'Sahte Fatura Kullanma Suçu, Cezanın Ertelenme Şartları, Erteleme Sınırı'
YARGITAY Ceza Genel Kurulu
ESAS: 2013/297
KARAR: 2014/61


2003 ve 2004 takvim yıllarında "sahte fatura kullanmak" suçundan sanık Y. Ç.’ın 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/b-1, 765 sayılı TCK’nun 80 ve 59/2. maddeleri uyarınca iki kez 17 ay 15 gün olmak üzere toplam 35 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 18.03.2009 gün ve 533-207 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 02.02.2012 gün ve 11231-940 sayı ile; 2003 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşmesine, 2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan kurulan hükmün ise onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay C. Başsavcılığı ise 25.01.2013 gün ve 309880 sayı ile;

“Sanık hakkında lehe olduğu tespiti yapılan 765 sayılı TCK hükümleri uygulanırken sonuç cezanın 2 yılın üzerinde olması nedeniyle 647 sayılı Kanunun ertelemeye ilişkin hükümleri gerekçede ve kısa kararda hiç tartışılmamıştır. Her ne kadar hüküm verilmeden önce bu konuda yapılmış bir talep bulunmuyor ise de artık 2003 suç tarihli mahkûmiyete ilişkin davanın düşmesi üzerine 2004 suç tarihli davada 647 sayılı Kanunun ertelemeye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının önünde kanuni bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle lehe kanun hükümlerinin tatbiki bakımından tüm kanun maddelerinin tartışılarak sonucuna göre sanık hakkında hüküm tesisinde zorunluluk bulunmaktadır” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.

CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 11. Dairesince 27.02.2013 gün ve 3253-3255 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; yerel mahkeme hükmünün ertelemenin değerlendirilmesi amacıyla bozulmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

İncelen dosya kapsamından;

Sanık hakkında 2003 ve 2004 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak suçlarından kamu davası açılıp, yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/b-1, 765 sayılı TCK’nun 80 ve 59/2. maddeleri uyarınca iki kez 17 ay 15 gün olmak üzere toplam 35 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın son celsede bilirkişi raporuna karşı itirazlarını ve esas hakkında beyanlarını sunduğu dilekçesinde lehine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece "sanığın duruşmadaki hal ve tavırları, sözleri, davranışları" lehine takdiri indirim nedeni kabul edildiği, içtima sonucu verilen toplam ceza iki yılı aştığından ertelemeye ilişkin herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Suç tarihinde yürürlükte bulunan 647 sayılı Kanunun "Cezaların ertelenmesi" başlıklı 6. maddesi;

"Adliye mahkemelerince para cezasından başka bir cezayla mahkum olmayan kimse, işlediği bir suçtan dolayı ağır veya hafif para veya bir yıla kadar (bir yıl dahil) ağır hapis veya iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis veya hafif hapis cezalarından biriyle mahkum olur ve geçmişteki hali ve suç işleme hususunda eğilimine göre cezanın ertelenmesi ileride suç işlemekten çekinmesine sebep olacağı hakkında mahkemece kanaat edinilirse, bu cezanın ertelenmesine hükmolunabilir. Bu halde ertelemenin sebebi hükümde yazılır.

Suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış olanlar ile 65 yaşını ikmal etmiş bulunanların mahkum oldukları ağır hapis cezası iki yıldan, hapis veya hafif hapis cezası üç yıldan fazla olmadığı hallerde de yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanabilir.

Bazı suçlara ilişkin cezalar ile askeri suçlar ve disiplin suçlarına ilişkin cezaların ertelenemeyeceğine dair özel kanun hükümleri saklıdır" şeklinde düzenlenmiş,

5237 sayılı TCK'nun “Hapis cezasının ertelenmesi” başlıklı 51. maddesinin 1. fıkrasında da; “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin;

a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,

b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekir” düzenlemesine yer verilmiştir.

5271 sayılı CMK'nun "Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 230. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde ise; "Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar"ın mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterileceği hükme bağlanmıştır

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Sanık hakkında yerel mahkemece sübuta eren suçları nedeniyle 765 sayılı TCK'nun lehe olduğunun kabulüyle 213 sayılı Kanunun 359/b-1, 765 sayılı TCK'nun 80 ve 59. maddelerinin ikişer kez uygulanması suretiyle verilen ve her bir suç için belirlenmiş 17 ay 15’er günlük cezasının toplamıyla hükmedilen 35 ay hapis cezasının, 2 yıldan fazla olması nedeniyle 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca erteleme imkânının bulunmadığı hususu tartışmasızdır. Ancak içtimaa tabi suçlardan biri hakkındaki hüküm Özel Dairece bozulup, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle davası düşürüldüğünden, diğer suçtan kalan 17 ay 15 gün süreli hapis cezasının ertelenmesi mümkün hale gelmiştir.

Dava konusu yargılamada da sanık son oturumda sunduğu dilekçesinde; "bilirkişi raporlarına itibar edilmeksizin lehime karar verilsin" şeklinde bir istemde bulunmuştur ki bu talep ertelemeyi de kapsamaktadır. Şu halde artık ertelemenin mümkün hale geldiği ve sanığın da bu yönde talebinin bulunduğu somut olayda, yerel mahkemece bu hususta değerlendirme yapılabilmesi için hükmün bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan dokuz Genel Kurul Üyesi; "itirazın reddine karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 02.02.2012 gün ve 11231-940 sayılı kararının, 2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan kurulan hükmün onanmasına ilişkin bölümünün KALDIRILMASINA,
3- İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2009 gün ve 533-207 sayılı kararının, 2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden, sanık hakkında erteleme hükmünün uygulanmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla BOZULMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2014 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.


Kaynak: kararara.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.