4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı TKHK'nun 8/1 maddesinde, “kapıdan satış, işyeri, fuar, panayır gibi satış mekânları dışında önceden mutabakat olmaksızın yapılan tecrübe ve muayene koşullu satışlardır.” şeklinde tanımlanmış olup, yapılan tanıtımlar üzerine hazırlıksız bulunduğu bir sırada imzalamış olduğu 23/09/2011 tarihli sözleşmenin, kapıdan satış şeklinde yapıldığının kabulü gerekir. Bu tip satışlar, tecrübe ve muayene koşullu satışlardan olduğundan, cayma hakkı ancak hizmetin ifasından sonra, başka bir ifade ile tatil hakkı kullanıldıktan sonra işlemeye başlayacak olup, bu süre içinde sözleşme askıdadır.

Davacı devremülk hakkını kullanmadığını belirtmekte olup, bu durumda cayma hakkını kullanma süresi henüz başlamamış olduğundan, davacının cayma hakkını kullanması mümkündür. O halde, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 08/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 13. Hukuk Dairesi
ESAS: 2014/37569 
KARAR: 2015/27529

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı şirket ile devre mülk satış vaadi sözleşmesi çerçevesinde 60 adet bono düzenlendiğini, toplam 600 TL taksit ödemesi yaptığını, sözleşme kapsamında henüz bir hizmet verilmediğini, gördüğü lüzum üzerine kanuni cayma hakkını kullandığını, fesih bildiriminde bulunduğunu, davalının ödenen parayı ve senetleri iade etmediğini ileri sürerek borçlu olmadığının ve sözleşmenin geçersizliğinin tespitine, bonoların iptaline ve ödeme yaptığı miktarın ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 

Davalı, ilk duruşma öncesinde ibraz ettiği dilekçe ile avans faizi talebi dışında davayı kabul etmiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. 

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Dava, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin feshi ile ödenen miktarın tahsili ve bonoların iptali isteğine ilişkindir.

Davacı, davalı ile aralarında devremülk satışına ilişkin sözleşme olduğunu, sözleşme uyarınca henüz hizmet verilmediğini ileri sürerek sözleşmenin geçersiz olduğunun tespiti ile ödediği bedelin avans faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Mahkemece, hükmedilen alacağın yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

Davalı tacir olup, dava konusu alacak davalının ticari işletmesi ile ilgili olduğundan davacı alacağın avans faizi ile tahsilini isteyebilir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2.maddesine göre; taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır. Davalı tacir olup, dava konusu alacak ticari işletmesi ile ilgili olduğundan dava konusu alacak için avans faizi istenebilir. Bu durumda mahkemece hükmedilen alacağa avans faizi yürütülecek şekilde karar verilmesi gerekirken yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 

3-6100 Sayılı HMK.nun 323/1-ç maddesine göre; Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler yargılama gideridir. Hal böyle olunca davacının, 600 TL nin iadesi için davalıya gönderdiği ihtarname gideri 112,92 TL nin de yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline karar karar verilmesi gerekirken bu tutarın yargılama giderlerine dahil edilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.

Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7. maddesi gereğidir.  

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın hüküm fıkrasının birinci bendinin tümüyle hükümden çıkartılarak yerine “ Taraflar arasında imzalanan 13/01/2013 tarihli EM0637 sayılı devremülk pay vaadi sözleşmesinin iptaline, davacı tarafından ödenen 600,00-TL'nin 22/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 4. bendinin tümüyle hükümden çıkartılarak yerine “Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 39 TL tebligat ve posta ücreti ile dava açılmadan önce yapılan 112,92 TL ihtarname gideri tutarı 151,92 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 620,32 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.9.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
misafir 1 yıl önce

tapu devri yapılmış, tapu iptal davası açılması gerekmezmiydi?

Misafir Avatar
@misafir seda 2 ay önce @misafir

peki bu karardan sonra tapu devri gerçekleştiği için ne yapılmalıdır aurıca tapu iptali tescil mi açılması gerekiyor

Beğenmedim! (0)